Ateş “Aşırı” Yin ve Yang Tarafında Olursa

Ateş “Aşırı” Yin ve Yang Tarafında Olursa

Ateş sizi yakıyorsa bunun çeşitli parametreleri var. Birincisi; daha fiziki formdan bakalım. Ateş yakıyorsa ateş tarafınız aşırı yang enerjisindedir. Aşırı yang enerjisine agrasif ateş denir. Aşırı yin de aşırı pasif. Buna ateş fazlalığı ve ateş eksikliği deniyor. Ben bunu bu bilinçten değil de ateşin yang tarafının ve yin tarafının ağırlıklı olması. Çok ağır yinse eğer ateşiniz çok azdır. Ateş çok yang tarafındaysa ateşiniz çok yüksektir.

Ateşin bedende çok yang olması ne şekilde gözlenir? Bir, öfke ile gözlemlenebilir. Yüzeyde ya da derinde olan öfkelerimizle gözlemlenebilir. İkincisi; aşırı dışarıya bakma ve sürekli dışarıda bir şeyler gerçekleştirme, yaparım arzusu ya da bizde var olsa da olmasa da “hırs” sebep olabilir. Gücünü başkalarını kontrol etmek için kullanmak yine ateş konusunda bu tür çalışmaları getirir. Ateşin fazlalığını, yüksekliğini getirir. Başarı hırsı, öfke, bunların hepsi ateşin fazlalığının getirileri. Birileri diyorsa ki yanıyorum, sürekli yanıklar oluyor, bu başlıklara bakacaksınız. Ateşin “aşırı” yang tarafında olması.

Yin tarafında olması hareketsizlik, enerji eksikliği yaratıyor. Enerjide tükenme, beden ateşinin az olması, sindirim ateşinin az olması, bu da aşırı yin. Bedende hareket edecek enerji kalmaması. Pasiflik, içe kapanmak, hareket edecek enerjiyi bulamama. Kendi özdeğerinin farkına varamama, değersizlik hisleri. Hiçbir şey arzulamama. Yaşama karşı hiçbir arzusunun kalmaması yine ateşin eksikliğini yaratıyor.

Bir mertebe daha yukarıdan bakıyorsak; ateş aynı zamanda aşkı getirendir. Ateş aşkın ışığının varlığımıza ekilmesini sağlayandır. Aşk dediğimizde aşka dair bizim kollektiften gelen bazı şeylerimiz var. “Aşk acıtır” mesela, serbest bırakmamız gerekenlerden biri. “Aşk yakar”. “Aşk kalbimizi yakan bir şeydir.” Aşkı tanımlama şekillerimiz, bunlar da aşırı yangı getirip sizi tanımlama şeklinizi döndürebilir. Ateş aynı zamanda aşktır. Aşkın sınırlı ve sonlu olduğu bilinci, bu da yine ateşi algılamamızdan kaynaklanıyor. Aşkın bir gün mutlaka biteceği bilinci gibi. Bir ilişkinin içindeyken ya da değilken aşka dair şeylerimiz bize yine bu tür durumları yaratabiliyor. Buralara bakmamızı tavsiye ediyorum. 

Arınmayı da hırsla yapmak, böyle bir başlık da var aynı zamanda. Kendinizde bir duygu yakaladınız “Of ya nereden çıktı bu duygu şimdi, bitmedi mi bu öfkeler?” diyorsanız, elinizi koydunuz oraya ama hırsla yapıyorsunuz, kendinize olan kızgınlığınız ile yapıyorsunuz o arınmayı. Arınıyorsunuz ama öfkeyle, kızgınlıkla yapıyorsanız o zaman da ateş size kendiniz gösteriyor. Diyor ki “Gerek yok bunlara, yakan ateşle çalışma.” Ateşin illaha yakması gerekmiyor. Yakmaya ateş vardır.

Ateş, kalbi açanı yakmaz! Kalbiniz ne kadar yükselirse, artarsa, genişse, kapsarsa; ateş etrafınızdaki varlıkları o kadar yakmaz. Ateşi kalple birleştirirsek bu sefer yakmamaya başlıyor. Yani solar pleksusu kalple birleştirirseniz ateşin yakıcılığı ortadan kalkmaya başlar. Solar pleksusunuzdaki gücü naif, ilahi güç olarak, solar pleksusunuzdaki iradeyi İlahi Kaynak’ın her şeyi gerçekleştiren ama yine naif olan, değeri gerçekten yüksek bir değer olarak, aşkı sonsuz olan bir hikmet olarak dönüştürürsek bilincimizde eski kalıplara göre; dolayısıyla o zaman ateş kalple birleşmiş oluyor. Kalp seviyesinde, lütfun da hoş, kahrın da hoş vardır. O tarafa gelmek çok güzel. Nereden geliyor deyip kendimizi suçlamak yerine “ aaa böyle bir şey mi yaptın, noluyormuş bu sürecin içinde?” ateş giriyor sonra su giriyor devreye. Bunu görmek çok önemli. Durugörü dediğimiz yeteneğin içinde bu da var. Biz durugörüyü sadece aura görme olarak görüyoruz. Hayır. Gördüğünüz bir şeyin arka planındakileri görmek mesela. Bir bitkiye baktığınızda onun benzeşmelerini görmek. Oradan insan bedenindeki bir yere ulaşmak. Baktığınız yerdeki hikmetleri görmek de durugörü yeteneklerinden biri. Örneğin; ateşi bir yere şey yaptığınızda bedenin kendisinin su elementini dışarıya doğru vermesi gibi. Soğutma sistemi. Siz bir yerinizi yaktığınızda birincil olarak kızarma, ikincil olarak su toplaması geliyor. Su toplaması, klima etkisi. Suyu gönderiyor orada bir soğutma sistemi yaratıyor. İkincil bir etkisi daha var. Aynı yeri yakarsanız bir yastık etkisi yaratıyor ki derin dokulara gitmesin diye yanık. Kafanızı bir yere vurduğunuzda da aynısı olur. Orası şişer, bir daha aynı yerden vurursanız beyniniz zedelenmesin. Aynı yere birkaç kez vurursanız orası şey olur diye oraya yastık yapıyor. Bedenin güzellikleri, beden sizinle naif şekilde çalışıyor. Bunları görmek güzel.

İlgili Kursu Görmek İçin Aşağıdaki “Elementlerkursu görseline tıklayınız…..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir