Hiç Aşık Olmadığınızın 6 İşareti (Kişisel Gelişim Yazıları)

Birçok insan gerçek aşkında içinde olduğu bir ilişkiyi arar. Ancak bu yolculuk zaman zaman acı verici bir halede gelebilmektedir. Özellikle monotonluğa bağlı olarak birçok ilişki ilk günkü heyecanı zaman içinde kaybeder ve iç dünyada bir eksiklik hissedilmeye başlanır. Bu eksikliğin adını bir türkü koyamaz ve anlamlandıramayız.

Oysa aşk sürekli gelişmeyi gerektirir. Bu nedenle bir ilişki içerisinde iken genel olarak daha anlayışlı olmak ve sabırlı olmak o ilişkiyi bir üst seviyeye taşıyabilmektedir. Ancak bazen de zihninde bir uzlaşmaya varamaz, kendini güvende hissedemez, daha da sabırlı olamaz ve anlayışlı hiç davranamaz. Sonrasında ilişki için artık çaba etmeyi bırakır ve bir süre sonra ayrılmayı dahi düşünürken kendini bulursun. Ama o cesareti bir türlü bulamazsın çünkü nasıl hissettiğini ne olduğu konusunda bir netliğe ulaşamamışsındır.

Bu da duyguların karmaşasına neden olur ve kafa karışıklığı yaratır. Bu kafa karışıklığı yaşamını etkilediği gibi ilişkinin kalitesini de zaman içinde etkilemeye başlar. Çünkü bu kafa karışıklığının asıl nedeni karşı tarafın artık sizi sevip sevmediği konusunda emin olamamanızdır.

Her insan sevilmek ve değer görmek ister. Bunu hissedemediğinde de karşı tarafın onu sevmediğini veya ona aşık olmadığını düşünür. Daha da önemlisi ise kendisinin gerçekten partnerine aşık olup olmadığından emin olamamasıdır. Oysa partnerini gerçekten seviyor mu sevmiyor mu veya ona aşık mı değil mi şeklinde netleşse belki de her şey daha güzel olacaktır.

İşte bu videoda aşık olmadığınızın 6 işaretine bakacağız. Bu sayede aşık olup olmadığınız daha kısa yoldan net olarak anlayabileceksiniz.

İşte hiç aşık olmadığınızın 6 işareti

  1. Partnerinizle İlişkiye Hızlıca Başladıysanız

Partnerinizle ilişkinizi hızlı bir şekilde ilerletip biranda ilişkiyi yaşamaya başladıysanız bunun nedeni aşık olmanızla ilgili değil hayallerinizin veya arzularınızın sizi yönlendirmesindendir.

Dünyanın önde gelen ilişki uzmanlarından biri olan Susan Winter şöyle der; Delicesine aşıklığın bir yanılsama içinde yaşandığını söyler. Bunun en yaygın örneği toplumsal veya kişisel baskıdan kaynaklanmasıdır.

Çevredeki insanlar, bir insanın belli bir yaşa geldiğinde artık evlenmesi gerektiği yönünde baskılar uygulama başlar ve bir süre sonrada kişi bu etkinin altına girerek evlenme zamanının geldiğini düşünerek tanıştığı biriyle hızlıca ilişkiye başlar ve henüz ilk günlerden gelecek planları yapmaya başlarlar. Ayrıca çoğu kişi artık biyolojik zamanın geldiğini de düşünmeye başlar.

Tüm bu toplumsal baskılar ve kişisel yanılsamalar kişinin hızlıca ilişkiye başlamasına neden olur. Çünkü bu ve benzer baskılar ilişkiye hızlıca başlatır ancak aşk zamanla gelişirek güven duygusuyla kendini göstererek açığa çıkar. Ancak bu duygunu açığa çıkması da ancak zamanla olmaktadır.

  1. Onların Kusursuz Olmasını Bekliyorsanız

Partnerinizin kusursuz olmasını, sürekli olarak iyi giyimli, en iyi konuşmayı yapan, herkesin gıpta ile baktığı biri olarak görebilirsiniz. Bu durum kulağa mükemmel geliyor değil mi?

Onların kusursuz ve mükemmel olmasını beklerken bir süre sonra gerçek yüzünü gördüğünüzde sinirlenip saygınızı kaybediyorsanız muhtemelen ona aşık değilsinizdir.

Oysa bu gibi beklentiler ve hayallerin sonucunda başlayan ilişkilerde “ O ilişkinin ayakta kalabilmesi için mükemmelliğe ihtiyacı vardır” o mükemmellik bozulursa ilişkide bozulur.

Gerçekten birine aşıksanız ve onu seviyorsanız tüm kusurlarını görmezden gelebilir ve kusurlar sizi pek rahatsız etmez. Hatta yaşamda bir zorlukla karşılaşıldığında onunla o zoru aşabilir ve kolaylıkla birlik olabilirsiniz. Böyle iyi olanın ve iyi yaşamında tadını birlikte çıkarabilirler ve bu durumda her iki tarafa mutluluk verir. Peki ya sen partnerinin kusurları hakkında neler düşünüyor ve hissediyorsun?

  1. Partnerinizin Yanında Rahat Değilseniz

Eğer partneriniz aşık değilseniz onun yanında kendinizi asla rahat hissedemezsiniz. Oysa aşık olan insanlar sevdiği ve aşık olduğu birine güvenir, onun yanında kendini rahat hisseder ve gevşer. Bu da tabi partnerin yanında iken kolaylıkla uykuya dalmasına veya uyumasına ortam dahi hazırlayabilir.

Ancak aşık değilseniz ve sürekli olarak yanlış bir şey söyleyeceğim, kötü bir izlenim bırakacağım korkusuyla her dakika diken üstündeymişsiniz gibi hissedersiniz. Derin insan ilişkilerini güçlendirme ve güven duyguları üzerine hayatını adamış olan Profesör Doktor Brené Brown; Güçlü bir sevgi ve ait olma duygusuna sahip olanların daha çok kırılgan bir yapıya sahip olduklarını ortaya çıkardı. Yani partnere duyguları, mücadeleleri, sırlarını tam olarak anlatılmaz ve bu anlatmama durumu da bir süre sonra çift arasında görünmez duvarlar inşa edilmesine neden olur.

Bu nedenle partnerinize duygularınızı, mücadelelerinizi ve sırlarınızı anlatıp anlatmadığınıza bakın, eğer ona güveniyorsanız her birini anlatırsınız ancak güvenmiyorsanız anlatmaz saklama eğilimine sahip olursunuz. Çünkü güven olmadan aşk olmaz…

Bunun için Robert Plutchik’in duygu çarkına bakmamız yeterli olacaktır.

Duygu çarkının sağ üst kısmına bakarsanız neşe ve güven duygularının birleşimi sonucu sevginin oluştuğunu görebilirsiniz. Eğer güven yok ise herhangi bir sevgiden de bahsedilemeyeceğini net olarak görebiliriz.

  1. Mesafeli Olursanız

İlişkinin başlangıcında tutkunun yoğun olması gayet normaldir. Ancak zaman içerisinde bu tutku belli bir seviyede tutularak ilişkinin varlığı sürdürülürken aşık olmadığınız birine gün geçtikçe daha da mesafeli olmak istersiniz.

Bu nedenle onunla sık sık bir şeyler yapmaktan kaçar ve sürekli ertelemeye çalışırsınız. İçinizden bir türlü onunla bir şey yapmak gelmez ve çeşitli bahaneler uydurursunuz. Üstelik bu bahanelere kendinizi dahi inandırmak istersiniz.

Eğer partnerinizle birlikte zaman geçirmek yerine sık sık arkadaşlarınızla, ailenizle, kendinizle veya evcil hayvanınızla zaman geçirmek istiyorsanız o zaman bir şeyler var. Ve muhtemelen aşık değilsinizdir.

  1. Zihniniz Başka Yerde

Partnerinle birlikteyken aklın çok geçmeden başka bir yere gidiyorsa kalbinde onu takip eder. Manyetik Partnerler kitabının yazarı Stephen Betchen şöyle der; Aşık olan partnerler, karşıtlarına odaklanma eğilimindedirler”

Bu nedenledir ki onlarla konuşurken, küçük kopmaları fark ettiğinizde endişenizi dile getirin. Bu durum onları ve ilişkiyi önemsediğinizi gösterir. Ancak bu durumdan kaçınırsan bir süre sonra zorlu konuşmalar ve tartışmalara neden olacaktır. Bu tartışmalar sonrasında da onların hayatınızdaki önemini vurgulamayı bırakırsınız.

İşte bu aşamadan sonra onu hissetmemeye ve aranızda görünmez duvarların inşaatı başlar. Böylece onunla konuşmak istemez, bir şey anlatmak istemez ve konuşmanız sığ bir kulvar dışına çıkmamaya başlar. Çünkü gerçekte partneriniz dinlemeyeceğinizi bildiğinden sizinle konuşmayı bırakacaktır.

Sonrasında da aşık olmadığınızı düşünüp duygusal bağlarınız gün geçtikçe kopacaktır. Böylece artık aşık olmadığınızı net olarak anlayabilirsiniz.

  1. Kaygı Geliştirdiyseniz

Sindirim sorunları mı yaşıyorsunuz ya da uyku sorunu mu yaşıyorsunuz? Psikolog Kate Balestrieri ve Doktor Anne Sheeber kaygı durumu oluşan birinde bu iki sorununda ortaya çıkabileceğini belirtmektedirler.

Bir süre sonrada bedensel işlev bozuklukları ortaya çıkabilir ve göğsünüzde bir huzursuzluk hissedip bu huzursuzluk durumunu anlamlandırmaya çalışırsınız. Bir süre sonrada onu kırmadan ona nasıl anlatacağınızın kaygısını taşımaya başlarsanız. Unutmayın ki bu duygudan sadece kaçınabilirsiniz. Peki kaçacak yeriniz kalmadığında ne olacak?

Bu durumda partnerinizle mutlaka konuşun, çünkü bu kaygı durumu ilişkinize zarar vermekle kalmayacak hem kendinize hem de partnerinize zarar verecektir. Bu zararda duygusal çöküntülere neden olabilir. Bu durumda ikinizde aşkı başka yerlerde bulmayı hak ediyorsunuzdur.

Siz kendi yaşamınızda hangi işaretleri gördünüz? Bu işaretler hakkında sizler neler düşünüyorsunuz? 

Bilalhan Çağatay

Kitaplarıma ulaşmak için TIKLAYINIZ.

Yazıyı video olarak izlemek isterseniz, aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz;

Şu yazılarda hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın