Pranik Tüp- Besinleri Şifalama

Pranik Tüp- Besinleri Şifalama

Neden şifalandırıyoruz besinleri?

Bir restoranda yediğimiz bir şeyden, marketten, pazardan vs. aldığımız, yediğimiz, içtiğimiz her şeyin bize ne kadar yararlı olduğunu, bizim titreşimimizle ne kadar uyumlu olduğunu bilemiyoruz. Ne kadar sağlıklı olduğunu. Hatta organik beslenme konusunda takıntılara kadar gidebiliyoruz. Tabii ki organik beslenelim, mümkün olduğu kadar katkısız olsun. Burada direnç yaratmadan, varsa. İlla öyle olacak diye ondan başkasını yemem diye direnç yaratmadan yapmamız nasıl mümkün? Ona şifa vererek.

Ürünün organik olup olmaması, katkısı dışında şu da var: mesela restorandan yediğiniz yemek. Usta onu yaparken nasıl bir hal içindeydi? Eğer öfkeliyse o yemeğe öfke de akıyor. Damacana ile aldığımız su. Onu getiren kişi, oraya gelene kadar suyun hafızası da çok kuvvetli. Suyu bir çok şeyle kullanıyoruz, bedenimizin ¾’ü su. O su oraya gelirken nelerden geçti? Nasıl insanlardan geçti? Halleri nasıldı? Suya akan kodlar nedir? Bunları düşünüp paranoyak olmak yerine; iyi besleniyor muyum, sağlıklı besleniyor muyum? 

Yediğimiz içtiğimiz her şeyi kendi varlığımızın en yüksek titreşimine uyumlayarak bu konulardan sıyrılabiliriz. Bu çalışmayı bu yüzden yapıyoruz.

Bedenin muhteşem bir bilgeliği vardır. Ne istiyorsun? Bazı dönemlerde canınız ıspanak çeker, patlıcan çeker, süt ürünleri çeker bir dönem. Çünkü bedeniniz o ara mesela bedeninizde kalsiyum eksik, bedeniniz size söylüyor; peynir, süt ister. Demir eksikliğiniz vardır daha çok protein almak istersiniz. Yeşillikler, salatalar çeker canınız; kalp bölgeniz ile ilgili açılım vardır o sıra. Bedeniniz size bu aralar buna “ihtiyacım” var diye söyler.

Bedeninizi dinleyin, iletişim kurun. Duyubilişiniz dinledikçe artacak. Ne kadar çok sorar, dinlerseniz, o kadar çok cevabı gelecek.

Yediklerinizi, içtiklerinizi şifalandırmanın yanında onurlandırmanızı da tavsiye ediyorum. 

“Bana yemek olduğun için seni onurlandırıyorum, teşekkür ediyorum” diyebilirsiniz.

Bu bir zorunluluk değil. Yemeğin size neler kattığını, oraya gelene kadar ne aşamalardan geldiğini de görmenizi sağlıyor.

Verdiğimiz şifa ile bedenimize aldığımız besinlerin ve içeceklerin zararlı olup olmama takıntısından uzaklaşıyoruz.

Bedenimiz öyle bir kapasiteye sahip ki siz bilincinizi öyle bir saflaştırırsınız ki bedeninize zehir alsanız bile onu dönüştürecek kapasiteye sahiptir. Belki şu anda o kadar geniş bir bilinçte değiliz.

Şifa ile besinin içindeki partiküllerle iletişime geçiyoruz. Onlara ışığı aktarıyoruz. Onların içinde Yaradan’dan uzak şeyler varsa ışığa dönüşüyor. Titreşimleri varlığımızın en yüksek titreşimine uyumlanıyor. Bize uyumlandığı ve yükseldiği için artık “zarar” verir halden çıkıyor.

Sigaraya da verebilirsiniz, ha demiyorum ki şifalayın, için sigaraları. Et, sigara, içki için de şu anda bunlar hayatımızda olan şeyler. Kilo aldırdığını düşündüğünüz şeylere de şifa verebilirsiniz. Simyadan sonra ciddi kilo verdim. Zaten “zayıftım” ama. Sürekli şifa verdiğim için her şeye.

Her şeye şifa verebilirsiniz. Sonuçta bunlar şu anda hayatımızda olabilir. Bunlarla hala titreşiyor, bunlara hala “ihtiyaç” duyduğumuzu düşünüyor olabiliriz. Bedeninizi dinleyin diyorum ya, bir gün artık bu gıdalar ile titreşmediğinizi fark edeceksiniz. Canınız artık et istemeyecek. İçkiyi daha az içmeye başlayacaksınız. Bir süre sonra canınız istememeye başlayacak. O zaman işte o zorlama olmadan, “Bunu yapmam lazım!” demeden, doğal olarak, hayatınızdan ayrıldığı bir dönem olabilir. Mesela biz Hindistan’dan döndükten sonra artık bedenimiz et istememeye başladı. Ve bıraktık. “Eti bırakmam lazım, o beni şöyle böyle yapıyor.” Diyerek olmuyor bu iş. O zaman zorlama oluyor. Direnç yaratıyor. Tabii o şekilde de bırakabilirsiniz, o duyguları serbest bırakıp, direnç varsa. En güzeli artık onunla titreşmediğinizin farkına varmak, bedeninizin size söylemesi ve bırakmanız.

Simyacı olarak biz hiçbir şeyi; şunu yemeliyiz, şunu yememeliyiz, şu zararlı diye etiketlemiyoruz. Her şey bir çünkü. Her şeyin içinde Kaynak’ın ışığı var. Biz onu eğer Kaynak’tan uzak bir titreşim varsa en yüksek hale çekip bedenimize alabiliriz.

Bu çalışmayı nasıl yapıyoruz?

Niyet etmek isterseniz yapabilirsiniz. Çünkü niyetin gücü çok yüksek.

“Bu gıdayı varlığımın titreşimine yükseltiyorum”

“Bu gıdayı varlığımın titreşimine yükseltmeye niyet ediyorum”

Diyebilirsiniz.

İsterseniz ellerinizi, pranik tüple şifaya başlamadan önce olduğu gibi göğsünüzde namaste mudrada birleştirebilirsiniz. Sonra ne yapıyoruz? Pranik tüp 4. aşama, aynı kendimize ya da başkasına şifa verirken kullandığımız gibi yukarıdan ve aşağıdan yeşil ışığı çekip kalpte birleştirip o besine ya da suya aktarıyoruz. Yukarıdan aşağıdan çekip birkaç nefes almanız yeterli. Başta oldu mu olmadı mı çok hissedemeyebilirsiniz. 3-4 nefes yeterli.

Ben ne zaman bir yemeğe şifa versem o şifa tamamlandığı zamana bir rahatlama hissi geliyor. Bu birine şifa verdiğimde de aynı şekilde. Oradaki açılmayı ve çözülmeyi hissediyorum. Zamanla verdikçe sizde de böyle olacak.

Yiyeceğe dokunmanız şart değil, ellerinizi yaklaştırıyorsunuz, şifa verebilirsiniz. Ondan sonra da teşekkür edip onurlandırıyorum diyebilirsiniz. Başta her şeye sürekli şifa verme oturana kadar unutabilirsiniz. Hatırladığınız zaman yapın. Kendinizi orada bir sıkışıklığa sokmayın. Hatırladıkça yapın.

Sorular üzerine:

  • Normal şifa verirken niyet edip ellerimizi açtığımız zaman kalp hizasında merkür sembolünü görüyoruz ve şifa yapıyoruz. Bunda da aynen yapabiliriz, çok da güçlü olur.
  • Şifadan ne kadar eminseniz o kadar güçlü akıyor. Verdikçe güçleniyor şifa. O zaman tat farkı daha fazla hissedilir olabilir. 
  • Damacana suya yapabilirsiniz. Ama damacanaya yaptıktan sonra evde sevgiden uzak bir şeyler olduğunda o su ondan yine etkilenecektir, kayıt etme özelliğinden dolayı. Damacana bir hafta kalıyor evde neredeyse.
  • İzin veriyorlarsa yanınızdakilerin yemeklerine şifa verebilirsiniz. Ben yemek yaparken tencereye de şifa veriyorum. Bir aşçı aslında pranik tüple şifayı öğrense sonuç çok güzel olur, öfkeli bile olsa o gün. O şifayı yemeğe akıttığı için her şey sevgiye dönüşür.

Melek Shekinah Öztürk

Ankara 6.Grup

Simya Eğitmeni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir