Kalp Çakrası endokrin bezi Timus’un önemi

Her çakra endokrin sistemdeki bir bezle bağlantılı çalışır. Kalp çakranın çalıştığı timus bezi. 

Kalbin hizasından yukarı doğru çıktığınızda iman tahtası diye bir yer vardır, çıkıntı var. O çıkıntının tam altında timus bezi. Akciğerlerinizin ortasında iman tahtası altında timus bezi. İki loblu bir bez; akciğer gibi sağ ve sol lobu var. Tam akciğerlerin birleşim yerinde. Şurası boğaz çukurumuz var ya, hemen altında. Zaten aşağıya doğru indiğinizde bir çıkıntı göreceksiniz, orası. 

Timus bezinin hikmetlerine bakarsak?
Timus bezinin birkaç görevi var bedende anatomik olarak. Birincisi; bağışıklık sisteminin beynidir. Bağışıklık sistemi bedende büyük bir sistemdir. Kendi içinde birçok elemanları vardır: akyuvarlar (beyaz kan hücreleri), bağışıklık sisteminin kandaki temsilcileridir. Lenfler, adenoidler. Lenf sistemi bağışıklık sistemi ile bağlantılıdır, çünkü kanın içindeki patojenleri ayırır, onları süzer. Damak, immün sistemin başka bir temsilcisi, hastalıklarla mücadele eden t hücreleri oluşturur. 

Sizin ne kadar güçlü olduğunuzu gösteren timusunuzun ne kadar güçlü olduğudur.
Covid döneminde çok dile geldi; yakalanmayanlar da var. Niye yakalanmıyorlar? Çünkü bağışıklıklarının güçlü olduğunu görüyoruz. Dışarda ne kadar patojen olursa olsun, sizin bağışıklık sisteminiz güçlü ise bedeniniz tamamen sağlıklıdır. 

Bağışıklık sisteminiz nereye bağlı?
Kalp çakranızın gücüne. Kalp çakranız ne kadar güçlü ise bağışıklık sisteminiz de o kadar güçlüdür. Hastalıklara yakalanmazsınız. O zaman bol bol kalp çakrayı güçlendireceğiz. 

Timusla ilgili ikincisi; insan kromozomları, DNA’nın 1. ve 2. krozomları ile bağlantılıdır. 1. ve 2. kromozom gençleşme ile ilgili, hücre yenilenmesi ya da rejenerasyonla ilgili. Yani yenilenme. Rejenerasyon, hücrelerin yenilenmesi. Her an bin tane kan hücreniz ölüyor, yeni bin tane kan hücreniz yaratılıyor. Her an bedeninizin farklı yerinde hücre ölümü gerçekleşiyor. Ama beden tekrar tekrar bu hücreleri yaratıyor. Siz farkına bile varmıyorsunuz. Şua anda siz bu satırları okurken bile bile binlerce kan hücresi öldü yeniden hücreler yaratıldı. En hızlı üreyen kan hücreleridir. En yavaş da sinir hücreleridir. Sinir hücreleri yenilenmez derler; hayır yenilenir, süreci uzun. Kasın da süreci yavaştır ama en uzun sinirlerdir. 

7 yıl içinde bedeninizde yenilenmemiş hiçbir hücre kalmaz.
Sizde 7 yıl öncesinden hiçbir hücre yoktur. İnsan bedeninin tamamı 7 yıl içinde… Bazı hücreler çok hızlı ölür yeniden yaratılır. İşte buna rejenerasyon, yenilenme deniyor.

Yaşlanma ne demek?
Timus bezi küçülür küçülür, yaş ilerleyince. Bezin küçülmesi nedendir? İşlevinin kalmamasıdır. Çünkü biz bedene ne komutu veriyoruz? Her gün birçok insan ölüyor, hastalanıyor, yaşlanıyor. Biz bunları izliyoruz. Biz de diyoruz ki; “Bir gün yaşlanacağım, bir gün öleceğim demek ki herkes bir gün ölüyor.” Bir süre sonra gözler bozulmaya başlıyor, hastalıklar çıkmaya başlıyor. Biz de bunları kodluyoruz. DNAmıza diyoruz ki; demek ki adet buymuş, insan doğuyor, yaşıyor, yaşlanıyor ve sonra ölüyor. Biz DNAmıza sürekli bu kodu yüklediğimizden timus bezi bir saat çalıştırıyor. 

Bedende sirkadyen ritim vardır;
Sirkadyen ritme göre belirli bir yaşa ulaştığınızda diyor ki; ben emirle çalışırım. Madem sistemimiz bu, böyle yüklüyoruz. Bir süre sonra hücre yenilenmesine, DNAya yavaşlama kodu veriyor. Normal şartlarda gençken her an hücre yenilenmesi varken, bu hücre yenilenmesi yavaşlama başlıyor. Hücre bu sefer bozuluyor. Aslında yaşlanma bir tür kanserdir. Bozulmuş hücrelerin kendini çoğaltması işlemi. Deforme hücrelerin çoğalması yani. Kanser de öyledir, bozulmuş hücrenin, virüsün kendini tekrarlamasıdır. Aslında bizim yüklediğimiz komuta göre timus “hücre yenilemeyi yavaşlat” diyor. Hücre yenilenmiyor, yavaşlıyor. Yenilenen hücreler de bozulmuş hücreler olduğundan beden, cilt yaşlanmaya başlıyor. Timus aynı zamanda gençleşmeden de sorumlu. 

Kalp çakranız eğer çok güçlü hale gelirse hastalanmazsınız, yaşlanmazsınız;
Çok önemli şeyler değil mi bunlar? Kalp çakra ne kadar kilit bir konuma sahip. Kadim zamanlarda, özellikle Mısır’da bunu biliyorlardır. Biliyorsunuz ki Dünya’nın belirli dönemlerinde insanlar çok uzun yaşıyordu. Kutsal kitaplara da geçmiştir; Nuh Peygamber’in 850 yıl civarında yaşamı var. Sadece Nuh değil o dönemde herkes öyle yaşıyordu. Hermes yani Hz İdris sadece 2000 yıl Mısır’da hüküm sürüyor. 500, 100, 70 değil. O zaman biliyorlardı timusun, kalp çakranın önemini. Hatta bir adet haline gelmişti timusu dövmek. 

Yas tutarken yumrukları ile göğüs kafeslerine vururlar. Orada timus var, 3 parmağınızı biraraya getiriyorsunuz timusa hafif vuruşlar yapıyorsunuz. Bunun sayısı var, 11, 21, 40, 99, 108. Bu gibi sayılar. Her gün timusunuzu 21 kez dövün. Dövmek ne demek aslında stimüle etmek, yani aktive etmek. Hafif acıyacak ama dayanamayacağınız acı değil, timusunuzdan ses çıksın. Özellikle Mısırlılar’ın çok yaptığı şeylerden biriydi bu. Kalp çakra ile yaptığınız her çalışma burayı da güçlendiriyor. 

Timusun görevleri;

Timusun 1. Görevinden bahsettik, bağışıklık sistemi. 2. görevinden bahsettik gençleşme, hücre yenilenmesi. 3. Timus kendi içinde salgıladığı hormonlarla beraber aynı zamanda bedende kederi nötralize eden organ. Çok ağır bir durum yaşadınız sizi üzecek, önemli bir kayıp yaşadınız, üzüleceğiniz büyük olay oldu. Timus bu tür durumlarda bir salgı salgılayarak bunun üzerine çıkmanızı sağlayan önemli organlardan biri. Acının, kederin ötesine geçmenizi sağlıyor. O yüzdendir belki de Doğu’da özellikle, insanlar çok acı içinde olduklarında veya biri öldüğünde göğüslerini döverler. Aslında insanlar bunu yaptıklarında kendilerine zarar vermesinler diye engellemeye çalışırlar; bırakın kendisini şifalıyor aslında. Acıyı, kederi nötralize eder. 

Timusun ve kalp çakranın önemli organlarından akciğerin duygusu kederdir ana duygusu; Kök çakra neydi? Korku, gelecek kaygısı, korkusu. Sakral çakra utançlar, suçluluk duyguları. Solar pleksus öfke, kızgınlık. Kalbi tıkayan şey keder, üzüntüdür. Hatta kalp çakra ile ilgili rahatsızlıklardan biri tüberküloz ya da verem. Özellikle akciğer alt bölgesini etkiliyor. Verem hastalığına eskiden ince hastalık deniyordu. Türk filmlerinden hatırlarsınız belki, kayıp oluyor, sevgilisinden ayrılır verem olur. Kederden dolayı oluyor. 

Timusun 3.görevi kederi nötralize eden saygılar salgılıyor;
En azından baş edebileceğiniz seviyeye getiriyor. Biraz üzüldüğünüzde fazla keder varsa o zaman timusunuzu hafif dövebilirsiniz. Bakın timusun ne kadar önemli görevleri var anatomik, fizyolojik olarak ve aynı zamanda ruhsal olarak. 

Timusun ruhsal görevine bakalım;
Mesih çakrasıdır timus. Hatta timusun kalp çakranın dışında bir rengi vardır. İnsan bedenindeki çakraların renk sıralamasına bakarsanız renk spektrumundaki ile aynıdır. Çünkü frekans spektrumudur aynı zamanda renk spektrumu. 

Kök çakra kırmızıdır, kırmızıdan sonra turuncu, sarı, yeşil, mavi gelir. Kalp çakraya kadar aynı sıra; kök çakra kan kırmızısı, sakral çakra portakal turuncu, solar pleksus civcivden altın sarısına dönen bir sarı. Kalp hizasında zümrüt yeşili.Buradan yukarda yayılan hafif, ince pembemsi bir şey.Normalde pembe kırmızının alanı içindedir. Kırmızı renk boyutu tarafında. Yeşilden sonra yeşilin tonları mavi civarı gelir.

Pembe tonu kalp çakranın hemen üzerinde ikinci bir tondur. Kalp çakranın tonlarından biridir, pembedir. O yüzden sevginin, gülün rengi de pembedir. Gülle özdeşleştirilmiştir özellikle, sevgi, kalp. Kalp çakranın ikinci rengidir. “Pembe gönlüm sende” deniyor ya. Timusun rengidir o. Bazı ustalar timus çakrasını ayrı bir çakra olarak söylerler. Kök, kalp çakranın haricinde bir de timus çakra denen bir çakra daha var. Timus ayrı bir çakra olarak görülür. Pembe rengi timusun rengidir.

Melek Öztürk

Kitaplarıma Ulaşmak İçin TIKLAYINIZ..

Şu yazılarda hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın