Human Design İnsan Tasarımında 1 ve 2= Eril Dişil Denge

Human Design İnsan Tasarımında 1 ve 2= Eril Dişil Denge

Sayılarda 1 yaratıcı bir enerji, harflerde Elif harfi 1’dir. Hep o 1’in yaratım enerjisinden bahsedilir.

1 Eril bir enerji, 2 dişil bir enerji insan tasarımında. En eril ve en dişil enerji diye geçiyor 1 ve 2.

1’in partneri 2; Eril dişil dengesi demek aslında hani siyah beyaz yin yang dediğimiz yer.

Farklı açılarda eril dişil dengesinin olduğu her yeri düşünebilirsiniz.

1 numaralı kapının gölgesinde entropi dediğimiz düzensiz dağınık bir enerji var. Hediyesinde tazelik var ve en üstünde güzellik var.2’nin en üstünde de birlik ve güzellik var. 2’de hediye düzeyinde oryante etmek dediğimiz hani bir şeyleri yerli yerine koymakla ilgili bir enerji var. Yani öyle ilginç bir şey ki 2 nin gölgesinde de yerli yerinde olmayan durumlar var.

1’in ve 2’nin gölgelerinde kaldığımızda biz, dağınık, düzensiz, yerli yerinde olmayan var ve biz genelde bu haritalara çalışırken 2 numaralı kapıyı gördüğümüz yerde hayatın her yerinde yerli yerinde olmayan durumlar ile karşılaşabiliriz. Ancak özellikle kadınlarla çalışıyoruz, burada mesela yerli yerinde olmayış her düzeyde yani, Omurga düzeyinde olabilir, dişler düzeyinde olabilir, bedendeki organlarda olabilir. Her düzeyde yerli yerinde olmayan dengesizlikler kendini gösteriyor. Dolayısıyla şunu diyebiliriz ki biz burada rahman rahim, eril dişil dengesi ya da dengesizlikleri, o 2 numaralı kapıda da mesela rahimde doğurganlık ile ilgili organlarda bir dengesizlik, yerli yerinde olmayış gibi durumlarla da karşılaştık haritalara bakarken.

2’nin daha üst düzeyinde yararlanmak için mesela güzelliğini hatırlamak ile ilgili bir enerji var. Bir kadını gördüğümüzdeki güzellik değil, esmaül hüsna diyoruz ya güzel isimler, sende olan o ana esmayı, ana ismi, güzelliğini hatırlamak fark etmek ya da kendi o ilahi özü hatırlamak. Hani güzel ahlakı tamamlamak için geldim diyor ya aslında oradaki, güzelliği hatırlamak, fark etmek ve o güzelliğin görünüşe çıkmasını sağlamak ile ilgili bir enerji var.

Bu kapıda mesela sadece yani eril dişilliği haritasına baktığımız kişilerde daha çok kadınsılık üzerinden düşünürüz biz. Yani kadınlar dişildir, erkekler erildir gibi düşünüyoruz ancak beynimizin sağ lobu sol lobu da kadın erkek gibi. Düşüncelerimiz, duygularımız, sezgilerimiz hani bir taraf eril taraf bir taraf dişil taraf gibi bu boyutlarda da düşünebiliriz. Tasarımda en çok benim dikkatimi çeken şu oldu mesela bu 1 ve 2’nin yanında 37 ve 40 var, bunlarda hem kanal 37-40 kanalı hemde partner kapılar.

37’nin gölgesi kadınlığı zayıflık olarak gören bir enerji. Yani kadın dediğinizde burada sadece dışarıda fiziksel bir kadını algılamayın. Beynin sağ lobunu da anlayın, duyguları, sezgileri de anlayın ve öyle bir çalışma var ki burada yani dünya düzeyinde de bunu düşünebilirsiniz. Dışarıdan baktığımızda kadınlar eziliyormuş gibi görünüyor ya aslında bu erillik ve dişillik hem erkekte hem kadında var olan bir şey. Yani erkeklerde kadınsı yönünü bastırıyor, kadınlarda kadınsı yönünü bastırıyor. Asıl sorun da burada aslında herkesin şikayet ettiği kadınlara işkence ediliyor denildiği yer sadece fiziksel olarak bir kadını korumaya çalışmanın ötesinde o dişil doğayı korumaya çalışmak, o dişil doğayı daha değerli hissettirmek, daha sahiplenmek gerekiyor.

Bizim haritalarda genelde bu 37 ve 40 numaralı kapıları gördüğümüz yerde kanal olarakta özellikle görüyorsak fiziksel olarak bayanlarda gölge düzeyinde kadınlığı kabul etmeyen bir enerji olduğu için bu kapının diğer ucu 40 numaralı kapı . 40 numaranın gölgesi; tükenmişlik enerjisi, 37’ininkide kadınlığı zayıflık olarak gören bir enerji. Ve şöyle çalışıyor;

Şimdi 40 numara mide, sindirim ile alakalı; yani hem kafayı doldurmak sindirmeden bilgiler ile doldurmak, hem de hazmetmeden mideyi doldurmak. Dolayısıyla bu sindirilmemiş gıdalar ve bilgiler ekstra sindirmek için enerjiye ihtiyaç duyuyorlar. Ve vücut o kadar akıllı ki diğer organların rızkından harcayıp o sindirime enerjiyi harcıyor. Ve burada hangi oranlar enerjisinden feragat ediyor biliyor musunuz kadınlığı zayıflık olarak gördüğü için özellikle kadınlarda kadınsı organların enerjisini mesela göğüsle, ilgili ya da rahim ile ilgili oraya gitmesi gereken enerjiyi sindirime harcattığı için kadınsı, dişil organlarda problemlerin ortaya çıkmasına sebebiyet veriyor. Bunu tüm haritalarına baktığımızda %90 dan fazla karşımıza çıktı.

Ve bu enerjiye sahip olan insanlar çok verici oluyorlar. Yani maddi manevi kendilerini tüketici düzeyde bir vericiliğe gidiyorlar ancak kendilerine vermiyorlar, kendine değer vermek gerekiyor. Erkeklerde de benzer şekilde; bu 37 olduğu zaman mesela kadınlığı zayıflık olarak gördüğü için bu sefer dışarıdaki kadınlara kötü davranıyor, onları ezmeye, hor görmeye meyilli oluyor. Hani %100 ünde böyledir demek doğru olmaz. Bazıları bunu aşmıştır, bazıları doğru kullanımına geçmiştir. Biz burada var olan potansiyeli söylemeye çalışıyoruz.

Eşim Zeynep Hanım ile sohbet ederken eril dişil uyumu ile ilgili ifade edeceği şeyler var;

Bu konu ile alakalı biraz daha derinleştirirsek erkeklerde de dişil yön, kadınlarda da eril yön var dedin ya tasarım ve fıtrat olarak tabi ki etkileri var ancak vücudumuzda enerji merkezlerimiz var.  7 enerji merkezi var ve şimdi bu merkezlerde toplanan alıcı ve verici yönümüz var. Mesela ben kendi keşfim sonucu şunu fark ettim; Kadınlarda 3 merkez alıcı, 3 merkez verici. Erkeklerde de 3 merkez alıcı ve 3 merkez verici ancak kadın, erkek oluşa göre en azından bedensel yani fiziksel konuma ve duruma göre bu kadında ve erkekte eril ve dişil taraf farkı bedenen. Duygusal ve zihinsel yapı olarak aynı. 3 aşamalı yolculuk diye çalışma seminerimiz var. 3 aşamalı yolculuk dediğim 1.bedende, 2.duyguda 3.düşüncelerde eril ve dişil dengeyi sağlamak.

Bayanların insan tasarımı haritasına baktığımızda 19 var mesela Meryem, özetle mesela 37’iyi direkt gördüğüm bayanlarda, kadınlığı zayıflık olarak gördüğü için makyaj bile yapmamış yada kendi kadınsı yönünden fiziksel beden olarak uzak kalmış, daha çok erkeklerin giyindiği gibi giyinen onlar gibi davranan onların ilgilendiği şeyler, sporlarla ilgilenen; ve erkek partner ile sorunlar yaşayan; baba ile, koca ile, eş yada erkek kardeş, abi ile yani tüm erkek figürler ile problem yaşatan bir şeye dönüşüyor o enerji.

Ancak ben onlara bunu sadece fiziksel beden olarak kadınlıkta dışlamak gibi algılamayın, duygularda dişil, duygusal beden olarak ta bu yönde sezgiler ve duygular ile barışmaya ihtiyacın var. Yani fiziksel olarak kadınlığı, duyguları, sezgileri kabul etmek lazım, zihin olarakta özellikle beyinde; düşünceler erkeksi diye geçer ancak beynin sağ ve solunu kadın ve erkek gibi düşünürsek, analitik sayısal olan taraftan çok, sezgisel olan sağ beyni sanatsal görsel olan tarafı kabul etmek yani insan tasarımında zihinsel, duygusal, fiziksel olanı böyle düşünüyorum. Diyorum ki hani içeride ne varsa dışarıda o olacak ya sağ beynin ile sol beynini, eril dişili önce barıştır, dengeye getir.  Sonra düşüncelerini ve duygularını dengeye getir yani sen önce kalbini bir dinle, kalbini aç. Genelde kalbimiz dişil tarafımız, kırılgandır, kadında olsak erkekte olsak bu bölgeyi kapatabiliriz ve uzaklaşabiliriz orada kendimizden. Eğer içeride bunlar zaten kapalıysa dışarıdaki ilişkilere bunlar yansır. Yani birde şöyle bir şey var. Biz yaşamımızda bir olay yaşadık da ondan dolayı kendi dişil yönümüzü zayıf görüyoruz anlamında değilde zaten o kapıların, o çizgilerin enerjisi ile dünyaya geldiğimiz için fıtratta zaten böyle bir frekans var. Ve fıtratta olan zaten başımıza gelenleri açıyor. Bu frekans var olduğu için yaşamımıza da öyle olaylar ve öyle insanlar geliyor ki bize aslında bunu hatırlatarak aynalık ediyor. Bize hatırlatıyor. Gölgenin eylemlerinden değilde hediyenin eylemlerinden yola çıkarsak mesela dişil yönü duygularımızı daha fazla sahiplenerek, duygularımızı daha fazla dile getirerek,
Kadınsak mesela, kadınlığımızı daha çok göstererek, kadın gibi giyinmek yetmez yani kadın gibi hissetmeye çalışarak, alıcılığı kendimize açmayı seçmemiz hayatımıza katkı sağlar.

Ya da beynimizin hep solu ile düşünüyoruzdur, mantıksalızdır, ancak bu taraftan sağ tarafı biraz daha yaratıcı yönü, daha böyle görsel yönü ortaya, ön plana çıkarabiliriz. Bu tarz eril dişil dengeleme çalışmalar ile bunlar dönüştürülebilir. Bir yandan o insanın azmi, kararlılığı varsa bunların eylemini yaparak, eylemsel zikir dediğimiz noktada;
Ben dışarıda böyle giyiniyorum, böyle davranıyorum ancak;
içimde de öyle hissetmeye kendimi açıyorum deyip o histe kalmaya çalışmak daha uzun süreli bu da içteki potansiyelin açığa çıkmasını sağlayabilir. Sadece önce bunu kabul etmek lazım yani evet dışarıda suçlayacağım biri yok ne kocamı ne annemi ne babamı, birilerini suçlamayı bırakıyorum; kendime dönüp kendimdeki eril ve dişili dengelemeye izin veriyorum.

Bedende daha önce bahsettiğimiz sağ beyin sol beyin zihin düzleminde devreye giriyor. Ben olaylara ve yaşadıklarımıza, sezgisel deneyimler yaşatırken 3 boyutlu bakma gayesindeyim. Bu algıladığımız düzlem 3 boyutlu. Dolayısıyla beden de olan bir şeyi duygulardan ayırırsak, duygularda olan bir şeyi düşünce düzleminden ayırırsak tek taraflı bakış açışı ile hiçbir şeyi manalandırmış olmuyoruz.
Sağ beyin ve sol beyindeki eril dişil tarafı zihinsel düzlemde bedendeki yeri fiziksel olarak;
Kadınlarda rahim, karın ve mide alıcı,
erkeklerde ağız, boğaz ve göz alıcı yani aslında dişil tarafımız burası.
Kadınlarda eril taraf yani verici tarafı göğüs, boğaz ve ağız.
Erkeklerde eril verici taraf ise karın, mide ve kasıklar.

Dolayısıyla bu bölgeler nasıl yaşadığımız rahatsızlıklar ve diğer konular ile bağlantılıysa, düşündüğümüz, kapattığımız veya algılamadığımız taraflarda aynı anda bedene yansıyor demek.

Ve aynı zamanda duygusal olarak alıcı ve verici olduğumuz, çok fazla veya hiç olmayan konularda bu 2 düzlemede yansıyor. Yani aslında biz sadece beden varlığı değil, duygu ve düşünce varlığı olduğumuzu anladığımızda biz neden şimdi bu çalışmayı yapıyoruz sorusu ortadan kalkıyor.

Yani çünkü sadece fizik bedene bir şey yapmak belki bir kadın dişil olduğunu hissetmek için makyaj yapmayı bile deneyimlememiş olabilir ama fizikte ne kadar güzel giyinirse giyinsin yine kadınlığını hissedemeyecek bir durum oluyor, işte tasarımda bahsettiğimiz kapılar gibi fıtratında var diye de hiç açılmayacak diye bir şeyde yok sadece bunun bendeki kaydı ne? Çocukluğumdan çıkmak mı istemiyorum. Çok fazla kombinasyonu var herkesin hayatında mesela çocukken yaşanılan bir tacizden dolayı kendini kapatmak olabilir. Veya sürekli herkese yetişmek veya anne figürüne büründüğü için verici konuma gelip bedende göğsünü, boğazını, ifadesini ve ağzını çok çalıştırdığı için verici konumuna geçerek dişilikten uzaklaşmış olabilir. Veya kadın olmak zararlıdır, bende dişil olmamayı seçiyorum inancında düşüncesinde kabul ederek bundan uzaklaşmış olabilir. O kadar çok detayları var. Biz tasarımdan birkaç örneğine dokunmuş olduk sadece. Bu yüzden erkekler için ayrı kadınlar için ayrı önemli. Çünkü hakikatte kadın erkek ayrımı yoktur ancak bu düzlemde olduğumuz için kendimizi 3 boyutta hangi varlık üzere geldiysek, o varlık ile değerlendirmek durumundayız, bize düşen taraf o yaşadığımız ve anlamlandıramadığımız olayları anlamlandırıp içinden geçmeliyiz ki aslımıza kavuşalım yani ben kadınsam kadın olarak önce alıcı verici, dişil ve eril yönlerimi dengelemeliyim ve buna engel olan yaşadığım anılar ve duygular, düşünce düzleminde kayıtlar neyse bunları dönüştürmeliyim ki ben ancak bu var sandığım halden çıkabilirim. Bizimde amacımız bu. Eril dişil konusu ile alakalı çalışmaların gayesi bu.

Dengesiz olan yerler gölge yerler. Mesela 37 numaralı kapıyı haritada gördüğümde ben diyorum bu eril dişil dengesine ihtiyaç duyan bir enerji, zaten hediyesi eşitlik, yani denge var orada, eril dişil dengesinin olduğu yer.

Kapı 1 yaşam amacı, 2 onun partneri. Evrenle, doğan ile uyumlu olunca o akış içerisinde tasarımın ile uyumlu deneyimler yaşıyorsun.

Kendi gözlemlediğim kadarıyla bu çalışmalar, bu tarz konular %99 kadınlar ilgileniyor sanki erkeklerin hiçbir derdi sıkıntısı yokmuş gibi bu konular biraz daha geri planda kalıyor. Aslında bu sadece kadına dönük değil erkeklerde de eril dişil dengesine ihtiyaç var yani bu dişil doğanın hem kadında hem de erkekte biraz daha ön plana çıkartılması gerekiyor.

Bu denge olmadan zaten soyut ve somut, alma ve verme, yani dünyanın o var olma gayelerinden biri olan diyalektik yasası geçersiz olur, o yüzden bunu dengelemek aslında mecburiyetinde değiliz ancak yükümlülüğündeyiz yani bu bizim fıtratımız gereği böyle. Bu konu ile ilgili niyetimizi yapacağımız çalışmanın niyeti ile sırlayalım. Niyeti oluşturmak için öncelikle elinize kurşun kalem beyaz kâğıt alıp, kadınsanız da erkekseniz de aynı şeyi yapın; eril ve dişil konuda, alıcı ve verici konuda, alma ve verme konusunda, kadınlık ve erkeklik olarak algımda, düşüncemde, duygularımda fark ettiğim olumsuz yönler var mı? Bunları yazın? Bu yazdıklarımın üzerinden peki ben ne istiyorum şu anki hayatımda? Bunlarıda yazın. Niyetimizi oluşturalım; çünkü bu bile bir başlangıç olacak

Gözlerinizi kapatın, dik oturun, derin nefes alın, burnunuzdan alın ve ağzınızdan verin ve beraber söyleyelim; Ben niyet ediyorum kendi adıma, bedenimde, duygularımda ve düşüncelerimde, benim alıcı ve verici olduğum tüm yönlerim ile kendi önümde engel olan ne kadar engelim varsa aradan çekmeye niyet ediyorum. Benim sağ ve sol beynimde, soyut ve somut algımda, ne kadar koşullanmış algım ve inancım, olumsuz bilinçaltı kayıtlarım varsa, hepsini bu konuda arındırmaya niyet ediyorum. Nefes alalım.
Ve ben duygularımda bugüne kadar bana ait olmayan fakat alıcı olduğum hangi yönler varsa bu duyguları bırakıyorum ve bana ait olan sahici duygulara kendimi açıyorum. Fıtratımdan gelen duyguları ve duyumsamaları hissetmeye kendimi açıyorum. Ve bedenimde alıcı ve verici merkezlerimi dengeye getirmeye niyet ediyorum. Ve kabul ediyorum.

Şimdi 3 derin nefes alıp verelim.
Ve gerçek kadınlığı gerçek erkekliği, kendi algımda anlamaya kendimi açıyorum.
Buna engel olan hangi anım varsa, unuttuğum hangi kaydım varsa, hatırlamak bile istemediğim hangi olay benim şu anda ben olmama engelliyorsa, arınmasına ve çözülmesine de izin veriyorum. Nefes alıyoruz. Ve gözlerimizi açalım. Bu cümleleri söylerken bile canlanan şeyler olmuş olabilir bunları not edin. Daha fazla çalışma için instagram, facebook ve web sayfalarımızdan bizi takip edebilirsiniz.

Ali Şahin @potansiyelrehberi
Zeynep Şahin @sezgisel_vizyoner

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir