Yolumuz Kalbimizde Olsun-Eminlik ve Şükür ile

Yolumuz Kalbimizde Olsun-Eminlik ve Şükür ile

İnsanlar bu dönemin içinde o kadar korku, kaygı ve öfke dalgasının içinde belki boğuluyorlar ki, bu da bütün Dünya’ya yansıyor. Bu yansıyan enerjiyi ancak gerçek ışık insanları, ışığın üzerinde yürüyenler bir şekilde dengeliyorlar. Onlar bu dünyaya tekrar ışığın, kolaylığın daha fazla akmasını sağlıyorlar. O yüzden üzerinize çalışırken sadece kendi üzerinize çalışmış olmuyorsunuz. Kendiniz bu varlığın, Dünya’nın içerisinde şükürle yaşarken, sadece kendiniz şükürle yaşamıyorsunuz. Aynı zamanda başkalarının da ışığının artmasına yardımcı oluyorsunuz. Bu çok kıymetli bir şey. Herkes üzülürken, kaygılanırken sizin mutlu olmanız, şükür içinde olmanız Dünya’da çok şey değiştiriyor. Işığınız daim olsun.

Bazen hatırlatmalar yapıyor sistem. Bu tür içinizden çıkan hoş olmayan vizyonlar ile belki çok da yüksek titreşimli olmayan görüntülerle aslında tekrar merkeze gel, kendi içine dön, o yoldan uzaklaşma diyor sistem. Yolun sürekli kalbimizin merkezinde olması çok önemli.

Toprak Elementi Şükür Bağlantısı

Toprak elementinin şükürle bağlantısı var. Toprak elementi madde alemine bakıp zaten gerçekleştirdiğimiz şeylerin farkına varmak anlamına geliyor. Şu an tezahür ettirdiğimiz şeylerin farkına varmak. İçinde bulunduğumuz ev olabilir, hayat olabilir, iş olabilir, şu an bir arada olduğumuz kişiler, sevdiklerimiz olabilir. Bunların hepsinin varlığına bakmak ve izlemek şükürdür aslında. Ne kadar güzellikler var; Dünya üzerinde ve bu güzellikleri dünya üzerinde gerçekleştirmişim, ne kadar güzel bir tablonun içindeyimi görebilmek aslında. Tabii ki bu tablonun içinde ufak pürüzler olabilir, kocaman tablo içinde. Bir yerde tabloyu yaparken ufak bir kayma olabilir, eliniz titremiştir. Genel olarak tabloya baktığımızda etrafımızda muazzam güzellikler olduğunu görüyoruz. Toprak elementi ile bağlantısı var şükrün, tam bir toprak elementi çalışması. Neden? Varlığı görmek çünkü. Var olan fiziki güzelliklerinizi izlemek anlamına geliyor. Şükrün artması da işleri de kolaylaştırıyor. Az kolay durumların içinden kolaylıkla çıkmanızı sağlıyor.

Biz ruh birlikteliği olan insanlarız. Bir arada olmamızın hiçbir zaman boşuna olmadığını her zaman dile getiriyorum. Farklı farklı yerlerde olsak da her birimiz ışığımızı o bölgelerde yayıyoruz. Bunun için şükürler olsun.

Zamanı Belirleyen Bizim İmanımız!

Bir şeyi gerçekleştirmenin zamanı var, evet. Bu zamanı ruhunuz biliyor, içinizdeki Öz’ünüz biliyor bu zamanı. Hemen de olabilir, bir gün, bir ay belki 2 ay sonra da olabilir. Bu daha çok sizin eminliğinize bağlı. İmanınıza bağlı. İman ne kadar yüksekse o kadar kısa sürede gerçekleşiyor. Bir gün öyle bir duruma gelebilir ki; bir şeyi gerçekleştirmek için hiçbir zamanın geçmesi gerekmez. Aynı Ölümsüz Üstatlar gibi, boşlukta bir madde’yi olduracak kadar, hemen anında gerçekleştirecek kadar imanınızı, eminliğinizi güçlendirebilirsiniz.

Burada aslında asıl konu İMAN! Zamanı belirleyen, Her şeyin zamanı var diyoruz doğru. Ama bu zamanı belirleyen yine bizim imanımız. Bu zamanı kısaltan bizim eminliğimiz. Ne kadar büyük eminlik, o kadar kısa zamanda gerçekleşiyor. Yaradan’ın Öz’ünden gerçekleştirmek istediğiniz yaratımlarda imanınızı güçlendirin. Varlığınızın içindeki hiçbir hücreniz, zihninizdeki hiçbir düşünce aksini söylemesin. Her şey, bütün hücreleriniz aynı şeyi söylesin.

Hiçbir hücreniz şüphe etmeyecek kadar imanınızı güçlendirin, o zaman arzu ettiğiniz şeyin hızlı bir şekilde, belki de anında gerçekleştiğini görebiliriz. Evet, bir zaman var, ruhun planı. Bir daha söylüyorum; iman zamanı kısaltıyor, iman hızlıca gerçekleştirmenizi sağlıyor. Buradaki kilit kelime; iman, simya dili ile ifade edersem eminlik. Bunu üzerine daha da güçlendirmenizi tavsiye ederim.

Hep İrtibatta Olan Varoluş İle Sarılıyız

Bu kadar varlığın içinde yaşarken, her biri bir varlık kademesi, şu an üzerinde oturduğum sandalye bir varlık kademesi. Bir süre sonra bunların hepsi konuşmaya başlıyor sizinle. Telefon, laptop, şu su bardağı konuşmaya başlıyor. O zaman bir bakıyorsunuz ki, yalnızlık nedir? Etrafında hep seninle irtibat halinde olan bir varoluş var, ilahi var. O ilahi her yerden konuşuyor sana; çiçekten, böcekten, masadan, sandalyeden, her bir yerden seninle irtibat kuruyor. Bunu bildiğiniz zaman yalnız kalamayacağınızı da fark ediyorsunuz. Böyle olması da güzel.

Fiziki alanda yaşıyoruz ancak fiziki insanlar değiliz. Fizik sadece bizim kullandığımız varlık kademesi. Fiziki varlıklar olarak yaşamaya çalışmıyoruz. Bu dünyaya fiziki bedenimizle geldik ama biz fiziki varlık olmadığımızı kavrayarak yaşamamız çok önemli. Bu eşyayla olan ilişkimizde de öyle. İnsanlarla, canlılarla, cansızlarla olan ilişkimizde de öyle. Bunu özellikle net bir şekilde bilincimize yerleştirmeliyiz. Dünyada yaşıyoruz ancak dünyadan değiliz. Fizik maddede yaşıyoruz ama fizik madde değiliz.

Fizik maddenin planında oynayan oyuncularız. Orada yaradan ve Kaynak’ın özelliklerini her seferinde daha fazla dile getirmeye çalışan, bunu her zaman aklımızda tutmamız gerekiyor. Fiziki işlerle de uğraşan, mesela bürokrasi işleri var. Bir yandan belediye işleri, İl Tarım’da işleri var, proje işleri var. O planda insanlarla diyalog kuruyorsunuz. Onlar tabii ki ruhsal gerçekliğini hatırlayamamış insanlar da olabiliyor. Bunları yaparken de yine bunun içinde olmayı hatırlamak gerekiyor. Yani bürokrasi içinde, işinizi yaparken, para ile uğraşırken, bir fizik madde insanı değil, fizik bedeni kullanan bir insan olarak bedeni sadece bir giysi olarak kullanan insan olduğumuzu hatırlamamız çok önemli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir