Aromaterapi için Üstün Kaliteli Yağları- Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi

Aromaterapi için Üstün Kaliteli Yağları- Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi

Aromaterapi, eter yağlarının yardımı ile bedensel, ruhsal ve mental oluşumlar üzerinde etkisi olan, binlerce yıldır kullanılan mükemmel bir tedavi yöntemidir. 

Eter yağlarının, kendi etkilerinin ve kullanım olanaklarının ortaya çıkardığı eşsiz özellikleri bulunmaktadır. 

Kokular, sadece bizim ruhsal ve mental sağlığımızı olumlu etkilemezler, aynı zamanda vücudumuzun savunma mekanizmalarını güçlendiren pek çok rahatsızlığı iyileştiren önemli özelliklere de sahiptirler.

Bitkinin içindeki eter yağlarının üretiminin sonucu 

Bitki eter yağının içinde kendisinin özel yaşam modelini yoğunlaştırır ve yaşadığı doğa 

ilkesini dışa vurur.

Eter yağların ortaya çıkması 

Lavanta Yasemin Adaçayı

Eter yağları yaklaşık 300 bitki familyasında ortaya çıkar ve yağ hücrelerinde, glandüler tüylerde, glandüler kabuklarda ve doku içindeki salgı alanlarında bulunurlar. Milyonlarca yıldan beri bitkinin üremesini, gelişmesini, büyümesini ve aynı zamanda da türlerin korunmasını sağlarlar. 

Bu maddeler, zararlılardan korumada, bağışıklığın güçlenmesinde, başka hayvanları ve haşaratları uzak tutmada, başka hayvanların polenleşmesinde ve aynı zamanda da hormonlar olarak görev yaparlar. Haşere ilacı, izolasyon ve UV ışınlarından korunmayı sağlayan antibiyotik etkileri bulunmaktadır. Mantarlarla ortak yaşam oluşturmaya yarayan yarı kimyasallar, hücre yapısında dayanıklılık sağlarlar veya hücre duvarlarının kalınlaşmasına yardımcı olurlar. Bitkinin mikroorganizmalardan (tanenler) zarar görmesini engellerler.

Bazı bitkilere bir saldırgan tarafından hücum edildiğinde koku yayarlar veya başka bitkilerin gelişmesini engelleyecek şekilde sadece kendilerine yetecek yer ve besin maddelerini zapt ederler. 

Eter yağları bitkinin her organında bulunurlar, örneğin köklerde, tohumlarda, meyvelerde ve meyve kabuklarında, odunsu kısımlarda ve dallarda, aynı zamanda da otlarda, reçinelerde ve ağaç kabuklarında.

Aromaterapi için Üstün Kaliteli Vivasan Yağları

Ekim alanlarının geçmişi–burada belirleyici olanlar: 

  • Toprak(durumu) 
  • Bitki kalitesi-Güneş ışınları-Büyüme koşulları-Hasat tecrübeleri(optimal olgunlaşma süresi) + Gelenek

Üretim/Kazanım

Kazanım yöntemi–burada belirleyici olanlar: 

  • Koruyucu destilasyon-destilasyon fırınlarının doldurulmasında optimizasyon, sıcaklık ve basınç oranı (düşük)
  • Destilasyon süresi
  • Destilasyon alanının seçimi, özütleyici madde kullanılmaması

Eter yağının kendi doğal bileşenleri ile bırakılması önem taşımaktadır, çünkü eter yağları kendi bütünlükleri içerisinde tedavi edici bir etkiye sahiptirler.

Su buharı destilasyonu –saf eter yağlarının üretiminde en önemli yöntem 

Avantajlar

-En koruyucu prosedür

-Çözücü madde kalıntısı olmaması

-Destilasyon süresi ve basınç, yağların kalitesi üzerinde etkili olabilir 

-Yağların ilaç kalitesinde üretilmesi için onaylanmış yöntem 

1.Isıtılan su, buhar olarak bitkilerin üzerinden akar. 

2.Buhar, içinde esans bulunan hücre duvarlarını «kırar».

3.Buhar ve esans birleşirler ve sonrasında soğutulurlar. 

4.Buhar hidrolat olarak ve bitki esansı eter yağı olarak yoğunlaşır. 

5.Eter yağı yüzeye çıkar ve sudan ayrıştırılarak kazanılmış olur. 

Vivasan Yağları
Tüm kalite kriterlerini karşılarlar ve içerik maddeleri açısından, bitkiyi karakterize eden ve aromaterapi için gerekli örnekleri geniş ve yoğun bir şekilde içeren yağlardır ve aromaterapi için optimumu sağlarlar.

Test sonuçları–burada geçerli olanlar: 

  • Özdeşlik
  • İçerik
  • Saflık
  • Koku, renk, şekil
  • Durum ve kıvam 
  • Norm: ISO –AFNOR –Farmakolojik monografi 

Kalite kriterleri

Vivasan Yağları tüm kalite kriterlerini karşılarlar ve içerik maddeleri açısından, bitkiyi karakterize eden ve aromaterapi için gerekli örnekleri geniş ve yoğun bir şekilde içeren yağlardır ve aromaterapi için optimumu sağlarlar. 

Eter yağı, doğal yağ tanımlamaları veya gerçek veya tamamıyla natürel gibi etiketler koruma altında olmayıp hiçbir şekilde bağlayıcı değillerdir.

Koku alma hücreleri kokuları nasıl tanırlar? 

500 milyon yıllık evrimin uzun tarihçesinde bireyin sağ kalmasını sağlayan koku alma duyusudur. Nelerin zehirli veya yenebilir olduğuna karar vererek bizi bilgilendirir, sempati ve antipati yoluyla doğru hayat arkadaşını bulmamıza yardımcı olur. Yönlendirmeye yardımcı olur, bizi ateş, kar ve yağmur gibi tehlikelerle ilgili olarak uyarır ve bizim sosyal ve iletişim davranışlarımızı etkiler. 

Doğal kokan her şey buhar basıncı sayesinde çok küçük molekülleri havaya salar. Bunlar koku epiteline ulaşırlar ve sonrasında koku alma hücrelerinin (reseptörler) duyu kıllarına transfer edilir. Koku molekülü reseptörler ile uyumlu ise, bunlar elektrokimyasal bir tepki oluştururlar, bu sayede koku molekülü ve reseptör arasındaki mekanik iritasyon biyokimyasal bir sinyal gönderir ve ikincil haberci molekül, cAMP (siklik adenozin monofosfatı) üretilir. Bu haberci molekül, hücre zarındaki kanalları açar, pozitif yüklü parçalar sayesinde –nazal mukozadaki katyonlar, sodyum ve kalsiyum –hücreye akabilir ve böylelikle duyu hücrelerinin eylemsizlik potansiyeli değişebilir. Belirli bir yoğunluktan sonra beyne kadar aksettirilen aktif potansiyele döner.

Bizlerin eter yağlarının az miktardaki konsantrasyonlarına dahi bu kadar hassas reaksiyon göstermemizin temeli de işte bu potansiyasyon mekanizmasında yatmaktadır.

Doğal eter yağları ile sentetik koku maddeleri arasındaki farklar 

Sentetik koku maddeleri, çoğunlukla kimyasal olarak işlenmiş ham yağlardan üretilmektedir. Bu maddeler tamamıyla suni olarak üretilirler ve hiçbir şekilde tedavi edici kullanımları söz konusu değildir. Hoş ve rahatlatıcı olarak bulunan tek şey kokudur. Bu kimyasal maddeler çoğunlukla, sentetik olarak eter yağlarına benzer bir şekilde üretildiklerinden doğal yağlar olarak satılırlar. Bu sentetik olarak üretilen maddeler nefes alımı ile bedenimize girerler ve buradan çok zor dışarı atılırlar veya hiç atılamazlar. Bu ham yağ ürünlerin içerikleri hücreye girer ve belirli bir miktardan sonra intoleransa ve alerjilere yol açarlar. 

Bitkiden pek çok yöntemle çıkartılan ve üzerimizde çok fazla ve pozitif titreşimler uygulayan doğal eter yağı ile karşılaştırıldığında sentetik olarak üretilen, doğala benzeyen yağlar içinde yaşam barındırmayan maddelerdir. 

Eter yağı vücut tarafından solunum organları, cilt ve salgı organları üzerinden, eter yağının cinsine göre 3-6 saat sonra dışarı atılırlar. Bu süre boyunca kan yoluyla kendi kendimizi tedavi etme güçlerimizi harekete geçirirler, burada hedef organa ulaşırlar ve koku hafızamızla hormon salgılanmasına sebep olurlar. 

Eter yağları nasıl etki ederler? 

Eter Yağları, bitkilerden üretilen koku maddeleri, binlerce yıldan beri tedavi amaçlı olarak kullanılmaktadır. İnsan organizması üzerinde çift etkileri olabilir. 

İlk olarak, en eski duyularımızdan olan, «en eski semenderin beyninin koku alma bölümünden» gelişmiş olan ve limbik sistem olarak insan beyninin en eski ve belirgin bölümünü oluşturan koku alma duyusu, eter yağlarının koku moleküllerinden bilinçaltı üzerinden etkilenir.

«Ruhun sonuna kadar açılmış kapısı» olarak hareket eden koku alma duyusu, söz konusu koku etkileri sayesinde yıldırım hızıyla saptamalarda bulunur, bunlar mantıklı bir şekilde kontrol edilebilir değillerdir. Bu limbik sistem üzerinden algılama, bilinçaltı üzerinden koku hafızası tarafından yönetilen hormon salgılanmasının duygusal yaşamı harekete geçirilir. Hisleri, hatıraları, aynı zamanda da farklı vücut fonksiyonlarının etkileri gibi bunlarla bağlı tüm etkilerle birlikte hisleri etkilerler ve yönetirler. Bu da psişik (ruhsal) etki olarak tanımlanmaktadır. 

Tedavi edici gücü bir açıdan, duygu dalgalanmalarına ve onların yarattığı bedensel hastalıkları meydana getiren içsel dengesizliklerin tekrar dengeli hale getirilmesinden kaynaklanmaktadır.

Fizyolojik ve/veya farmakolojik etki, solunan moleküllerin burun mukozası ve/veya bronş mukozası tarafından alınıp kan dolaşımı ile organlara ulaşması ve böylelikle kanıtlanabilir ve ölçülebilir fizyolojik etkisinin ortaya çıkmasına bağlıdır. 

Eter yağları cilt tarafından da emilebilir ve birkaç dakika içinde kanda kanıtlanabilir hale gelebilmektedirler. Böylelikle koku reseptörlerinin iritasyonu ile ortaya çıkan hassasiyetlerin etkisini desteklerler ve cilt üzerinden alınarak farmakolojik kanıtlarını sunarlar. Vivasan yağları terapötik anlamda etken madde olarak cilt tarafından alındıklarında, bu katı madde alımı fitoterapötik , bir başka deyişle aroma terapötik kullanıma karşılık gelmektedir. 

Vivasan Aromaterapisi, ciddiye alınması gereken ve bilimsel temele oturmuş bir tedavi yöntemidir, bunun fizyolojik/farmakolojik etkisi inkar edilemez. 

Buna göre Vivasan Aromaterapi:

Eter yağlarının hastalıkları, enfeksiyonları, rahatsızlıkları ve kendini kötü hissetmeyi koku moleküllerini soluma veya cilde sürme yöntemi ile alarak iyileştirme, dindirme veya önlemleri.

Üst, Orta ve Alt Notalar olarak Vivasan Yağlarının Karışımının Açıklaması 

Eter yağları karışımlar için daha yoğun ve çok yönlü etki ederler, çünkü her birinin etken maddeleri karşılıklı olarak birbirlerini güçlendirirler. Bu sinerji etkisini en optimal şekilde kullanmak ve yağların tüm spektrumundan faydalanmak için «karıştırma» sırasında bazı noktalara dikkat etmek gerekmektedir. 

Bir karışımın amacı, söz konusu bireysel duruma uygun kokunun kullanıcı/müşteri tarafından da beğenilmesidir. 

Bir karışımın başında şu soru gündeme gelmektedir:

Karışım ile neye etki etmek istiyorum ve hangi yağlar bana yardımcı olur? 

Karışımın bizim için basit ve anlaşılabilir olması için doğa bize farklı eter yağları ve onların özellikleri ile yardımcı olmaktadır. Yağların, bitki içindeki çiçekler, yaprak, kereste veya kök yağı, vs. biçimindeki bulunuşları, etki şeklini en azından kısmen de olsa bize göstermektedir. 

İkinci kriter olarak, dikkate alınması gereken, buharlaşma değeridir. Karışımlarda büyük bir rol oynayan bu faktör, örneğin bir yağın uyarıcı, dengeleyici veya dinlendirici olarak etki edip etmediğidir.

Her bir eter yağının aşağıdaki kriterlerini bilme şansınız olmadığından:

  • Bitkinin hangi kısmından bu eter yağı çıkartılmıştır? 
  • Buharlaşma değeri ne yüksekliktedir ve yağın uyarıcı, dengeleyici veya dinlendirici etkisi mi vardır? 
  • Vivasan Aromaterapide her bir yağ renkli olarak üst, orta ve alt notalara ayrılmıştır.

Karışım kolay öğrenilir 

Eter yağlarının karıştırılmasında, burnunuzun sizi yönlendirmesine izin verin. Kokuları ne kadar uzun süredir tanırsanız, Vivasan Yağlarını da o kadar hızlı bir şekilde öğrenirsiniz. Tecrübelerinizden ortaya çıkan kombinasyon ve bu açıklamada verilen örnekler sizin karışımlarınızın özgünlüğünü ortaya çıkartacaktır.

Üst, Orta ve Alt notalar ile karışım 

Karışımınızın aynı zamanda uyumlu ve hoş kokması için, bunu bir parfümcü gibi basitçe yapın. Karışımınızın, eğer mümkünse, her zaman bir Üst, Orta ve Alt notadan oluşmasına dikkat edin. 

Üst nota olarak, ilk önce fark edilen kokular tanımlanmaktadır. Üst nota yağları yüksek buharlaşma değerine sahiptirler ve beynimizin sol yarısına etki ederler, mantıklı düşünmemizi, öğrenme kabiliyetimizi ve konsantrasyonumuzu kolaylaştırırlar. Bunlar çoğunlukla, Portakal ve Limon gibi turunçgiller, Okaliptüs, Limonlu Melisa, Nane, Biberiye, Kekik yağlarıdır. 

Üst nota ve Alt nota arasında bir bağlantı sağlayan element Orta nota (Kalp notası)dır. Orta notalar bir karışımın uyumlu olmasını sağlarlar ve ortalama bir kokudan sorumludurlar, bunlar karışıma kendine has bir karakter verirler. Orta nota yağları olarak çoğunlukla, Lavanta, 

Alt nota veya temel yağlar olarak en düşük buharlaşma değerine sahip olan yağlar sayılmaktadır. Bu yağlar çok uzun süre dayanıklıdırlar ve bir karışımın derin ve geniş içeriğini oluştururlar. Alt nota yağları, kuvvetli bir şekilde sağ beyin bölgemizi etkileyen yağlardır ve bu bölge duyguların işlendiği merkezdir. Alt nota yağları çoğunlukla baharatlardan, kerestelerden, tohumlardan, kabuklardan ve köklerden üretilirler. Bunlar, Vivasan çeşitleri içinde Tatlı Fesleğen, Roma Rezenesi, Paçuli, Ardıç, Çay ağacı-Manuka-Kanuka, Karaman Kimyonu, Ak Köknar, Gül ağacı ve Buhur yağlarıdır. 

Yağları karıştırmak için ipuçları 

1.Bir karışım yapmaya başlamadan önce, hangi üst, orta ve alt nota yağlarının karışım içinde etki etmesini istediğinize karar verin. Başlangıçta aşağıdaki şekilde küçük notlar almanız da size yardımcı olacaktır: 

Uzun bir iş gününün ardından Difüzör/ Koku lambasıkarışımı 

Üst nota-> Portakal (uyarıcı, hisleri harekete geçirici, keyif verici)

Orta nota-> Lavanta (üzüntüyü azaltır, sinirleri güçlendirir, sakinleştirir)

Alt nota-> Gül ağacı (ısıtıcı, dengeleyici, stresi yok edici, topraklayıcı)

2.Hangi yağları kullanacağınızı bilirseniz, o zaman karışıma ters sıradan başlayabilirsiniz, bu da şu demektir: 

Alt nota -Gül ağacı, örneğin 4 damla

Orta nota -Lavanta örneğin 3 damla-> koklayın

Alt veya orta nota 1-2 damla katın-> koklayın

Üst nota -Portakal, örneğin 2 damla-> koklayın

Üst nota birinci sırada buruna gelmelidir, bu arzu edilir, çünkü karışımlar, mümkünse, her zaman üst notada iyi kokmak zorundadırlar. Burada, ihtiyaca göre daha fazla damla da katılabilir.

Koku lambası veya Difüzör aracılığı ile kendini iyi hissetmek

Hoş kokuların mekana yayılması için koku lambası basit ve etkili bir yardımcıdır. Mekanları bu tip sağlık verici kokularla zenginleştirmek binlerce yıldan beri bilinmektedir ve eski Yunan ve Roma dönemlerinde de salgın hastalıklara ve hastalıklara karşı savaşma ve güçlenme için kullanılmışlardır. Stimüle edici veya rahatlatıcı etkileri Doğu’da çok önceleri bulunmuştur ve Kleopatra’nın kendisi de gemilerinin yelkenlerini aktif olarak kokulandırmıştır, böylelikle rüzgarla birlikte havaya yayılan kokular rahatlatıcı bir etki vermekteydi. Karadaki herkes, kraliçe Nil üzerinde gemileri ile seyahat ederken bunu koklardı. 

Evlerdeki bakterilerin önemli bir rolü bulunmaktaydı. Doktorlar kendilerini enfeksiyondan Tatlı Fesleğen, Biberiye ve Kekik, aynı zamanda da Karanfil ve Okaliptüs ile korurlardı. 

Günümüzde koku lambası, eter yağlarının sıcak su ile karışarak basit ve hızlı bir şekilde dağılmasını sağlamaktadır.

Bununla birlikte insanın kendisini iyi hissetmesini de sağlamaktadırlar. Dezenfekte edici, sakinleştirici ve eter yağlarının seçimine göre stimüle edici etkisi günümüzde tartışılmazdır. 

Bir Koku lambasının ateşe dayanıklı malzemeden, koku çanağı olarak ta adlandırılan bir tası bulunmaktadır, buna ılık su ve eter yağları konur, mum ile ısıtılarak buharlaşması sağlanır. 

Bir Difüzör çoğunlukla şekli güzel olan bir cihazdır, mum ve sıcak su olmaksızın, eter yağlarının buharlaşmasını sağlar. 

Koku lambası/Difüzörün günde sadece bir veya iki saat çalıştırılması, bir mekanın kalıcı bir şekilde hoş bir koku ile doldurulması için yeterlidir (40m3).

Günlük olarak Vivasan’ın eter yağları ile iyi bir şey yapmak ve sağlığı desteklemek için basit ve etkili bir yöntemdir.

Vivasan Aroma Difüzör ile ilgili değerli bilgiler

Eter yağlarının aroma difüzöründen sağlıklı, çok küçük moleküller halinde dağılımı havayı temizler ve iyonize eder ve doğal etkisini iyileştirir. 

Vivasan difüzörünü niçin öneriyoruz 

Ultrasonik dağılımın modern tekniği, suyu Vivasan aroma terapi yağları ile karıştırır. Yağlar ısıtılmazlar (sıcaklık üreten mum gibi) ve böylelikle etkisinden de bir şey kaybetmezler. 

Yağların ultrasonik teknikle ortaya çıkan karışımı su ile birlikte aynı oranda koku yoğunluğu sağlar, bu koku lambasında bulunmamaktadır, çünkü yağlar sadece su üzerinde yüzmekte ve çoğunlukla sadece ilk başlarda daha yoğun kokmaktadırlar. 

Vivasan difüzörlerinin ilave bir avantajı da çok küçük dağılımda yüklü bulunan anyonların çevreye dağılmasıdır, bunlar da eter yağlarını oksijen molekülleri ile destekleyerek toz ve alerjenlerden temizler. Bakteriler, virüsler ve mantarlarla savaşır ve mekan havası kaliteli olarak değer kazanır, nemlenir ve temizlenir. 

Vivasan Aroma Difüzörü, Vivasan Aromaterapi yağları ile birlikte ailenizin huzurunu aktif olarak etkiler, vücudunuzun direncini güçlendirir ve iyi hissetmenizi kolaylaştırır.

Vivasan Aroma Banyo 

Eter yağları ile banyo bir seremoni, ritüel, canlanma, rahatlama ve lüksün hepsinin birden bulunduğu bir şeydir. Günlük yaşantının arkada bırakılması ve ruhun dinlendirilmesi için banyo çok özel bir şey olmalıdır. 

Eter yağları ile yapılan bir banyodan başka hiçbir şey bu kadar huzur ve aynı zamanda da yoğunluk vermez. Tüm vücuda etki eden, verimli ve etkili bir kullanımdır, cilt beslenir ve bakımı yapılır, bağışıklık sistemi desteklenir ve hastalıklar engellenir. 

Sıcak banyo suyu sayesinde cilt gözenekleri açılır ve eter yağları vücut içine son derece iyi bir şekilde nüfus eder. Eter yağları ile banyo sadece bir banyo değildir, aynı zamanda kullanılan eter yağları farklı şekillerde de etki ederler. 

Koku alma organının doğrudan stimülasyonunun yanı sıra, aromaterapi bağlamındaki bununla bağlantılı psişik etkiler ciltte, cilt içinde ve ciltten dışarı etkiler meydana getirirler.

Eter yağları ile banyolar, her şeyden önce huzursuzluk, uyku bozuklukları, sinirlilik, romatizmal rahatsızlıklar, kas ve eklem problemleri, kan dolaşımı rahatsızlıkları ve iltihabi cilt hastalıklarında başarıyla kullanılmaktadırlar. 

Fitobalneoloji olarak ta tanımlanan banyo bilimi, eter yağları ile yapılan banyoların üstün etkileri hakkında iyi ve hayranlık uyandırıcı araştırmalar ortaya koymaktadırlar. Banyo sırasında cilt tarafından emilen eter yağlarının miktarı hakkında çok uzun zamandan beri araştırmalar yapılmış ve eter yağlarının emiliminin, plazma seviyelerinin ölçümü sayesinde farmakolojik bir etki gösterecek kadar yüksek oldukları kanıtlanmıştır. Tutulma süresi 20-30 dakika olmalıdır. Banyodan sonra keratinli tabakadan eter yağlarının vücuda nüfus etmesine devam edilmektedir. Aromaterapide uzun süreli bir gelenek olan aşağıdaki konu, bilimsel araştırmalar ve klinik deneyler ile kanıtlanmaya devam etmektedir:

Vivasan Aromaterapi Yağları ile banyo küvet içinde bir zevkten fazlasıdır.

Aroma banyonun hazırlanışı 

1.Eter yağları her zaman bir emülgatör ile karıştırılmalıdır, çünkü su ile karışımları zordur. Bu yapılmadığı takdirde, eter yağları suyun üzerinde yüzecekler ve bazı durumlarda cilde zarar verebileceklerdir. 

2.Yağların karıştırılabildiği emülgatör olarak kullanılabilecek maddeler kendileri suda çözülebilen maddelerdir. Bunlar, süt, krema, bal ve tuzdur. Bunların tümü diğerlerine nazaran oldukça yüksek yağ içeriği barındıran veya yağları içine alan ve kendisi ile aynı zamanda suda çözeltebilen tuz gibi maddelerdir. 

Süreç:

  • Banyonuzu hazırlayın ve ortalama38°C sıcak su ile doldurun. 
  • Komple bir banyo için 7-12 damla tek bir veya birden fazla farklı eter yağını emülgatöre damlatın. 
  • Banyo küvetinde yeterince sıcak su olduğunda, emülgatörü karıştırılmış yağ ile birlikte banyo suyuna katın, bunlar tüm suya aynı oranda karışacaklardır. 

Vivasan Yağları ile gerçekleştirilen 4 temel tedavi şekli 

Bağışıklık sisteminin direncinin kuvvetlendirilmesi 

Bunların kuvvetlenmesi için gerekli karışımlar, bunlara uygun eter yağlarından oluşurlar ve bedensel yapıyı, yaşı, cinsiyeti ve özel yaşam koşullarını göz önünde bulundururlar. 

Metabolizmanın desteklenmesinde önemli ölçüde kullanılan Vivasan eter yağları 

Bu kullanım şekli, metabolizma fonksiyonlarının iyileşmesini ve boşaltım organlarının canlandırılmasını amaç edinmektedir.

Amaç, fonksiyonel bozuklukların rejeneratif tedavisi için erken teşhistir, aynı zamanda da fiziksel ve pisişik durumun serbest bırakılmasıdır. 

Psişik, ruhsal ve mental sağlığın ve gelişimin desteklenmesi 

Kişiliğin tam olarak sağlamlaşması için eter yağlarının uygun karışımlarının kişiye ve duruma göre uzun süreli kullanımı söz konusu olmaktadır. 

Semptomların ve hastalıkların semptomatik tedavisi

Enfeksiyonların, iltihabi veya romatizmal hastalıkların kesin ve zamanında tedavisi, Vivasan Yağları ve onların kombinasyonlarının biyokimyasal bileşenlerinin temelinde yatmaktadır.

Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi 

Eter yağları, vücudun kendini iyileştirme kuvvetlerini aktifleştirirler ve fonksiyon rahatsızlıklarının ve hastalıkların sebeplerini ortaya çıkartırlar, çünkü beden, ruh ve savunma sistemi üzerinde aynı şekilde aktif olarak etki etmektedirler. İnsanın bağışıklık sistemi çok karmaşık bir şekilde yaratılmıştır ve sinir sisteminin bağlantıları üzerine inşa edilmiştir. Bağışıklık sisteminin önemli bir fonksiyonu da kendi vücuduna ait ve ait olmayan maddeleri ayırma becerisidir. Bu beceri sayesinde, insan vücudu kendisini enfeksiyonlara karşı, kendi hücrelerine ve dokularına zarar vermeksizin koruyabilir. Farklı araştırmalarla yüzlerce yıldır insanların tıp tecrübesine dayanarak, koku alma sistemi ile bağışıklık sistemi arasında büyük bir benzerlik oluştuğu kanıtlanmıştır. Her ikisi de anında çok yüksek sayıda moleküllere karşı reaksiyon gösterirler. Koklama, soluma ve aynı zamanda da cilt aracılığıyla alınan eter yağları, antikorlarla savaşan, bunlarla ilgili yardımcı hücreleri harekete geçirirler. Eter yağlarının solunması ile ortaya çıkan kendini iyi hissetme faktörü de savunma sistemimizin üzerinde büyük etkiye sahiptir ve bağışıklık sistemi üzerinde kalıcı ve etkileyicidir. Ruh halinin iyileşmesi, beynin işleyişinin artması ve önemli olan diğer biyolojik fonksiyonlarla koku alma duyusu ile bağışıklık sistemi arasında, bağışıklık sistemini güçlendirici, pozitif etkisi olan bir bağlantı bulunmaktadır. 

Eter yağlarının karmaşıklığı sayesinde bir yağın içinde, gerek terapötik gerekse bakımsal bağlamda aynı derecede pek çok yararlı özellikler bulunmaktadır. 

Ağrı dindirici, antimikrobiyel, antiseptik, antiviral, mantarlara karşı hücre oluşturan ve 

Canlandıran, karminatif, kramp çözücü, rahatlatıcı, stimüle edici ve güçlendirici etkileri vardır.

Aşağıdaki VivasanAromaterapi-Yağları bağışıklık fonksiyonunu iyileştirirler ve virüslere, mantarlara ve bakterilere karşı yapılan savaşta yüksek bir etki alanları bulunmaktadır:

Okaliptüs -Üst nota, sarı Kekik -Üst nota, sarı Limon -Üst nota, sarı 

Lavanta -Orta nota, kırmızı GülYağı / Portakal ÇiçeğiYağı-Orta nota, kırmızı Sardunya -Orta nota, kırmızı 

Çay ağacı / Manuka / Kanuka -Alt nota, yeşil KaranfilYağı -Alt nota, yeşil Buhur-Alt nota, yeşil Ak köknar-Alt nota, yeşil Ardıç-Alt nota, yeşil 

Sonuç: Tartışmasız olan ve araştırma sonuçlarının pek çok kez ortaya koyduğu şey, enfeksiyon hastalıkları olan kişilerin tedavisinde eter yağlarının içeriklerinin antimikrobiyel etkisidir.

Etki alanı:

Eter yağlarının, bakteriler, mantarlar ve virüsler üzerindeki primer etkisi doğrudan hücre çeperine odaklanmaktadır, burada virüslerin, mantarların ve bakterilerin yaşama sebepleri olan –metabolizmadaki değişiklik sayesinde beslenmeleri (ozmotik düzenleme) –seviyeyi ve ortamı değiştirirler. 

Bu etki alanı ve durum sayesinde, eter yağları çok maddeli karışımlar olup çoğunluk mono bileşen olan ve uzun kullanım halinde dirençle karşılaşılan (antibiyotikler/penisilin) ilaçlarla karşılaştırıldığında bir bütün olarak etkili olduklarından bu tehlike eter yağlarında ortaya çıkmamaktadır.

Vivasan Aromaterapi ve koku duyusunun sevgi üzerindeki etkisi 

Koku beş duyumuzun hayvansal olanıdır. Sinir yolları burunu doğrudan beyindeki koku alma merkezi ile bağlar. Bilinçli algılama olmaksızın bazı Vivasan aromaterapi yağları nabzı artırır, hatıraları canlandırır, blokajları çözer ve cinsel dürtüleri stimüle eder. Diğer tüm duyu etkileri önce filtrelenirler, ancak eter yağların koku molekülleri doğrudan yönlendirilirler. Kokuların etkileri çok yüksektir. Sadece burunun yönetimi ele aldığı tehlike durumlarında değil, diğer taraftan, örneğin yabancı ter kokularını koklarız ve böylelikle sadece kendi duyularımız güçlenmez aynı zamanda kendimiz de korkuya düşeriz. Bu etki, toplu paniğin nasıl ortaya çıktığını anlatmaktadır. Örneğin, dar alanlarda yabancı korku kokularını koklayarak. 

Koklama duyusunun en önemli görev alanı üremedir. 

Koku alma duyusu kaybı olan (anosmi) insanlar için bu büyük bir problemdir. Bu tür adamların sağlıklı adamlara göre daha az seks yaşantısı olur. Aynı şekilde koku alma duyusu kaybı olan kadınlar kendilerini aşk hayatlarında çok güvensiz hissederler, çünkü onlar için eş seçiminde önemli olan güvenilir kılavuz eksiktir.

Eter yağının cinsel davranış üzerindeki etkisi (Venüs kokuları)

Eter yağları, libido üzerinde çok güçlü etki yaratırlar, böylelikle yaşam enerjisini, duygusallığı ve cinselliği uyarırlar. Eter yağlarında feromon bulunmaktadır, bunlar biyolojik antrakt ve taşıyıcı maddelerden başka bir şey değillerdir. Vivasan aromaterapi yağ çeşitlerinin içinde Ylang-Ylang, Yasemin, Paçuli ve Gül yağlarında çok yüksek oranda feromon içeriği bulunmaktadır. 

Feromonlar endojen koku maddeleridir, bunlar eter yağlarının orijininde yüksek sayıda bulunup biz insanlar üzerinde, diğer cinsiyet karşısında cinsel çekim maddesi olarak etki ederler. İyi ruh halini veya tam tersi kederi ortaya çıkarırlar. Kişisel koku karşı cins tarafından algılanır ya çekicidir ya da iticidir. İnsan eş seçiminde serbest değildir, koku karar verir. Yanlış eşi ise er ya da geç beden reddeder. Bu taşıyıcı maddeleri, diğer cinsiyet, erkek androsteron veya dişi kopoline olarak vomeronasal organ üzerinden kavramaktadır. Burun iç duvarında bulunan bu organdan, yaklaşık 1cm uzunluğunda koku organı, bitkisel feromonlar da doğrudan sinir kanalları ile beyine iletilirler, orada cinsel ihtiyaçlar veya şüpheler ve isteksizlik –seni koklayamıyorum –ortaya çıkar. 

Kokular ve rayihalar, izin vermek (kabul etmek) istediğimizde çok daha büyük rol oynarlar. Bu işlem bize güvensizlik verir, çünkü bizim bunu bilincimiz ve bununla bağlı mantık ile yönetmemiz mümkün değildir. Kontrollü dünyamız içinde kendimizi neredeyse artık hiç güvenli hissedemeyeceğimiz asıl konu, burnumuzun bizim kimi sempatik bulacağımızı, seveceğimizi ve kiminle gelecekte bir aile kurmak istediğimize karar vermesidir.

Teorimizi destekleyen elle tutulur bazı kanıtlar bulunmaktadır, feromon içeriği bulunan eter yağları ilişki davranışlarımızı önemli ölçüde etkilemektedir:

Kadınlar, diş hekimlerinin bekleme salonlarında üzerine androsteron sıkılmış, güvenlerini sağlayan koltuklara daha severek oturmaktadırlar (Yasemin, Gül, Paçuli, Ylang-Ylang). Kadınlar uzun zaman boyunca aynı odada kaldıklarında, en fazla terleyen kadının adet döneminde olduğu doğrudur. Androsteron (erkek koltuk altı teri) kadınların adet döngüsünü kısaltır. Anneler bebeklerinin giydikleri üstlerini tanırlar. Bebekler, sadece koklayarak veya temas ederek değil, göğüsün, anne sütünün ve annelerinin ter kokusunu daha ilk günden tanırlar. 

Günümüzde her şey çok iyi analiz edilebilmektedir (gaz kromatografisi), sevdiğimizin koltuk altının koku bulutunun, ayrıldığımızınkinden niçin daha güzel koktuğunu en detaylı analiz bile bize söyleyememektedir.

Düşkünlük, sempati, aşk ve erotizm ile bir arada olan şeyin ne olduğunun açık olan kısmı ise, en önemli insani koku kaynağının koltuk altında bulunun tüyler olduğudur. Koltuk altlarının avantajı burun yüksekliğine olan konumudur ve koltuk altı terinin kokusudur, bunlar aşağıdaki içeriklerden oluşan feromon içeren eter yağlarıyla ilişkilidir. 

Koltuk altı teri her şeyden önce şunlardan oluşur: 

Androstenol-misk kokulu (Paçuli, Ylang-Ylang, Yasemin, Karaman Kimyonu)

Androstenon-ürik kokulu (Paçuli, Yasemin, Misketli Adaçayı, Gül ağacı)

3-Metilheksan asiti-ter kokan (Gül, Misketli Adaçayı, Paçuli, Yasemin, Karaman Kimyonu)

Rayiha: Her nefes duyusal bir macera olabilir. Milisaniye içinde kokuları algılarız, güzel ve tanınmışları hoşumuza gitmesi için, kötü olanları ise ikaz ve dikkat için alırız. 

Vivasan’ın Koku lambası / Difüzörde, banyo veya masaj yardımcısı olan eter yağları blokajların çözülmesine yardımcı olur, feromon üretilmesini kolaylaştırır ve dolu dolu ve ahenkli bir ilişki için doğal bir destek sağlar.

Hamilelikte Vivasan Aromaterapi, bebekler ve çocuklar için

Hamilelik, doğum ve loğusa dönemi sırasında eter yağlarının misyonu, doğmamış çocuk için risk taşıyan kimyasal bileşenler olmaksızın bütünsel tedavi olasılığıdır. Aromaterapinin misyonu çoğunlukla korumayı da sağlamaktır. Bulantı veya halsizlik zamanında difüzördeki veya banyodaki veya ovmada kullanılan Vivasan yağlarından biri ile (Limonlu melisa, Okaliptüs, Nane, Limon Messina) tedavi edildiğinde merkezi sinir sistemi aktifleştirilir ve bunun sonucunda oluşan hormonel değişiklik iyi hissetmeyi sağlar. Tedavi ne kadar erken başlarsa, ruh o kadar çok stabil olur ve bedenin artık ağrı oluşturmasına gerek kalmaz. 

İlaveten ovma, kompres (yağ örtüleri) ve banyolar, doğum öncesi anne-çocuk bağlantısını kolaylaştırır. Anne çocuğuna döner ve onu daha bilinçli olarak gerçek kabul eder. Kullanım en iyi, eğer kadının kendisi «kendi» yağlarını ve uygun kullanım formunu seçerse gerçekleşir. Hamilelik sırasında koku hassasiyeti en üst seviyeye çıktığından çok fazla dozda kullanımlar bulantıya yol açabilir. Bu nedenle çocuk dozlarının aşılmaması önerilmektedir. 

Bir taraftan ruhsal olarak güçlendiren ve koruma sağlayan, diğer taraftan sakinleştirici, rahatlatıcı ve dengeleyici etkisi olan yağların kullanılması gerekmektedir: Sardunya, Lavanta, Gül, Portakal Çiçeği, 

Gül ağacı veya ama aynı zamanda Portakal ve Limon gibi korkularda ilave olarak neşelendirici ve canlandırıcı etki edenleri sizlere önerebiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir