Bugün, zihninizi zorlayacak çılgın bir konuya değiniyoruz: Gelecek şimdiden yaşandı mı? Bu soru, zaman kavramını ve gerçekliğimizi sorgulatacak.Çünkü bu soruda aynı anda hem geçmiş hem şimdi hemde gelecek var. 

Şu an bu videoyu doğduğunuz anda mı, yoksa hayatınızın son anında mı izliyorsunuz? Şaşırtıcı gelebilir ama cevabımız “evet” olabilir. Peki bu nasıl mümkün? İki zıt şey aynı anda var olabilir mi? Çılgınca değil mi?

Hadi derin bir nefes alın ve zamanın nasıl işlediğini keşfetmeye başlayalım. Zaman bir film gibi mi? Yoksa her şeyin önceden yazıldığı bir kitap mı? Gelin, bu soruların cevabını arayalım!

Küp Evren Teorisi: bu teoriye göre “Tüm Zamanlar Aynı Anda Yaşanıyor”

Zamanın işleyişini daha iyi anlamak için, evreni bir çocuğun resim çizmesine benzetelim. Çocuk resmin her bir yeni karesinde evrendeki o anı resmediyor. Yani her çizim o çocuğun şuanıdır. 

İnsanlar doğuyor, ölüyor, galaksiler genişliyor ve sen oluyorsun… sonra otobüsü kaçırıyorsun. Her yeni resimle evrenin bir anı çiziliyor. Bu anlar birbirini takip ediyor ve sürekli yenileniyor. Geçmiş, yaşanıp gitmiş olan; gelecek ise henüz çizilmemiş olandır bu durumda değil mi?

Ama ya zaman başka bir şeyse? Eğer evrenin tüm anları zaten çizildiyse? Yani, geleceğiniz de geçmişiniz kadar gerçekse? İşte burada Küp Evren Teorisi devreye giriyor. Evrenin bütün tarihi bir küp içinde yer alıyor: Yaşanmış her şey ve yaşanacak her şey bu küpte aynı anda var.

Bu kulağa garip geliyor olabilir. Şu an yaşadığımız an gerçek değil mi? Ama Görelilik Teorisi diyor ki, zaman ve uzay birbirinden bağımsız değil. Zaman, kişiden kişiye değişir ve “şimdi” dediğimiz şey kişisel bir deneyimdir. Evrende sayısız ‘şimdi’ var ve hepsi de aynı anda var. Bu da, geçmiş, şimdi ve geleceğin aynı anda var olduğu anlamına gelir. Kafanız mı karıştı? Hadi daha derine inelim!

3 Uzaylı Deneyi: Şimdiler Çakışıyor

Biraz daha netleştirelim. Evrenin uzak köşesinde 3 uzaylı uzay gemisi hayal edelim. Birincisi durağan. Bu uzaylı, seninle aynı ‘şimdi’yi yaşıyor. Eğer sihirli bir internet bağlantısı olsa, onunla anında konuşabilirdin. İkinci uzaylı, saniyede 30 km hızla senden uzaklaşıyor. Onun ‘şimdi’si seninkinden farklı ve 1924’teki atalarınızla konuşuyor olabilir. Üçüncü uzaylı ise sana doğru saniyede 30 km hızla geliyor ve 2124’teki torunlarınızla iletişim kuruyor!

Bunu söyleme nedenimiz, şuanda gökyüzünde gördüğümüz yıldızların şuandaki görüntüsü değilde bizden bin yıl önceki görüntüsünü gördüğümüzü bilmemizdendir. Yani bizim şuanımızdaki gökyüzünün nasıl olduğunu muhtemelen bizden binlerce yıl sonra yaşayacak olan insanlar göreceklerdir. Yani mesafe artıkça şuanın bize ulaşması geleceği bulabiliyor olmasındandır.

Yani, evrende birden fazla ‘şimdi’ var ve hepsi de aynı anda geçerli. Görelilik teorisine göre, bu “şimdi”lerin hepsi de eşit derecede gerçek. Ama bu ne anlama geliyor? Geçmiş, şimdi ve gelecek bir illüzyon mu?

Gelecek Yazıldı mı? Seçimlerimiz Gerçek mi?

Eğer geleceğin de aynı anda var olduğunu kabul edersek, özgür iradenin bir illüzyon olduğunu düşünebiliriz. Çünkü her şey zaten ‘belirlenmiş’ durumda. Seçim yapma özgürlüğümüz gerçekten var mı? Belki de tüm hayatımız, büyük patlamadan beri zaten yazılıdır.

Ama işte burada kuantum fiziği devreye giriyor. Kuantum dünyası, rastgele ve tahmin edilemezdir. Bu da demek oluyor ki, evren tamamen belirlenmiş olamaz. Radyoaktif bir atom her an bozunabilir ya da bozunmayabilir. Bu rastgele olaylar, geleceği etkileyebilir. Eğer kuantum işlemleri belirsizse, gelecek yazılı bir hikaye değil, sürekli oluşan bir şeydir. Yani çocuğun resmi sürekli çizmesi gibi bir şeydir.

Görelilik: Şimdi, Geçmiş ve Gelecek Bir Arada

Görelilik bize, evrende evrensel bir “şimdi” olmadığını söylüyor. Yani uzaylılar, atomlar ve insanlar her biri kendi ‘şimdi’lerine sahip ve bunlar birbirinden bağımsız olarak var. Şu an, doğumunuzdan ölümünüze kadar uzanan bir süre içerisindesiniz. Ancak evrenin uzak köşelerinde bu zaman dilimi farklı şekillerde yaşanıyor olabilir.

Peki ya gerçek nedir? Senin doğduğun an kadar, dinozorların yaşadığı dönem de gerçek mi? Gelecek bir film gibi mi işliyor, yoksa her şey bir ‘küp’ün içinde mi var? Soruların cevabı göreliliğe dayanıyor ve kesin olarak bilinmiyor. Ama bilim insanları geleceği anlamaya çalışmaya devam ediyor. Kimileri, zamanın bir illüzyon olduğunu savunurken, kimileri zamanın daha derin bir gerçeklikten kaynaklandığını düşünüyor.

Sonuç: Geleceğimiz Ne Kadar Gerçek?

Bugün zamanın işleyişi hakkında çok şey öğrendik, ama hala cevaplanması gereken çok soru var. Zaman belki de insan zihninin algıladığı bir şey, belki de evrenin temel bir özelliği. Ama kesin olan bir şey var ki: Gelecek henüz yazılmadı ve hayatımızdaki her an bize yeni olasılıklar sunuyor.

Bu olasılıkar arasında yeni bir seni inşa edebilirsin.

Bilalhan Çağatay

Kitaplarıma Ulaşmak için TIKLAYINIZ.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir