11.Gen Anahtarı Işığın ve Sözün Gücü

Sosyal medyada paylaş

Kadim I Ching 11. Altıgene “Barış” adını verdi. Simgesi yer ve göktür. İkisinin güçleri derinlik ve uyumun içinde birleşmiştir. Buda evrene ve dünyaya birlik, barış ve bereket getirmektedir. Bu başarıdır. Dünyada, insan dünyasında toplumsal uyum zamanı. Yüksekte olanlar alttakilere saygı gösterir; alttakiler üstekilerin eylemlerine iyi bir biçimde katılırlar. Bütün düşmanlıklar son bulur. Uyum ve barış içten dışarı akar.

İçinizdeki Faşist 

Gen Anahtarı size ışık dünyasını tanıtır. Bu Gen Anahtarı Işık Ailesi adında bütün bir kimyasal aileye, kodon ailesine isim vermektedir. 

11. Gen Anahtarı hem içsel hem dışsal insan görüşünü belirler. Bu Gen Anahtarı insanın gözü ve korteksinden beyne görüntü aktarımıyla bağlantılıdır. Işığın bütün imkanları bu genetik aileyle açıklanabilir. 

11. Gen Anahtarı sayesinde amino asit threonin DNA’yı programlar. Aynı zamanda threonin 5., 9.ve 26. olmak üzere üç diğer Gen Anahtarını kodlamaktadır. Bu dört Anahtarın her biri insanın ışıkla ilişkisini belirleyen özel koda bağlıdırlar. 

11.Gölge ve 11. Arma ışığın aklınızla iletişim alanını göstermektedir. 11. Gölge alçak frekansta ışık ve beynin onu değerlendirmesi ve kodlarını çözmesi arasına engel koyar. Başka bir ifadeyle 11. Gölgeyle sizin dünyayı algılamanızı bozar. Böylece illüzyon, yanılma ve bulandırma alanını temsil eder.

11 Gölge insan beyninin sağ beyin lobunun işlevini ciddi bir şekilde kısıtlar. Örüntüleri ve gerçeği dil ve rakamlarla değil, beynin derinliklerinden çıkan birbirine bağlı ve sezgisel fraktal görüntüler yardımıyla anlar. Sağ beyin lobu uzun zamandır dişil beyin olarak kabul edilmektedir. Aklın soyut düşünce, sezgisel ve sanatsal yönüdür. Doğanızın bu dişil yönü olmadan gerçeği algılamanızın ne kadar sınırlı olduğunu bilseydiniz şok olurdunuz.

Karaltma Gölgesi sizi, kendinin ve Program Eşi 12. Kibir Gölgenin oluşturduğu yapının içine, yani sanal gerçekliğe yerleştirir. Bu gerçeklik tamamıyla karartılmıştır. Hayatı belli ve çok kısıtlanmış açıdan görebilir. ,

Beynin dişil bölgesini temsilen,11. Gölge insanın içinde korku alanı yaratır. Aklı meşgul eden sağ beyin lobunun suretleri (tasvirleri) kontrol dışında ve anlamsız gözükürler. Çoğu zaman beynin karanlık bölgelerine sıkıştırılır, daha sonra oradan gizemli fantezi, bastırılmış hayal, duygusal çalkantı ve bilinçsiz gerekçe olarak çıkarlar. Bu yüzden eril sol beyin lobu (17. Gölge) baskın olur. Çünkü sol beyin, mantığı gerçeği kontrol etmek için kullanır. Sağ beyin lobunun karmaşık, mantıksız ve idealist olduğu yerlerde sol beyin lobu kontrolün ve zihnin sesi olur.

Bir başka bölüm bizi gen havuzumuzun diğer tarafı,12. Gölgeyle programlar. O bizi ışıkla değil sesle programlamaktadır. Bu Program 11. Gölgenin gerçeklerini iç sese ve daha sonrasında dünyaya yansıttığınız yapay nörolengüistik gerçeğe dönüştürür. Bu sanal dünyanın merkezinde kontrol edilen illüzyon, iç “faşist” rejimiyle bir araya toplanan ve ışık ve sesle sizi devamlı maniple eden sahte bir “Ben” vardır.

Diğer bir ifadeyle 11. ve 12.Gölgede siz sadece onların izin verdiği şeyleri görebilirsiniz ve duyabilirsiniz. Bunlar size tanıdık geliyorsa, dış dünya iç gerçeği yansıttığındandır.

Kibir gezegenin riyakâr gerçeğinin temelini belirleyen, sahte kahramanınızın adıdır. Birçok sistem ve gelenek bu iç yapıya ego demişlerdir. Başka bir ifadeyle ego veya sahte “ben” bizim kolektif genetik şartlanmışlığımızın uydurmasıdır. Kendi şartlanmışlığımızdan arındığımız gibi egomuzu da yavaş yavaş eritebiliriz. İnanın, büyük korkularımızı sağ beyin lobu baskılar. Beynin bu bölümünün kapılarını şaman yöntemlerini, mistik teknikleri, madde kullanımını, terapileri veya sanatı kullanarak açmaya başladığınızda, yerleşmiş gerçek kavrayışınızı ciddi tehlikeye sokarsınız. Kendinizi baskılanmış bilinçaltınızdan görüntü akışıyla dolu bulursunuz ve bu akışı işler hale getirme ve bu yıkıcı sonuçları içinize entegre etme gücüne sahip olmayabilirsiniz.

  1. Gen Anahtarının ve sağ beyin lobunun sırrı arketiplerin sırrıdır. Bilinç altından yukarı çıkan her bir element veya görüntü kolektif tarafından desteklenen simya görüntüsü arketipini temsil eder ve erime sürecinin yansımasıdır. Heyecanlandıran veya dehşete düşüren arketipler vardır. Çağdaş dünyada kitle bilinci arketip alemiyle edebiyat, televizyon ve sinema yardımıyla bağlantı kurar. Onlardan kaçış yoktur; çünkü o sizin kendi psişiğinizin yansımasıdır. Fakat arketipin gerçek gücü ona karşı biyofizik, bedensel tepkinizdedir. O sadece nesnel olarak bakacağınız basit bir resim değildir.

Bedeninizin tümünü hormonlar yardımıyla dürten nörolojik bağlantıdır. Sizde korku yaratan belirli arketiplerden kaçmaya gayret etseniz de bunu hiçbir zaman başaramazsınız. Onlardan ne kadar çok saklanırsınız onlar sizi o kadar takip eder. Diğer bir ifadeyle, özellikle ilişkilerde nefret ettiğiniz ben- zer durumları tekrar tekrar yaratmaya devam edersiniz ve arketip partner biçimine bürünür.

  1. Gölge gerçekleşmeyen hayallerin, ekspanizmin, reddedilmenin, suçluluğun ve baskılanmışlığın gerçek mayın tarlasıdır. Eğer rüyalarınız ve hayallerinizdeki görüntülere güvenip onların hayallerinizde gelişmesine izin verebilseydiniz, bu durum kendinizi içine sıkıştırdığınız sahte hayallerden çıkış için başlangıç olabilirdi. Bu durumdan uyanmak inanılmaz bir deneyimdir. Geri kalan illüzyon dünyayı terk etmektir ve çoğunluğun fikrine karşı yeni yol inşa etmektir. Bir gün bu adımı atmak sizin uzun zamandır saklı hayalinizdir ve sizi uyandırarak sonsuz ufuklar açacaktır.

Baskılanmış Yapı – Hayalperest

Sağ beyin lobunun arketip görüntüsü baskılandığında o içe dönüp hayal dünyası yaratır. İçinde sağlam ve yaratıcı bir çıkış bulursa hayalde kötü bir şey yoktur. Fakat çoğu zaman bu çıkış bulunamaz. Baskılamanın esas sebebi korkudur ve korku kabul edilmediğinde sağlığınızı bozmanın dışında varlığınızı da bozar. Yaşanmamış hayat, bedenin fiziksel enerjisini bozarak sağlıkla ilgili farklı problemler yaratır. Daha kötüsü, yaratıcı çıkış bula- mayan hayaller hakiki yaşamımızın yolunu kapatır. Onları içimizde ne kadar çok saklarsak o kadar bozulurlar. İlk başta sadece arketip olan hayaller daha sonra dehşet verici karanlık biçimini alırlar. Bu biçimin sorumluluğunu almadıkça içimizdeki yaratıcı gücü gerçekleştiremeyiz.

Tepkili Yapı – Yanılmış (Yolunu Şaşırmış)

Tepkili yapı, reddetmeye ve öfkeye dayandığı için içsel hayallerini yansıtmaya ve onları gerçekleştirmeye çalışır. Öfke ve derindeki korkular tanınıp kabul edilseydiler içsel arketipleriniz gerçekten dünyada kendilerini gösterirdi. Fakat tepkili yapı buna izin vermez. O dış dünyayı içindekileri saklamak için kullanır. Bu tip kişilerin aklında büyük fikirler vardır, fakat onu hiçbir zaman gerçekleştiremezler. Reddedilişlerinin derinliğinden, bir gün ne olabileceklerinin içsel görüntüsünü bırakamazlar. Bu kişiler sürekli hayal kırıklığı hatta iflas yaşarlar. Yolunu şaşırmak gerçek hayale engel olan sahte hayali gerçekleştirmektir. Gerçek hayaliniz ortaya çıkana kadar dışa çıkan her şey boştur, gerçek gücü olmayandır. 

11. Gen anahtarı armağan frekansı (arma) idealizm büyüleyici realizm 

11. Arma zamanımızın en yüce anahtarlarından biridir. Ne kadar çok kişi sağ beyin lobunun görüntü oyunları ve yaratıcı enerjisiyle ilham alırsa dünya o kadar sağlam olur. Tarihte dişil enerjinin ve kadının baskılanması 11. Gölgenin yarattığı beyin kimyasının dengesizliğidir. Bizim kolektif görüntü kalıplarımız geçmiş kabile baskısıyla şartlanmıştır. Diğer bir ifadeyle bu görüntüler hatıralardır. Bunlar sadece kişisel hatıralar değil binlerce yıl baskılanmış kolektif hatıralardır.

Kaynak: Kozmik Aile düzeni
Mirasımız Hologenetik Hafıza

Kurs Resmi

İlgili Diğer Yazılar

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: