2020-4 Sabır, Sebat, Süreç Kalp Çakrasının Numerolojide ki Karşılığı

2020-4 Sabır, Sebat, Süreç Kalp Çakrasının Numerolojide ki Karşılığı

Selam, Selam üzerine olsun; Bir çok öğreti de selamlama, ilahi kaynağın ışığını buraya davet etme, rabbin ışığıyla birleşme ve aynı zamanda sevginin, uyumun, huzurun ve barışın ışığını yayma ile alakalı. O yüzden selam üzerinize olsun. 

Esselatü Esselamün’ün hikmetiyle başlamak;
Selam hem burada hem başka öğretilerde, Hint öğretilerinde, tasavvufta selam üzerinize olsun; tüm sevginin, huzurun, barışın üzerinize aktığının başka bir ifadesi. Namaste!

4 sabır, sebat, süreç yani kalp çakrasının numerolojideki karşılığı,  Sabır yolun, sürecin keyfini çıkarmak bir yandan da. Zaten Simyada sabrın anlamı bu. Yolun içerisinde bazen yoran şeyler olabiliyor, bilmediğimiz bir koşulun içine giriyoruz. Orada direndiğimiz zaman iş zorlaşıyor, o yaptığımız iş bizi yormaya başlıyor. Kediler, köpekler, bazen insanlar olur. Fakat hizmet yormuyor, aslında hizmetin arkasındaki duygularımız yoruyor. Mesela; kedilere hizmet etmek yormuyor, buna zorunlu olduğumuz duygusu yoruyor. Kendinizin sınırlandığı hissi yoruyor. Aynı zamanda orada korkularınız yoruyor. Ben böyle yapmazsam şöyle olur. Kaygılarınız, yani yoran, hizmet etmek değil. 

O yüzden saflaştığınızda yorulmuyorsunuz. Saflaştığınızda bir şey yapıyorsunuz, sadece yapıyorsunuz. Sarf ettiğiniz emek bayağı ağır iş bile olsa orada hiçbir duygu çalıştırmadığınızda, siz oturup 5 dakika gözlerinizi kapattığınızda, tüm yorgunluk gidiyor. Ama eğer bir iş yapıyorsunuz, orada kafanızda döndürdüğünüz duygular var. Kaygılar, korkular, öfkeler var. Bir tane duygu bile sizin enerjinizin tükenmesini sağlıyor. O yüzden eylem halindeyken eğer arkada çalışan duygular yoksa yorulmuyorsunuz. Normal günlük eylem halindesiniz. Sabır bu demek aslında, yolun keyfini çıkarmak.

Yolun keyfini çıkarmayı engelleyen duygu varsa da onu çekip almak, serbest bırakmak ya da o tarafımızla bağ kesmek. Sorumluluklar, gereklilikler hisleriyle bağımızı kesmek. Gerekli olduğunu düşündüğümüz her ne varsa serbest bırakmak. Bu hizmet etmeyi çok kolaylaştırıyor. 

Samed Esması Sabrı Güçlendiriyor

Sabrı çok güçlendiriyor. İkincisi üzerinizdeki yükleri kaldırıyor. Yani üzerinize yük olarak gördüğünüz şeyler. Mesela benim sorumluluğum var diyorsunuz, Neye karşı? çocuğuma. Bu sorumluluk kavramı sizin için bir yük. Bunu yapmanız yük değil, çocuğunuza yemek yapmanız, çocuğunuzu okula uğurlamanız bir yük değil. Okula uğurlamanın sorumluluğunuz olduğunu düşünmeniz yük. Kedilerinize mama vermek yük değil. Onlara bakmanın sorumluluğunuz olduğu hissi yük. Bunu kaldırdığınızda yine yapıyorsunuz, ama yaptığınız şey sizin üzerinizde bir yük olmuyor. Çünkü tek bir kişiye karşı sorumlu olduğunuzu tekrarlamak istiyorum. O da kendiniz!

Muhtaçlık Varlığın Doğasında Yok

Burada varlığınıza karşı sorumlusunuz. Yaradan, İlahi Kaynak hiçbir canlının yükünü bir başkasına vermiyor. Mesela bir kedinin yükünü başka bir kediye vermiyor. Buraya gelen her canlı bir şekilde biliyor ki; ben Yaradan’ın içindeyim, bir şekilde besleneceksem besleneceğim. Beni besleyecek biri mutlaka olacak. Hastaysam beni iyileştirecek bir ot mutlaka bulunacak. Buna eminler. Şifalayacak kişinin ayağına geliyorlar bir şekilde.

Her canlı kendini yaşatma sorumluluğunu kendi taşıyor. Bazen yaşamlarını sürdürmek için bize geliyorlar, o hizmeti sunuyoruz, gidebiliyorlar sonra ya da bizimle beraber yaşıyorlar. 

Sizi yoran; sevginizi daha yüksek düzeyde vermek değil, bunun bir sorumluluk olduğu düşüncesi. Mesela bir iş kuruyoruz. Kurma nedenlerimizin en büyüğü hizmet etmek. Arzumuz daha geniş düzeyde hizmet etmek insanlığa. Bunu bizim sorumluluğumuz olarak düşünürsek, hizmet etmeceğiz bilinciyle yola çıkarsak, belki 2. günde yorulmaya başlayacağız. Sadece gerçekten hizmet etmenin keyfi var ise bu bizi yormuyor. 

Sabır yolun keyfini çıkarmak demek. Orada duygumuzu bulup serbest bıraktığımızda ve aynı zamanda Samed esmasını deneyimlediğimizde, hiçbir şeye muhtaç olmadığımız düşüncesi. Sadece benim değil, hiçbir varlığın diğerine muhtaç olmadığı düşüncesi. Varlıklar birbirlerine yardımcı olabilirler, ancak muhtaçlık varlığın doğasında yok. Bunu kaldırdığımızda üzerimizdeki sorumluluk, zorunluluk yükü kalkıyor. 

Simyada gereklilik kelimesini kullandığımda bile tırnak içine alıyorum. Çünkü İlahi Mekanizmada gereklilik ya da zorunluluk üzerinden çalışmıyor hiçbir şey. Gönüllülük tamamıyla. Sadece sevgiyle hizmet ediyoruz. Sevgi bizi daha da büyütüyor. Bu sevgi, hücrelerimize iyi gelen bir şey. Öfkelendiğimiz zaman hücrelerimize iyi gelmiyor. Bizim enerjimizi bitiriyor. Sevdiğimizde enerjimiz de artıyor bunu yaparken. 

Uzun bir süre aynı duyguları hissederek katılaştırmışsak küçüklüğümüzden beri, aynı şeyler varsa hayatımızda, bunları bırakmakta zorlanırız. Bırakmaya başladığımızda içimizde bir direnç oluşur. Değişime duyduğumuz dirençtir bu. Zihniniz değişmeye direnç gösterir, ilk adımı budur. Böyle iyi gidiyorduk demeye başlar. Öfke dursun, yıllardır kullanıyorum.

İkincisi; o duyulara tutunmamız, sanki o duygular bize yararlı gibi düşünmemiz. Belki de üçüncü sebebi, onlardan besleniyoruz. Onlara sahip olmak bizim daha çok ilgi görmemizi sağlıyor. Birine dert anlatacaksanız, dert dinleyecek insanlarınız oluyor. Yalnız kalmıyorsunuz. Sorunlarını anlatmaktan keyif alan insanlar var. Bunlardan biri, hepsi, hiç biri olabilir. Belki de saflaşmaya direnç gösteriyoruz. Kirli miyim de saflaşacağım diye düşünüyor olabiliriz. Sadece Kaynak’tan bizi ayıran hislerin arındırılması kavramını yanlış anlamış olabiliriz. 

İnsanları Mutlu Etmenin En Büyük Yolu Sizin En Büyük Mutluluğa Sahip Olmanızdır

En büyük mutluluğa sahipseniz, gittiğiniz her yere kahkahalarınız geliyor. Neşelisiniz her durumda, bir şeyle karşılaşıyorsunuz, bunun bana hediyesi nedir? Diye niyet ediyorsunuz. Önünüze bir engel çıkıyor, bundan daha iyi ne olabilir diyorsunuz. Bir yere gidiyorsunuz, Şükürler olsun ne güzellikler var burada diyorsunuz. Etrafınızdaki insanlar şifalanır aynı anda.

İnsanları mutlu etmeyi görev olarak düşünüp onları mutlu etmek için çalışıyorsanız, o zaman kendi mutluluğunuzu ihmal etmeye başlıyorsunuz. Hani hizmet edeceğim onlar mutlu olsunlar diye bir şey yapacağım ancak kendime ayıracak, kendi mutluluğumu arttıracak zamanım yok. Başkalarının mutluluklarından kendine mutluluk payı çıkarmak olmaya başlıyor. Kendi içinizdeki Kaynak’ın içinde olmanın mutluluğu her anınıza yayılırsa, o zaman insanları mutlu etmek için çaba sarf etmiyorsunuz. Onlar zaten sizinle bir arada olurlarsa mutlu oluyorlar. Bir ortama girdiniz kahkahalarla gülüyorsunuz, masa ne güzelmiş, şurada bir şey var. Her şeyin güzelliğini gören bir insan düşünün. O insanın yaydığınız mutlulukla şifalanıyorlar. Görev olarak yapmıyorsunuz öyle olduğu zaman. Sadece gerçek, ilahi mutluluğunuz vardır orada. En kolayı bu. 

Şu anda bilgisayar, masa bana hizmet ediyor. Sehpa var, koltuk hizmet ediyor. Aslında şükür hali anda kalmak hali. Şu an size hizmet eden bütün her şeyin güzelliklerini fark etme hali. Her yerde ne olduğunu, nasıl mucizelerle dolu olduğunu fark etme ve anda kalma hali şükür. Siz böyle olduğunuzda insanlar bunu görmeye başlıyorlar. Gerçekten ya şükür bu demek demek ki diyorlar.

İnsanları mutlu görmeyi arzu ediyorsanız, mutlu etmek istiyorsanız değil, siz en büyük mutluluğunuza sahip olun. Her anın içinde daha fazla nasıl mutlu olabilirim? Her anımı daha mutlu nasıl geçirebilirim? deyin. Sizin yanınıza geldiklerinde birden içlerine mutluluk gelecektir. Bu da en kolay hizmet etme yolu. Haliniz hizmet ediyor o zaman, siz değil. 

Soru: Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisinde duygular, takdir görme vs. var. Şuna ihtiyacım var düşüncesinden doğan ihtiyaçlık hissi olarak mı bırakmayı tavsiye edersiniz ya da onları tek tek düşünüp samed esmasını üzerlerine çizmek mi? 

Cevap: Muhtaçlık hissi üzerinden yapabiliriz. İkisi de olur. Birincisi; takdir görmeye muhtaç olduğunu düşünen yanın var. İstersen bununla bağ kesebilirsin. Eğer bir ihtiyaçlar teorisi şeklinde netleştirilmişse artık toplumsal bir kimlik haline gelmiştir bu ihtiyaçlar. Nedir? İşte takdir görme, sevilme, değer görme, onaylanma ihtiyacı. Bunlar sadece bir duygu değil, buradaki muhtaçlık aynı zamanda teori, kollektif bir yapı haline gelmişse burada bir serbest bırakma, bağ kesme de olabilir. İçsel özgürleşmek, bağ kesmek; takdir görmeye muhtaç olduğunu düşünen yanınla. Onaylanmaya muhtaç olduğunu düşünen yanınla bağ kesebilirsin.  Muhtaçlık hissini özgürleştirebilirsin. Onaylanma muhtaç olduğumuz hissini.

Üçüncüsü de; onaylanma ihtiyacını, takdir görme ihtiyacını düşünüp üzerine Samed esmasını tefekkür edebiliriz. Onaylanma, takdir görme ihtiyacı için  Esmanın her zaman çok güçlü bir etkisi var. İçimizdeki dışarıya tezahür ediyor her zaman. Güzellikleri tezahür ettirmesi için içinizdeki güzellikler daha da artsın. Simyada amacımız yapıp yapıp sevaplar kazanıp cennete gitmek değil. Simyada belirli bir aşamadan sonra yaşamınız cennete dönüyor, hayır değil. Yaşamınızın her aşamasında bu yaratım devam ediyor. Üçüncü yılda cennete kavuşacağız gibi bir birikimin sonucu değil, her an düşüncelerimizin, duygularımızın ürünlerini yaşıyoruz. Bugün ektiğimiz o sevginin sonucunu 5-10 dakika veya 3 gün sonra yaşıyoruz. 

Şu an ektiğimiz muhtaç olmadığımız bilincinin tohumlarını 3 -5 ay veya 2 gün sonra yaşıyoruz. Dış dünyada tezahür ettirdiklerimizi, şöyle geriye dönüp bakarsak görüyoruz. Ancak daha görünür bir şekilde tezahür ettirmek bizim amaçlarımızdan biri. 

Zamanın su ile bağlantısı

Bir nehri düşünün, oraya bir taş attığınızda su dalga dalga yayılıyor. Halka halka gözüküyor. Zaman da aslında böyle halka halka, aynı şekilde yayılıyor.

Suyun, duyguların, hallerin ustalığıyla zamanın ustalığının ne kadar paralel olduğunun farkına varalım. Çünkü şekil aynı. Suyun dağılma şekli de zamanın daireleri de aynı. Zamanı lineer zannediyoruz, 3 sene sonra, 5 sene önce diyoruz ama aslında halka halka, hepsi birbirinin içinde. Mesela bir halin ötesine, korkunun ötesine geçtiğimiz zaman bir halka daha merkeze doğru yaklaşıyoruz. Zamanda da böyle. Ötesine geçtiğimiz hal, aslında bizi bir halka merkeze doğru, zamanın merkezine doğru aktarıyor. 

Muhammed, hamd bilinci. Yani Mu Ham Med, oradaki Hammed Hamd ve Mu bilinci. Hamd Bilinci; her şeyin hikmetini gören, arkasındaki en yüksek hikmeti gören ve onun hediyesini almış olan bilinç. Her şeyin idrakinde olan bilinç. 

Bu bilincin ifadesi ne? En yüksek bilinçte yaşamak. Bu Dünya üzerinde yaşarken bu Dünya’da yaşayan beşer gibi bu Dünyaya bakmamak. Daha büyük resimden bu dünyayı görebilmek. Bu Dünya üzerinde; cenneti, sevgiyi, uyumu, huzuru ve barışı oluşturmak. Hamd misyonu Fatiha’nın başında olan Elhamdü lillahi rabbilalemin; alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. 

Hamd bilinci kalpte yaşayan insan bilincidir. Kalpte yaşadığımızda hamd bilincinde olmaya başlarız. Kalpte yaşadığınızda gerçekliği görüyorsunuz. Daima kalp merkezinde yaşamak. Bu sene boyunca en fazla ettiğimiz kelime; kalp merkezinde yaşamak. Hamd bilinci bu. Kalbinin merkezinde yaşamak ve dünyayı kalbinin merkezinden gözlemlemek. 

Dişil Tarafa Çalışma Dönemindeyiz

Yoğun bir dişil tarafa çalışma dönemindeyiz. Dişil yan, özellikle anne tarafı. Sistem öyle bir çalışıyor ki kıyıda köşede ne kaldıysa hepsi su yüzünde. Burada gördüğümüz şey, yine kalple bağlantılı. Kalbi açmakla, anne, anne yanımıza, dişil yanımıza, geçmişteki anne kimliklerimize duyduğumuz öfkelerimiz, kalbimizi açamayışımız, dişil yanın sevgi bekleyişi, onu yeteri kadar şefkatle almamamız, bunlarla ilgili çok yoğun çalışma var. Herkeste bunu gözlemliyoruz. Kolaylıkla keyifle olsun hepimiz adına. Bunun en kolay, en şefkatli şekilde hepimiz adına şifalanmasına niyet ediyorum. Anneliğimiz, anne yanımız, dişil yanımız şifalansın. Daha şefkatli, içe bakan, daha kalpte, daha sevgi dolu varlıklar olalım inşallah.

Kendinizi Lazımlarla Yıpratmayın

Yunus’un 40 yıl odun taşıyarak idrak ettiği şeyi 3-5 ay içinde o şeyin içine giriyoruz. Sonuç olarak baktığımızda tek bir duygudan kurtulma ya da egoyu temizleme sürecinin 40 yıl sürdüğü sürecin içindeyken bazen 3-5 ay geçtiği zaman hemen acaba yavaş mı gidiyorum demeye başlıyoruz. Aslında şu an eski çağlara göre füze hızıyla, bayağı ciddi ilerliyoruz. Hızlı ilerliyoruz da, daha ilerleyecek yol var mı, tabii ki var. Ama şu anda bundan 100-200 yıl önceye göre çok hızlı ilerliyoruz insanlık olarak, Simyacılar olarak da. 

Kendinizi yıpratmayın, daha fazla sevin. Işığınızı yaymaya devam edin. Kendinizi onurlandırmak yapacağınız birinci iş olsun!

21 Aralık 2020, bir kalp yılı içerisinde başka bir döngünün tamamlanması anlamına geliyor. Önümüzdeki zaman içinde enerji çok güçlenecek bu arada. Güçleniyor zaten, her an daha da güçleniyor.

21 Aralık’ta tabii ki güçlü bir enerji yine salıverilecek. Her seferinde daha da güçlenip artarak devam ediyor film. Kolaylıkla o sürecin devam etmesini ifade ediyoruz. 

Bütün Duygularımızı Tam Kabul, İnsanların Hallerini Değiştirmeyi Arzulamadan Kabul: Hallerimizi derinden yaşamak, zaten balıkların burada varolma sebeblerinden biri. Balık, zirvesi, yani çıkış kapısı astrolojinin. Senenin bitişi astrolojik sene, sonra yine koç dönemi başlıyor. Balık duyguların zirvesini yaşamak istiyor. En yüksek yaşadığı duygularla şifalıyor. O yüksek neşesi, mutluluğu, halleriyle şifalıyor. Balıklar halleriyle şifalamaya gelmişler bu dünyaya. Hallerini en yüksek düzeyde yaşayıp onları İlahi’nin hallerine dönüştürmeye, insanların hallerini de öyle. Bunu yaparken insan olmanın başka hallerini de kabul etmek üzere gelmişler yanı zamanda. 

Orada bir anlayış, tabii ki neşe içindesiniz ancak neşe içinde olmayı tercih etmeyen insanlar da var bu dünyada. Onların da hallerini kabul etmek. Belki siz de o duruma düştüğünüzde, bir an kendinizi neşesiz hissettiğinizde o hallerinizi sarmak sarmalamak aynı zamanda. Fakat o durumun içinde iken kabul edip sarıp sarmalayıp evet ya buna da ihtiyacım yok deyip o kapıdan çıkıp tekrar neşeli hale devam etmek. O halinize girmeye ne kadar direniyorsanız, öfkeleneceğim ama Hayır öfkelenmemem lazım dediğinizde o kadar öfkeye giriyorsunuz. Neşesiz halinize ne kadar direnirseniz orada o kadar uzun kalıyorsunuz, daha da derin bir neşesizlik hali. Ama dur ya evet bu da var köşede, kalmış neşesizlik, bunu da saralım, bunun içindeki hikmeti alayım, arka kapıdan çıkayım, çünkü enerjimi tüketmeye başlıyor. 

Dolayısıyla tam kabul bütün duyguları, bütün insanların içinde gördüğünüz halleri de aynı zamanda değiştirmeyi arzulamadan. Onlar değişmeyi arzularsa tabii ki ön ayak olur, ışığınızı yayarsınız ama onların içinde o hallerin içindeyken onlar evet bu halde güzel, ama daha güzel, yüksek haller de var, daha güzel yaratım yapan duyular da var. Daha yüksek yaratım yapan duygular da var. 

Öncelikle kalben emin ol. Sistem de onu söylüyor. Kalben kendi içindeki enerjinin Kaynak’ın enerjisi olduğundan emin ol diyor sistem. O kalbindeki enerjiyi sunacaksın insanlara. Bunu sunmanın iki yolu var. Bazen hizmet ederken en güzel yol kalbimizin yolundan giderken şüphelerimizi güven ve eminliğe çevirmektir. 

Soru: Bazı çalışmalarda ruh parçalarınızı (Fasetler) toplayın deniyor. Bu ne demek?

Fasetlerle bağlantılı, biz bir çok fasetle beraber çalışıyoruz, bir çok yüzümüz var.  Bir çok ruh parçamız ve ruh yüzümüz var. Şu anda burada çalışırken bir yandan da başka fasetlerimiz var. Aynı anda çalışma yapan fasetlerimiz var. Biri Sirius’ta biri Dünyanın üzerinde başka bir yerde duruyor, başka bir coğrafyada. Başka bir galakside. Bir sürü fasetimiz var, onların hepsi ayrı ayrı çalışmalar yapıyorlar. Bunlardan bazıları birbirinden haberdar değil, bazıları birbirini biliyorlar. 

Bunlara ruh parçalarımız, aynı ruhun fasetleri diyebiliriz. Parça deyince sanki birbirinden ayrıymış gibi görülüyor. Aynı ruh olarak düşünelim. Aynı ruh farklı farklı varoluş kademelerinde kendini ifade ediyor. Bu fasetlerin birleşmesini ifade ediyor. 

Bunu biraz Ledun İlminin katmanlarına çıktığımız zaman tam olarak idrak ettiğimiz zaman anlıyoruz ya bazı şeyleri. Deneyimlemediğimizde bu bir bilgi, teori. Bir gün farklı fasetlerinizi gördüğünüzde ne demek istediğimi daha iyi anlayacağız. Önemli olan burada bunu deneyimlemek. 

Siz fasetlerimi toparlıyorum derseniz, birleştiriyorum derseniz orada birleştirme etkisi yaratılır. Ama fasetlerinizin her birinin görüntüsünü görmeniz vs. birazcık daha bilincinizi ve kalbinizi açma sonucunda netleşecektir. Bunun bir açılış zamanı var, o da kalbinizi açmanızla alakalı. Fasetler demek sizin farklı görevler taşıyan şeyleriniz.

Deneyimlemediğimiz şeyler, sadece bilgi olarak kalır. Bu bir teori şu anda. Bir gün kendi fasetinin farkına vardığında yukarıdaki başka bir galaksideki, o zaman bu bir gerçeklik haline gelecek. Daha iyi oturacak. 

Fasetlerimizle karşılaşmanın çok büyük bir kıymeti var. Çünkü biz bir çok fasetle beraber çalışıyoruz. Tüm fasetlerinizin bir araya gelmesi aydınlanma anlamına geliyor. Tüm fasetlerimizin tek bir varlıkta toplanması. Fiziki formda bütün fasetlerimizin yeteneklerini ifade etmek anlamına geliyor. Her birimizde bir gün gerçekleşecek zaten. 

Nasıl ki bir ruh aynı anda farklı varlıkların içinde oluyor. Mesela hatırlarsanız Ölümsüz Üstatların Yaşam ve Öğretisi’nde Just’tı galiba, bedeninin birini köyün bir tarafında bırakıyor. Kendisi sonra o bedeniyle karşılaşıyor, sonra birleşiyor faseti. Onu anlarsanız, faset derken, birleşme derken, ortadan kaybolmuyor sonuçta o faseti. İki faset tek varoluşun içinde yaşayabiliyor. İki faset birbirinden ayrı değil zaten. Fasetler birleşince siz hem burada yaşıyorsunuz, hem Sirius’ta yaşıyorsunuz, aynı anda bunların hepsini beraber görebildiğinizi düşünün. Akıl biraz çözemiyor ama. Fasetler birleştiğinde aynı anda burada olan yanınız orada olan yanınız, bunların hepsini aynı anda izleyebiliyorsunuz. Biri ölüp de kendi fasetinize girmiyor. Hızır, farklı fasetleri ile görünebiliyor, benziyor. 

Allahu Ekber gerçekten de çok önemli, fasetlerini birleştirmek. Ekber; en büyük olan, en büyük olan varlığınıza ulaşmak için en kolay yol; fasetlerinizin tamamını tek bir vücutta birleştirmek. Vahdeti vücut demek bu. Vücudun tekliği. Fasetler konusunu en iyi ifade edebilecek kelime bu; Allahu ekber. Farklı bedenlerinizi tek bir beden olarak görmek.

Şu andaki bu düzen, Covid 19’dan sonra gelen sistemin içerisindeki düzen. Şu anda bir ekrana bakıyoruz. Fasetlerimiz aynı anda görüyoruz; biri Ankara’da, biz Samsun’dayız. Biri Ayvalık’ta Bodrum’da olabilir. Ekranın içinde bütün fasetlerimizi aynı anda görebilme durumu var. Birbirimize bakıyoruz, aynı fasetler birbirlerinin gözlerinin içine bakıyor. O yüzden bir arada olmanın başka kıymetli alanları, kapıları açılıyor. Bu tarafı da çok önemli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir