Hormonlara Dair

Hormonlara Dair

Hormonlar duyguları üretmiyor. Duygular hormonları tetikliyor ve açığa çıkarıyor. Evet, hormonu düzelttiğinizde duygu düzelir. Ama bu düzelme yapay!

Bir insanın seratoninini (mutluluğu sağlayan hormon) artırabilirsiniz. Normal şartlarda o kişide mutluluğu oluşturan hisler yoksa; mutluluk sadece o ilaç kullanıldığı sürece devam eder. Hormonlar salgılanıyor, biz de mutlu oluyoruz sanılıyor. Esas olan; hisler, haller bedende bazı hormonların salgılanmasına neden olur. Hormon bezine çalışırsak duyguları daha rahat çözeriz. Ancak aslolan duygular bedene ait değil. Hisler bedene ait değil, hormonlar bedene ait.

Hisler ve duygular; sizin mekanizmanızın, süperbenlikten gelen alt benlik mekanizmanızın çalışmalarının, çakışmalarının sonucunda olan hal durumları. Bu hallerin Yaradan’a yakın ve uzak olanları var. Bunlar bizim seçtiklerimiz, hormonları doğruluyorlar.

Psikoloji asıl olanın hormonlar olduğunu, onların duyguları ürettiğini söylüyor. Öyle değil; duygular bedenden gelmiyor, bilinç mekanizmamızdan. Bariyerler, dirençler toplamı, hallerimizi oluşturuyor. Sınırlı olduğumuzu hissediyorsak korkular başlıyor. Bariyerler varsa; korkular, güvensizlik, başarısızlık var. Bariyerler önce düşünceleri oluşturuyor, düşünceler duygulara dönüyor. Ben sınırlı varlığım bariyeri var, düşünce bu. Bedenim sınırlı, yapabileceklerim de sınırlı demeye başlıyoruz. O zaman sınırlı varlığım. Ben acizim. Başarısızım. Savunmasızım. Düşüncenin oluşturduğu haller bunlar.

Bu duygular hormonları tetikliyor. Hormonları ya da o çakra bölgelerini düzeltmemiz, bu duyguyu aşmamızı kolaylaştırır. Bir kişi seratonin sergilemiyorsa, bazen dışarıdan seratonin oluşturacak etmenleri tetiklemeli. Hormon üzerine çalışıp duygu çalışmasını güçlendirebiliriz. Çakra bölgesindeki hormonu tetikleyip ya da bağışıklık sistemini güçlendirmek için timusu tetikleyip timustaki çalışmamızı kolaylaştırabiliriz. Ama timusu açtığımızda oradaki bütün duygular çözülecek anlamına gelmez. Öncelik blokajı kaldırmaktır her zaman. Tekamül merkezi çalışmalarımızda, o hormonun salgılanmasını kolaylaştırdığımız için oradaki duyguları çözümlememiz daha kolay olur.

Önemli olan blokajı kaldırmak için bütün ortamı hazırlamak. Duruşlar, boğazdan ışık aktarmak bariyeri kaldırmayı kolaylaştıran şeyler. Teknik şeyleri anlattıktan sonra hakikatine geçelim diyorum. En yüksek formu; hakikati yaşadığımızda olur. Ağzından O’nun sana söylediği dışında söz çıkmaması. Bu Dünya’da benim suretimden yaratıldın cümlesini idrak ettikten sonra; Eksiğim, başarısızım dediğinde yalan söylüyorsun. Örnek aldığımız üstatlar gibi konuşmaya gayret edip, özen gösterdiğimizde o zaman bu yaptığımız teknikler çalışmaya başlıyor.

Hormonlar işbirliği yaptığımız araçlar. Onları yükseltmemiz işi kolaylaştırıyor. Asıl iş; blokajı kaldırmak ve O’nun hakikatini ifade etmek.

Şeytan ilk yaratılış anında diyor ki; Güvenmiyorum, onlar başaramayacaklar, insana güvenmiyorum Yaradan insana güveniyor. Ne olursanız olun size güveniyor. Kendinize güvenmemeniz için bir sebep yok. O’nun size güvendiği kadar kendinize güvenmeniz yeterli. Şu an hangi aşamasındayım bilmiyorum ama biliyorum ki başarıyorum. Yaradan’ın ruhunu içimde taşıyorum.

Bütün çakraların bir dili var. Kök çakra cesareti dile getirsin. Organların görevi sindirmek değil. Kalp sadece kan pompalamıyor. Fiziksel işi o. Her birinin ruhsal görevi var. Yaradan’ın ışığını yaymak. Dış dünyadaki gerçeklikteki yaratmanın yolu, her bir organımızdan dışarı doğru yayılan ışıklardır.

İnsanlar Yaradan’ın soyut bir kavram olduğunu sanıyorlar. Bugüne kadar gelen peygamberlerin, evliyaların, embiyaların, erenlerin hepsi bu yoldan geçmiştir. Hiç biri yata yata rehberlik yapmamıştır. Rehberlik doğuştan verilmiyor. Hepsi bu sürecin, duygularının içinden geçmiştir. Onların amacı hayatlarıyla Rab kavramını, fiziksel formda görmek, göstermek. Neyin yapılabileceğini gösteriyorlar. Rehberliğin yolu bu.

Rehberlik bir sorumluluk. Rehberlik; kişinin yolu boyunca, ne zaman, ne kadar sizinle yürümeyi tercih ediyorsa, o yolu boyunca onunla beraber olmak. Rehberlik sadece anlatmak değil, anlattığını gerçekleştirmek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir