9-15 Şubat’ ta ki Fırtına Gen Ailesinin 49.Gen Anahtarı

Sosyal medyada paylaş

9-15 Şubat’ ta ki 49 Gen Anahtarı ve peşinden 30., 55., 37., 63., 22. Gen anahtarları gelecek ve bu ateş döngüsünü kapatan 36.Gen anahtarı olacaktır. Bu döngü kendi arzularımızın ve duygularımızın doğasının farkında olmamızı öneriyor.

Kadim ‘’Değişim’’ kitabında 49 hekzegrama (modern deyimi ile 49.Gen Anahtarı);
KO/Devrim demişler. Çatışmalardan doğan değişimler ve değişimden doğan çatışmalar bu Gen Anahtarının konusudur.

Fırtına Gen Ailesinin 49.Gen Anahtarı;
Motor ve farkındalık merkezi olan Duygu enerji alanından harekete geçer. Duygu enerji alanı ve kodladığı amino asit histidin kimyası, Fırtına Gen Ailesinin içinde uyuklayan genetik tetikleyiciyi, bizi, yüksek gerçekliğimize uyandırmak için aktive eder. Kolektif sürecin yüksek bilince tırmanma sürecinde duygusal boyut ani değişimlere uğrar. Arketip Devrimci/Tetikleyici genetikte saklanarak zamanını bekler.

Sembolik olarak uyuyan prenses insanlığın tümüdür;
Biz insanlar, zaman ve mekân içinde çeşitli yollarla ilerleriz. Fakat bu yolların hepsi belli bir zaman sonra bizi DNA’mızın içindeki yegâne amacı uyanış sürecini harekete geçirmek olan yere vardırır.
Dünya kültürlerindeki efsanelerin hepsinde büyük değişimler uyanışın gerçekleşmesi konusunda ipucu bırakmış ve bu uyanışın çeşitli yollarından söz etmiştir. Aynı masalda olduğu gibi uzun süren zorluk ve macerayla dolu yolculuktan sonra Prens, Uyuyan Güzeli bulur ve bir öpücükle asırlarca uyuyan prenses uyanarak dünyayı dönüştürür. Sembolik olarak uyuyan prenses insanlığın tümüdür, prens ise Fırtına Gen Ailesinin 49. Gen anahtarıdır.

Bulunduğumuz çağın amacı daha çok insanı yüksek bilince ulaştırmaktır;
Bireysel “Ben” kolektif bilincin içinde eriyerek “Biz” çağına girmemize yardım edecektir. Fırtına Gen Ailesinin yüksek frekans boyutu aslında bilinci genişleten ve yükselten kodun taşıyıcısıdır. Hem kolektif hem bireysel boyutta hücre genetik mutasyon biçiminde geniş ve hareketli açılımı başlatır.
DNA’da çöpe atılacak çok korku birikmiştir. Fakat bu korkular kolay kolay bizi bırakmaz, biz de onlara bağımlıyız. Sadece aniden gelen güçlü bir fırtına onları silip yok etme gücüne sahiptir.

Fırtına Gen Ailesinin içinde taşıdığı gen havuzumuzu etkileyen iki önemli sır vardır;
İlki mistik boşanma (49. Gen Anahtarı), diğeri ise mistik evliliktir (55. Gen Anahtarı). En yüksek frekans olan Yeni Doğuşun gerçekleşmesi mistik boşanma sürecini başlatır. “Mistik boşanma” biyolojik türlerin insan türü dahil mutasyon sayesinde parçalanması ve bunun sayesinde yeni türün ortaya çıkmasıyla ilgilidir. Devrim insan bilincine yeni desenler yerleştirerek tamamen yeni bir genetik arınma döngüsünü başlatır ve bu birçok nesil devam eder.

Yeniden Doğuş;
Evrimleşme sürecine baktığımızda canlıların gelişimi için yeni ve gelişmiş türlerin doğması için “boşanma” ya ihtiyaç olduğunu açıkça görebiliriz. Zaman içinde evrim zincirinde yeni tür hep eskinin köklerinden doğmuştur. Bilimde buna Havva teorisi adı verilir. Fakat yeni türün eski kökten doğmasına rağmen tür atalarına benzemez. Eski türün genetik malzemesini kendi tarzında kullandığından yeni gelişim yolu izler. “Mistik boşanma” nın anlamı budur. Devrim daire içinde belli frekans boyutunda döner. Evrim ise ani sıçramalara iten sarmaldır. Bundan dolayı devrim yerini yeniden doğuşa bırakır. Devrim dünyaya barışı getirir, en yüksek frekans boyutu Yeniden Doğuş ise DNA’dan tamamen korkuyu sildiği için barışı her bir DNA’ya yerleştirir.
‘’Mistik boşanma’’nın en yüksek frekans boyutu Yeniden Doğuş’tur.

49 Gen Anahtarı transit sürecinde dikkat etmeniz gerekenler:
1. Tepkinizin çalışma mekanizması nelere sebep oluyor?
2. Genelde tepkileriniz kiminle ve hangi olaylarla ilgilidir?
3. Tepkinin çok ilkel kabile refleksi ve reddedilme, ihanete uğrama korkusuyla bağlantılı olduğunun farkında olarak gözlemlemeye özen gösteriniz.
4. Kimyasal yapınızdaki Devrimci yönünüzü fark ediniz.
5. Devrimci yönünüzün, içsel isyanlarınızın, uyanmanın ilk işaretlerini gözlemleyiniz.

Devrim ve Özgürlük yüksek frekansları;
Zamanla silinerek yerini hizmet aşamasına devreder. Güçlenen yeni aşama, farkındalığı geliştirerek duygusal, düşünsel, ruhsal boyutlarda birbirimize bağlı olduğumuz bilgisine ulaştırır. Bundan dolayı terk edilme, reddedilme veya ihanete uğramanın imkansız olduğunun anlayışına varırız. Buda Devrim ve Özgürlük yüksek frekanslarının hareketlenmesini sağlar, insanlık medeniyetini sarsan genetik fırtınayı başlatır.

Genetik boyutta harekete geçen devrimin en önemli aşaması;
İnsanları kendi duygusal tepkilerinin kurbanı olmaktan çıkarmasıdır. Gezegen çapında bu mutasyon kültürel değişimlere sebep olacaktır. Farklı ırklardan erkek ve kadınların daha sık bir araya gelmesini sağlayarak devrimin dünyanın her tarafına ulaşmasına yardım edecektir. Bireysel düzeyde ilişkilerimizin kurbanı olmaktan çıktığımızda sırasıyla aile, topluluklar, halklar ve ırklarla ilişkilere olumlu etki edecektir.

Gezegenimizde sosyal ve politik düzeyde devrim
Sistemlerin yönetiminde radikal değişimlere sebep olur. Yüksek frekans boyutunda devrim eski devrimlerden çok farklıdır. Çok derin düzeyde Fırtına Gen Ailesi hem bireysel hem de toplumsal boyutta ilişkilerle ilgili olduğu için biz kendi bireysel duygusal tepkilerimizin kurbanı olmayı bıraktığımızda, beden kendi içinde devrim kimyasını histidin amino asidiyle çoktan başlatır. Sosyal, politik düzeyden kültüre veya tarihe kadar sahip çıkan sakin devrim dünyaya yayılma yönünde harekete geçer. Bireysel boyutta histidin amino asidinin yönettiği kimya akışı yükseldikçe çıkan fırtına yıkıcı olmaz. Fırtına var olan sistemin çalışma yönteminden haberdardır. Sistemin değişimi için zamana ihtiyaç olduğunun da farkındadır. Yüksek frekans boyutunda devrim insanları uyandırarak yeniden doğuşa sebep olur.

Fırtına Gen Ailesi;
Mutasyon sürecini başlatarak bireyi kendini tanımak adına içine iterek özgürleştirir. Sonra sosyal, politik ve ekonomik devrimleri başlatır. Altını çizmemiz gereken şey bireyin içinde mutasyon başlamadan toplumda devrimin imkânsız olduğudur: Önce bireysel devrim daha sonra toplumsal devrim.

49 Gen Anahtarının alçak frekans boyutu tepkidir;
Ve bu çok eski çağlardan kalmış kabile refleksidir. Kabile, insana hayatta kalması için tepki vermeyi öğretmiştir ve zaman içinde kendini onunla özdeşleştirmiştir. Tepki, genetik matrise monte edildiğinden her zaman savaşa neden olur. Dünya bilincinde baskın olan eski kabile tepkisi hala devam etmektedir ve kendini en açık gösterdiği yer ilişkilerdir. Bu alçak frekansa dayalı olan reddedilme korkusu, bilinçsiz düzeyde, duygusal ve cinsel ilişki örüntülerinin hepsini yönetir.
İnsanın hayatta kalması onun verimliliğine bağlıdır;
Eski zamanlarda verimlilik hızlı ve fazlasıyla karnını doyurmaktı. Toplumda kabile bilinci ne kadar geçerliyse içinde kendi güvenliğiyle ilgili o kadar korku vardır. Kabile gen havuzunda kendi kendine yeterli olmalıdır. Kabile düşüncesi duygusal olarak kendini çok kolay başkalarından ayırmaya yöneltir. Aynı zamanda bu Gen Anahtarı bizi öldürme yeteneğimizden uzaklaştırmak adına dini inançlarımızı icat etmiştir. Kabile topluluğunun normları, tabular, totemler gelişmeye devam ederken, biz kendimize benzerleri öldürmeye gideriz. Bugünkü dünyada da her şey eskisi gibi devam etmektedir.

Günümüzde gezegenimizde en hızlı ve ciddi mutasyona uğrayan Fırtına Gen Ailesidir;
Eski kabile bilincinden gelen kendinden olmayanı öldür tepkisi, bilinç boyutu yükseldikçe bizden olmayanı kabul etmeye yöneltir. Alçak frekansta başlayan mutasyon, önce bireysel boyutta ilişki biçimlerini değiştirir. Reddedilme korkusuna tepki vermemeyi ve duygularımızın takibini bırakmayı öğrendikçe, DNA’ da kayıtlı olan ve evrimin ilk korku yayınını yapan hayatta kalma aşamasının yoğunluğu azalır.

Kaynak: Mirasımız Hologenetik Hafıza

Kurs Resmi

İlgili Diğer Yazılar

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: