Sosyal medyada paylaş

İLAHİ YASALAR İLE DESTEKLENMİŞ ÖĞRETİLER: DOKTRİNLER

Kozmolojide yasalar var. Bu yasalar yine Hermes’in Zümrüt Tabletlerinde geçen doktrinlar. 4 ana doktrin aslında. Tüm Simyanın Kozmoloji bilgisi, bu 4 ana doktrinden geliyor. Doktrini öğreti olarak alabilirsiniz. Doktrin belki sert bir sözcük gibi geliyor ancak öğreti anlamında alabilirsiniz. Burada yasaların haricinde doktrinler var. Doktrin dediğimiz aslında bir öğreti, bir bilinç. İlahi Yasalarla desteklenmiş öğretilere doktrin deniyor. Doktrin kelimesini fiziki bir şey olarak algılamayalım.

Yayılım Doktrini – Law of Emanation

Öncelikle doktrinlerden ilki Yayılım Doktrini. Aslında Ledun İlmi ilede ilgili biraz. Çünkü konuyu somuta doğru, günlük yaşamımıza entegre edecek şekle sokmak gerekiyor bu doktrinleri. Çünkü Ledun İlmi’nde bilgiden ziyade bilginin uygulamaya geçirilmesi önemli. Ledun İlmi’nde ve Kozmolojide bilgiler var ama bunun uygulanabilir olması önemli, sadece tabloyu görmemiz değil. O yüzden bu yayılımla alakalı, enerjinin yayılımı.

Aslında Yayılım Doktrini şu;
Dünya üzerinde var olan her şey aşağıdan yukarı doğru, aslında yaşamsal enerjinin, ilahi enerjinin aşağıya doğru yayılması sonucunda oluşur. Yani yukarıdan aşağıya olan her şey, yayılım sonucunda, enerjinin yayılımı ve enerjinin farklı formlara girmesiyle bu madde dünya, kozmos ve evren oluşuyor. Evrenin oluşması tamamıyla bir yayılımın fiziki forma girmiş hali.

Biraz daha somutlaştırırsak; diyelim ki bir taş, kristal ya da plastik madde, doğada bulunan varlıkların, maddelerin hepsi enerjinin yayılıp farklı formlara girmiş hali. İnsan da dahil. Bütün alemler için bu geçerli.

Birincisi mineral alemi;
ikincisi bitki alemi, botanik;
üçüncüsü hayvanlar alemi.

Burada var olan, fiziki olarak görünüşü olan her şey görünüşü olmayan da dahil yayılımın fiziki formda tezahür etmiş hali. Biz bir forma tezahür etmiş haline metal diyoruz, başka bir forma tezahür etmiş haline mineral diyoruz, başka bir forma tezahür etmiş haline su diyoruz. Başka bir forma tezahür etmiş haline civa diyoruz. Başka bir forma tezahür etmiş haline insan diyoruz. Başka bir forma tezahür etmiş haline hayvan ya da aslan diyoruz.

Bu doktrin şunu söylüyor; her şey bir şeyin, o ilahi gücün, yaşamsal enerjinin, ilahi enerjinin aşağıya doğru yayılması ve forma girmesi sonucudur. Simyadaki tablodan ilerlersek bu aslında manifesto gibidir. Her şeyin bilgisini içeren bir tablo gibidir. Şuradan başlıyor;
Prima Materia, Ledun İlmi ile bağlantılı.
Prima Materia, Yaratıcı Güç, buna Allah, Yaradan, Kaynak, Yaratıcı diyebilirsiniz. Her Şeyin İçinde Bulunduğu Öz diyebilirsiniz.

İngilizcede Spirit deniyor. Spirit derken İlahi Spirit. Şimdi 2 tür Spirit var.
Aynı zamanda insanda tezahür eden bir spirit var. Göksel spirit ya da sonsuz spirit. Bir de aynı zamanda insanda fiziki olarak tezahür halinde olan ruh var.

Prima Materia, İlahi Kaynağın Ruhu. Burada Allah, Tanrı, ikisi arasında farklar var. Tanrı ve Tanrıça kavramı; eril ve dişili içeriyor aynı zamanda.
Allah; Al ve La’yı, artı ve eksiyi, yin ve yangı beraber içeren bir kavram.
Tanrı biraz daha eril bir kelime olduğundan dolayı belki İslamiyet bunu çok az kullanıyor ya da kullanmıyor Tanrı kelimesini. Çünkü Tanrının bir karşılığı var, dişil karşılığı; Tanrıça. Allah kelimesinin karşılığı Prima Materiadır. Bunun eril yanının karşılığı Tanrıdır yani Rahman tarafının karşılığı.
Işık tarafının karşılığının ismi Tanrıdır. Öbür tarafının karşılığı Tanrıçadır.

Prima Materia her şeyin içinde var olduğu Öz;

İslamiyet de bunu şu ayırımla ifade ediyor; Allah diyor; Her Şeyi İçinde Barındıran. Tanrı ve Tanrıça yerine de Rahman ve Rahim; yani Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla diyor. Yine ortada bir üçleme var. Yine Tanrı, Tanrının Rahman parçası, Rahim parçası. Burası Prima Materia her şeyin içinde var olduğu Öz.

Metalin içinde, civanın içinde, katilin içinde, maktulün içinde, mağdurun içinde, güzelliğin içinde, güzel olmadığını düşündüğümüz şeylerin içinde. Her birinin içinde şu Prima Materia, Her Şeyin İçinde Olan Öz. Tanrısal, ilahi enerji. Burası için vahdet alemi demiştik. Yani buradan ötesi var mı prima materiadan daha üstü? Var. Ama o üstünün ismi yok. O üstünü herhangi bir Dünya sözcüğüyle söyleyemediğimizden dolayı abisin üzerinden bahsediyoruz.
Yani Abis dediğimiz; o sonlu ile sonsuzu birbirinden ayıran o alanın üzerinden bahsediyoruz. Abisi geçtikten sonraki alana Sonsuz Alem deniyor.
Yani Tezahür Etmemiş Alem deniliyor. Henüz tezahür etmemiş enerji deniyor.

Biz tezahür aleminden bahsediyoruz burada. Tezahür aleminin en üst enerjisi, en yukarıdaki enerjisi; konuşabileceğiniz, ifade edebileceğiniz enerjisi Prima Materia ya da Allah, Yaratan. Öbüründen konuşamıyoruz, sadece ifade edebiliyoruz, belki Huuu diyebiliriz ona. En yukarıdaki o mutlak güce Kadir-i Mutlak diyebiliriz. Karşılamayabilir o sözcükler. Oradan konuşamıyoruz, çünkü dimağın ötesinde bir yerde. Sözcüklerin de ötesinde, ancak deneyimlenebilir. Burası daha görülebilir ve ifade edilebilir, yaşamımızda ifade edilebilir bir alem. Buradan yaşamsal enerji yayılıyor demiştim.

Yaşamsal enerji, ikiye ayrılıyor;
Bu bir ayrılma bölünme değil demiştik. Sadece enerjinin farklı iki yeteneğe bölünmesi. İki yetenek şeklinde ifade edilmesi. Şu enerjinin, şu yuvarlağın içinde
2 tane güç var. Biri yukarıdan aşağıya olan güç, biri yatay olan güç. Biri dikey yukarıdan aşağıya, biri de yatay olan güç. İki güç var. Biri yatayda hareket eden, biri dikeyde hareket eden enerji. İşte bunun ikiye bölünmesi biri dikey olan gücü, biri dikey olan gücü oluşturmuştur.


Kozmolojinin içine girmek için bu yayılımı çok iyi algılamak gerekiyor. Burası şu yukarıdan aşağıya olan enerji aktif enerji olarak geçiyor. Pasif. Simya buna niter diyor, ancak bu göksel niterdir. Diğerinide göksel tuz diyor. Neden göksel? Çünkü aşağıya indiğimizde grafikte bir tane daha tuz var. Tuz, civa ve sülfürden bahsediyoruz. Bu tuz ile bu tuz aynı değil. Biri göksel biri yersel tuz, daha görünür.

Burada bir yandan buna güç diyebiliriz. Şu niter kavramından bahsediyoruz. Diğerinede form diyebiliriz. Biri güç biri form. Form dediğimiz maddenin formundan bahsediyoruz. Diyelim ki bir elinize bardak aldınız. Bardağın formu tuzdur, bardağın formunun içindeki göksel enerji, vardır orada aslında hani fiziki kuantum enerji de vardır içinde. O şeye güç deniliyor. Güç içindeki ilahi ışığın gücü.

Form pasif enerji, güç aktif enerjidir;

Burası yang yani niter. Tuz da yin olan ya da Tasavvufi, Sufi bakış açısı tarafından bir taraf Rahman olan, diğer tarafta Rahim olan. Aktif, pasif, yang, yin. Enerjinin yönü açısından bakarsak, burası dışarı, diğeri içeri. Yine enerjinin yönü açısından bakarsak; burası yukarı, burası aşağı. Yine enerjinin yönü açısından bakarsak; bir taraf ön, diğeri arka.

Yine zamansal açıdan bakarsak; burası gelecek, burası geçmiş. Enerjinin fiziki dünyadaki hali açısından bakarsak; burası niter, elektrik; göksel tuz, manyetik. Niter elektriktir, elektrik aktiftir. Manyetik pasif güçtür. Elektrik yang’tır, manyetik yindir. Bir yerde elektrikten bahsediyorsak o yang özelliği içerir. Manyetik alandan bahsediyorsak yin içerir.

Zaman mekan nasıl oluyor? Kuantum alanını nasıl yerleştirmemiz lazım orada?

Zaman mekan çifti açısından bakarsak; zaman aktif, yang’tır. Mekan pasiftir, yin’dir. Çünkü mekan formdur, zaman hareket eden güçtür. Mekan hareket etmiyor siz hareket etmediğiniz sürece, daha doğrusu mekan hareket etmiyor derken; mekanın bir hareketi var da fiziki, her şey dönüyor tamam da mekan formdur.

Zaman canlı hareket eden enerjidir;
Biz çünkü zamanı neye göre oluşturuyoruz? Dünya’nın dönüşüne göre, çünkü bir hareket var. Hareketin sonucunda oluşur zaman. Bir gezegenin bir yerin etrafında dönüşünün süresidir zaman. Dolayısıyla zaman aktif, mekan pasiftir.

Her form ve her formun hareketinin doğası bu güçleri mutlaka içerir. Bu güçlerin okunması aslında her şeyin okunmasına, Kozmolojinin okunmasında ilk bakmamız gereken yer. Bunu daha da somutlaştıralım günlük hayatımızda.

İlgili Diğer Yazılar

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: