Human Desıgn Türler

Human Desıgn Türler

Tür genellikle yanlış anlaşılan bir kavram. Sınıflandırma gibi algılanıyor. Böyle değil. Farklı farklı türlere ayırmıyoruz biz insanları. Hepimiz enerjiyi başka şekilde kullanıyoruz. Enerjiyi kullanma türleri diyelim. Her birimiz enerjiyi farklı yöntemlerle kullanıyoruz. HD’da enerjiyi ifade etme yöntemlerine tür diyoruz. 5 enerji türü var.

  1. Jeneratörler / Üretici
  2. Manifesting Jeneratörler / Gerçekleştiren Üretici
  3. Manifestörler / Gerçekleştirici
  4. Projektörler / Göstericiler
  5. Reflektörler / Yansıtıcılar

Biz enerjiyi nasıl kullanıyoruz?  Hepimizin başka şekillerde kullandığını bildiğimizde; enerjiyi hangi tarafa doğru, nasıl yönlendireceğiz, kullanacağız bilince hayatımız kolaylaşıyor. Konforumuzu sağlıyor.

Enerjiyi en yüksek düzeyde kullanmamızı ve Yaradan’a daha yüsek düzeyde ulaşmamızı sağlıyor. Yaradan’ın sınırsızlığına, o alandan daha yüksek bir düzeyde ulaşmamızı sağlıyor.

  1. JENERATÖRLER: Dünya’da en fazla jeneratörler var. Enerji üretenler. Bir kişinin jeneratör olması için HB tablosunda sakralının tanımlı olması lazım. Bu durumda jeneratör veya manifesting jeneratördür. Bu iki grubun dışında hiçbir türün sarkalı tanımlı değil.

Sakral bölgenin tanımlı olması bize ne veriyor? Sakral bölge HD’de enerji üreten merkezdir. Jeneratörler sürdürülebilir enerji üretme özelliğine sahipler. Jeneratörler, bu türlerin içinde “amele” türler. Sürekli çalışabilirler. Hatta bir işyerinde en son çıkanlar jeneratörlerdir. Kaytaranlar da projektörler veya manifestörlerdir. Onların sürdürülebilir enerjisi yok.

Jeneratörler ancak enerjileri bittiğinde uyuyabiliyorlar. Günlük fiziki enerjilerini bitirmeden uyuyamıyorlar. Jeneratör olup da enerjiniz azsa muhtemelen jeneratörlük özelliklerini kullanmadığınız için olabilir.

Yaşam stratejileri şu; bekle, yanıt ver, harekete geç. Başlatıcı değiller jeneratörler. Çünkü jeneratörlerin ayağına fırsat geliyor. Manifestörler gibi başlatmak onlara göre değil. Başlatmamaları gerekiyor, bir konuda adım atmak jeneratörlere göre değil. Dıştan gelen soruları yanıtlayarak harekete geçiyorlar. Yani bir jeneratör gidip iş kuracağım dememeli. Bu jeneratöre göre değil; bunu yaparsa hayal kırıklığına uğruyor. Çünkü başlatıcı enerjileri yok! Onlar duruyorlar, bekliyorlar, fırsat geliyor.  Fırsatları karşılıyorlar. Ayaklarına geliyor.

Jeneratörlere şunu söylüyorum; başlatmayın, bekleyin! En büyük handikabı sabırları. Beklediğinde bana fırsat gelmeyecek zannediyor. Beklersem bana kimse sormazsa, fırsat gelmezse diye düşünüyor.

Jeneratörlerin auraları dairesel, bulunduğu ortamı sarar. Mutlaka onlara fırsatlar sunulur. “Sen şu işi yapsan nasıl olur?” gibi. Buradan jeneratörlerin bir işi başlatmadıkları düşünülmesin. Bu şu anlama gelmiyor. Jeneratör bir işin başında olmaz, yönetici olmaz. Tam tersine; bir jeneratör çok iyi yöneticilik yapar, yönetir, ilerletir. “Başlatma!” deyince bir işin başında olma dediğim sanılıyor. Jeneratörler ancak dışarıdan bir soru geldiğinde, fırsat geldiğinde o zaman harekete geçiyorlar. Bu fırsat genellikle soru şeklinde geliyor.

Örneğin; ben bir jeneratörüm, aynı zamanda Alşimi Bilgelik Okulu’nun kurucusuyum. Her adımımı böyle attığımı gördüm. Daha önce Yaratım Okulu çalışmam vardı. 5-6 ay sürüyordu. Ondan önce de şifayla ilgili çalışmalar yaptım. Arkadaşımın biri dedi ki: “Sen kanallık yapıyorsun, diğer çalışmalara benzemiyor. Kendi yöntemini kursana!”. “Ne yapabilirim?” diye sorduğumda simya ile ilgili kanallıklar akmaya başladı. O soru gelene kadar yoktu. Fırsatı karşılıyorum, içimden ses geliyor.

Simya atölyesi oldu sonra kurumsal hale getirmekle ilgili durumlar oldu. Dernek altında yapıyorduk, Şira Kişisel Gelişim Derneği. O derneğin içinde eğitim platformu idi. Bir baktım okula döndü. Sistem senin çalışmaların bir okula döndü dedi. Hep dışarıdan fırsatlar geliyor. Sistem bana soruyor; bunu buna çevir. Yani dışarıdan soru gelmeden hareket etmiyorum.

En son biri dedi ki Şira Kişisel Gelişim Derneği’nin altında olan şey burayı engelliyor. Derneğin gölgesi altında kalıyor sanki, bunu bir ayır. Sonra Alşimi Bilgelik Okulu kuruldu.

Bir jeneratörseniz dışarıdan soru gelecek size. Bekliyorsunuz p soruyu, ondan sonra harekete geçiyorsunuz. Bir iş yapıyorsunuz “Sen bunu çok iyi yapıyorsun. Bu konuda iş yapmaya ne dersin?” gibi soru. En küçük soru da dahil. “Akşam yemeğe çıkalım mı?” da dahil.

“Bekle” birinci kısmı. İkincisi “yanıt ver”. Jeneratörler neye göre yanıt veriyorlar? Sakrallarına göre. Çoğu zaman sakraldan. Bir jeneratörseniz sakralınız yanıt üretiyor. Sakralın yanıt sistemi ne? Size bir soru geldiğinde içinizden bir ses “Hıhı” ya da “I ıh” diyor. Jeneratörseniz eğer soru ile karşılaştığınızda ilk 2 saniyede, düşünmeye başlamadan hı hı ya da ı ıh cevabı geliyor. Mutlaka buna uyun.

Arkadaşınızın biri telefon etti “Bu akşam buluşsak arkadaşlarla, sen de gelmek ister misin?” çok basit bir soru, illa hayati kararlar olması gerekmiyor. Orada ilk 2 sn de gelen hı hı ya da ı ıh yanıtına göre davranın. O hı hı yanıtı belki daha sonra “O arkadaşım çok konuşuyor, onunla da hoşuma gitmiyor”. Hı hı dediğinizde fiziki olarak gitmek istemeseniz, kafanızda bir şeyler kursanız da mutlaka gidin. Çünkü orada güzel şeyler olaca. Ama ı ıh geldi, o arkadaşınız birlikte çok iyi vakit geçirdiğiniz bir kişi bile olsa, “İçimdeki ses bugün evde kalmamı istiyor. Evde kalıp kitap okumak beni daha mutlu edecek.” Gibi. Gitmek istemediğinizi daha yüksek bir dille ifade edebilirsiniz. I ıh yanıtı geldiğinde yapmayın.

“Seninle şu işi yapmak isterim” dendi. Hı hı geliyor, yapın. I ıh geliyor, en güzel iş bile olsa yapmayın. Sistem “burası senin yolun”, “burası senin yolun değil” diyor. Evet ya da hayır dedil o hı hı ve  ı ıh; içsel bilgeliğiniz. Sakralın yanıtını dinleyin.

Bekle, yanıt ver, neye göre; sakralın yanıtına göre. Sonra harekete geçiyoruz. Hı hı cevabı geldikten sonra yollar size açılıyor. Köy Projesi’ne adım attığımızdan beri bütün yolların açılması, destek gelmesi gibi. Bu konuda sabırlıyım, susabilirim. Bi 6 ay cevap gelene kadar susabilirim. Samsun bana gelmişti, sustum, soru gelsin dedim.

Jeneratörlerin stratejisi bu olmalı. Size fırsat geliyor. Eğer bi jeneratörseniz hayatınızda geriye doğru bakın, hep size iş teklifi gelmiş. Size iş konusunda soru sorulmuş.

Hayatımda buna uymadığım iki yer var. 2009 yılında Kristal Kişisel Gelişim Danışmanlık açtım, bir arkadaşıma söyledim, daha bana soru gelmemişti. Ondan sonra açtığım bir merkez daha vardı; Kuantum Hayat Akademisi. İkisi de olmadı. Kristal Kişisel Gelişim Akademisi’ni Cihangir’de açmıştım. O zaman grup çalışmaları, oturumlar oluyor. Kanal akmıyor bir türlü. Ders anlatır gibi anlattığımı fark ediyorum. Burada bir şey var dedim. Broşürler bastırdım, olmuyor. Başka yerlere gidiyorum çalışmalar çok güzel oluyor, bir çok insan gelebiliyor. Kendi merkezimde olmuyor. İnsanlar gelemiyorlar işleri çıkıyor. Geri adım atıp baktığımda bana böyle bir fırsat gelmedi ki. Çok ilerlemeden kapatalım dedim arkadaşıma. Alşimi Bilgelik Okulu süreci içinde hep taleple açıldı gruplar.

Jeneratörseniz böyle davrandığınızda hayat çok konforlu. Gidip başlatmıyorsunuz. Enerjiyi bekle, yanıt ver, harekete geç olarak kullanıyor. Jeneratörler çok çalıştıkları için işin ustası oluyorlar. Kendilerin farkında oluyorlar. Reflektörler çok kendilerinin farkında olamayabiliyorlar. Kendilerinin farkında olmaları için dış dünyayı çok izlemeleri gerekiyor. Jeneratörler bir nebze (enerji kullanma türü arasında ayırım yapmıyorum ama) içgüdü, sakral seslerini duydukları için kendilerinin biraz daha farkında olabiliyorlar.

Yılgınlık hissedebiliyorlar bazen, eğer başlatıcı olurlarsa. Bazen sıkışık kaldıklarını hissedebiliyorlar. Muhtemelen sakrallarını dinlemedikleri için oluyor bunlar. Hayal kırıklığına uğramış jeneratör görürseniz ona “Bekle, fırsat gelecek” deyin. Sabır çok önemli onlar için.

Ev değiştirirken bile fırsatın gelmesini bekleyin. Evi arayabilirsiniz ama ondan önce size fırsat gelsin. Örneğin; bir önceki arabamızından gayet memnunduk. 200 bin km oldu. Otoparka yanaşırken bir gün görevli geldi: “Deniz Abi kaç bin, bunu bir değiştirsen nasıl olur?” soru geldi, hı hı sesi gelmişti o gün. O ay Samsun’a gittik. Ablamın eşi “Senin arabayı değiştirsen nasıl olur?” dedi. Yine hı hı sesi geldi. O ay Esra Canımızla konuşup o gün arabayı aldık geri döndük. Hı hı cevabı geldiği zaman yollar hemen açılıyor. Enerji tam o anda harekete geçiyor.

Ev değiştirme kararında dışarıdan size “Bu ev sana küçük artık değiştirsen nasıl olur?” gibi soru gelsin. Hıhı cevabı gelince ev bakmaya başlayabilirsiniz. Hatta ev baktığınızda arkadaşlarınız size fırsatlar sunacak. Biz de araziyi gezerken öyle oldu. Muhtar arayıp bu araziyi görsünler dediğinde zaten arazinin o arazi olduğunu anlamıştım. Hı hı cevabı gelmişti çünkü.

Jeneratörler kendilerini sınırlandırılmış hissedebilir: “Gidip başlatamayacak mıyım kendi kafama göre” Gerek yok ki. Gidip başlatmak daha yorucu jeneratör için. Manifestör için öyle değil bu arada. Manifestör de bekleyemez, kafasına bir şey koydu mu mutlaka yapacak. Jeneratörler ise beklemenin bilgeliğini algılıyor. Sabır kelimesine ihtiyaçları var, jeneratörlerin ve manifesting jeneratörlerin. Beklemek yolun keyfini çıkarmak anlamına geliyor.

2011’de kafama giren projenin gerçekleşeceğine eminim. Bir adımı atıldı, ete kemiğe bürünmeye başladı. 9 yıldır ne zaman olacak diye sormadım.

Dünya’nın % 30-37 civarı jeneratör. İyi ki varlar, iyi ki çoklar. Yoksa Dünya projektörlerden oluşsaydı işler yürümezdi. Onların başka yetenekleri var.

Jeneratörler etraflarındaki insanlara enerji sağlıyorlar.

  1. MANIFESTING JENERATÖR: Dünya’da %30-35 civarındalar. Neredeyse jeneratörler kadar çoklar. Bu arada ikisi arasında çok ufak fark var. Manifesting jeneratör sakralı tanımlı yine. Boğazı da tanımlı. Boğazdan bir motor merkeze kanalı var. Aşağıdaki merkezlerden birine kanalı var. Motor merkez ne? Duygu, kalp merkezi mesela. Onlar da jeneratörler bu arada. Manifesting jeneratörler kendilerini manifestör zannedip başlatabiliyorlar. Sakın! Onlar da başlatan değil, bekleyen, yanıt veren, harekete geçen.

Farkı ne? Gerçekleştirmek için hayalinde canlandırmaya ihtiyaçları var. Çünkü manifesting jeneratörler, enerjikler, sürdürülebilir enerjileri var. Jeneratörden ayırt eden özellik; multitask özelliği. Aynı anda bir çok şeyi yapabilirler. Jeneratörler öyle değil. Bir film izlerken onun yanında başka bir şey yapmaz. Kitap okurken onun yanında bir şey konuşun okuyamaz. Özellikleri bir anda bir şeyi yapmak çok keyif veriyor. Uğraşsalar yapabilirler.Bir şey yaparken yanında bir şey sorun kafası karışır.

Manifestinj jeneratörler tam tersi; örgü örer, o arada çayın kaynayıp kaynamadığını düşünür, arkadaşını arar konuşur örgüyü örmeye devam eder. Kafasında bir sürü şey aynı anda. Hatta aynı anda 3 işi bile yapabilir, fiziki işlerden bahsediyorum. Öğretmenlik yapar, resim yapar satar… Aynı anda bir çok işi yapmak için tasarlanmış.

Jeneratörler tek bir işe odaklı, bu onun güzelliği. Manifesting jeneratörler de çok şeye odaklı, bu da onun güzelliği. Manifesting jeneratörlere tek iş verin çok sıkılır. MJ bazen kafalarını çok fazla karıştırırlar bu kadar fazla şeyle. Evet bir çok işi yapabilirler, kolay dağılıyorlar. Aynı anda çok şey yapma yeteneği var ama bazen bütün işler birbirine girebiliyor, dengede değillerse.

Bir özellikleri daha var. Jeneratörlerden çok daha hızlı ilerliyorlar. Hatta jeneratörleri çok yavaş görürler. Hzılı hareket eder, hızlı yapar her şeyi, diğer insanlar çok yavaş gelir. Hızlı ilerledikleri için aradaki adımları unuturlar çoğu zaman. Kısa yolcu birazcık, pratik yollar bulmakta çok iyi MJ. Fakat kısa yollar, aradaki adımda “hata” yapmasına sebep olabiliyor. Aradaki adımları atladıkları için. MJ kitabı baştan sona değil de böyle ara ara okuyamı sever, baştan sona da okur ama. Jeneratör baştan sona okur. MJ bildiğim bölümleri atlayayım der. Daha kısa yolla kitabın özünü alayım der. Ama kitabın başında kitabın tamamıyla ilgili çok önemli bir bölüm vardır, onu kaçırırlar. Jeneratör bilse bile baştan alıp ilerlemeyi sever. Addım adım ilerlemeyi çok daha iyi yapıyor. MJ çok hızlı ilerliyor ama bu sebepten işi geciktirebiliyor. Örneğin; bir MJ ve J’ye aynı işi verin. MJ 5 günlük işi 3. günde tamamlar verir. Jeneratör, 5 günlük işi 5. günde verir. Ama MJ o kadar hata yapar ki hızlılıktan dolayı 5. günde ancak tamamlar. O hataları geriye dönüp çözdüğü için, aradaki adımları atlarsa. MJ illa böyle olacak değil ama çoğu zaman bu hızlı ilerlemeden dolayı bu tür şeyler yapabiliyorlar.

Hayalinde canlandırma kısmı şöyle: MJler de bekliyor ama bekledikten, fırsat ve soru geldikten sonra yanıt veriyorlar ya, birden. Yanıt verdikten sonra kafaları karışıyor. Yanıt verip harekete geçene kadar kararlarını değiştiriyorlar. Mesela bir çocuğunuz var. Diyorsunuz ki “Hadi sinemaya gidiyoruz!”, seviniyor hemen. Hazırlanıyorsunuz, kapıya gelirken çocuğunuz “Ben sinemaya gitmek istemiyorum” diyor. MJ’ler karar verdikten sonra harekete geçene kadar bir şey oluyor onlara. Arkadaşlarıyla yemeğe gidiyorlar, “Hadi pizza yiyeceğiz” tamam diyor, hızlı kararla. Pizza söyleniyor, aaa buraya makarna yemeğe gelmiştim diyor. Arada gerçek içsel kararlarının o olmadığını anlıyorlar. Çünkü biraz tezcanlı oldukları için gerçek hı hı cevabını almadan hareket ediyorlar.

MJ’ler bir karar almadan önce hayalinizde canlandırın diyorum. Bir arkadaşınız arayıp “Hadi denize gidelim” diyor. Gazından hemen evet demeden önce hayal edin denize gittiğinizi. Aklınızda ayağınızı denize soktuğunu canlandırın. Orada hı hı veya ıh ıh cevabını duyacaksınız. Bir şeyi gerçekleştirmeden önce hayalinizde canlandırıyorsunuz ve bekliyorsunuz yanıtı.

Bekle, yanıt ver, hayalinde canlandır, eyleme geç. “Şu iş var gelmek ister misin? MJ, o işi yaptığını canlandıracak aklında. O anda hı hı veya ıh ıh gelecek.

MJ’ler öncelikle etraflarındaki insanları da bilgilendirmeleri gerekiyor. Hızlı ilerledikleri için, yanındaki insanlar da kendileri kadar hızlı zannediyorlar. Onlar o kadar hızlı değiller.Bir şey yapacaksınız, onlar da biliyor ve hep beraber yapacaksınız zannediyorsunuz. Bir bakıyorsunuz arkanızda kimse yok. Siz öne çıkmışsınız, onlar da biliyor zannediyorsunuz bir şey yapılacağını. Onlar algılamadılar daha.

MJ’ye şunu söylüyorum; etrafınızdaki insanlara neyi yapmak istediğinizi adım adım bilgilendirin. Şimdi şunu, bunu bunu yapalım mı, bu taraf doğru gidiyoruz. O yüzden etrafınızdaki insanları adımlarınız hakkında bilgilendirirseniz onlar o kadar hızlı düşünmüyorlar, o kadar hızlı harekete geçmiyorlar.

MJ’lerin de başlatıcı olmadığının altını çiziyorum. Fırsatın gelmesini bekleyin, yanıt verin. Sizin de sürdürülebilir enerjiniz var. Aynı anda bir çok şey yapabiliyorsunuz.

Hatta Rauruhu, Human Design’ı ortaya çıkaran kişi, MJ ve jeneratörleri aynı başlık altında inceliyor. Sadece bu tür farklılıkları var.

  1. PROJEKTÖRLER: Projektörlerin tablosuna baktığınızda, sarkalı tanımsız. Boğaz tanımlı, oradan bir motor merkeze bağlantı da yok. Sakralın tanımsız olması, sürdürülebilir enerjisi yok. Bir projektör Dünya’ya çalışmak için gelmemiş, ruhsal enerjiden söz etmiyorum bu arada, fiziksel enerji. Sürekli çalışmak, uğraşmak vs. yok. Jeneratörlerin ameleliği yok.

Onlar yol göstermek için buradalar. Projektörlerin aurası, kimlik merkezine doğru uç yapmış dairesel ama şu taraftan uç yapıyor. Auralarının çıkıntıları var dışa doğru kalp bölgesinden. Projektörler, girdikleri ortamda insanların kimlik merkezlerini tarayan bir auraları var. O yüzden odaya girdiklerinde; kim, ne yapabilir, kimin ne potansiyeli var, hangi insan ne tarafa yürümeli; bu konudaki bilgeliğe sahip. Kimin hangi potansiyele sahip olduğunu, kimin ne yapıp yapamayacağını çok iyi bilir. Çünkü onların kimlik merkezine odaklı bir auraları var. Bunu otomatik yapıyorlar, onların kimliklerini algılıyorlar. Ama kendileri hakkında o kadar fikir sahibi olmayabilirler. Kendilerini bilme konusunda biraz daha zorlanabilirler.

Normal şartlarda çok iyi bir insan sarrafı olabilir. Dünya’nın %20 si projektörler. Yine az değiller. Projektörler dış Dünya’daki insanlara kim olduklarını bildirmek gibi bir özellikleri var. O yüzden çok iyi öğretmen, yol gösterici olurlar. Çok iyi yönetici, insan kaynakları sorumlusu olurlar. Hangi insan çalışır, çalışmak, hangi işe uygun, buna ilişkin bilişleri var. Projektörler sezgi, içgüdü değil daha çok bilişle çalışıyorlar.

Bir projektör uzun saatler çalışmak için tasarlanmamışlar. Jeneratörlerin yanında öyle olduklarını sanıp onlarla birlikte çok çalışmaya çalışıyorlar. Sonra tükeniyorlar. Projektörlerin genel duygu tonu; tükenmişlik. Eğer tükenmiş bir projektör görürseniz kendini jeneratör sanıp çok çalışmasından kaynaklı. Bir projektörün dinlenmeye ihtiyacı var. Dünya’ya çok çalışmak için gelmemişler. Yol göstereyim, dokunayım insanlara. Tükenmişlik sendromu projektörlerde çok fazla. Kendini jeneratör görüyorsa tükenmişlik sendromu olabiliyor.

Jeneratörlerin bekleyemediklerini göreceksiniz. Sürekli bir şey başlatmaya çalışıyor, hayal kırıklığına uğruyor. Manifestörler de tembellik yapıyorlar, harekete geçmiyorlar bir türlü. Projektörler trafik polisi gibi. Jeneratörler bekle, sana fırsat gelecek diyorlar. Manifestörlere dönüp harekete geçsene diyorlar. Projektörler; jeneratörlerin jeneratör, manifestörlerin de manifestör olmasını sağlayanlar.

Projektörlerin diğerlerin yönlendirme enerjisi var, yönetmek değil, bazen öyle anlıyorlar. Projektörlerin sezgileri, bilişleri, içgörüleri güçlüdür. Bu arada manyetik çekicilikleri vardır, diğer insanları kendilerine çeken yapıları vardır. İnsanların enerjilerini odaklamaya yardımcı oluyorlar. Diğer insanlara göre tembel olarak algılanabilirler. Zaten çok çalışmaya göre değiller.

Psikolojik olarak çok yıpranabiliyorlar. Sarkalı açık, çoğu zaman bir çok merkezi açık olduğundan, dışarıda, çok kalabalıkta yorulabiliyorlar. Çok duyarlı insanlar. İçerleme huyu fazla.

Projektörlerin tanınma arzusu diye bir şeyi var. Bilişi güçlü olduğu için ortamda masada çok fazla konuşabiliyorlar, monolg gibi. Sahne tarafını seviyorlar.  O yüzden sahne sanatlarında da çok başarılılar.

Projektörlerin hayat stratejilerini bilmeleri çok önemli: davet beklemek. Jeneratöre fırsat, soru geliyor. Projektörler davet ediliyorlar: “Şu konuda bize yardımcı olur musun?”. Jeneratörlere “Şu konuda ilerlemen nasıl olur?” Projektörlere “Bu konuda senin görüşün nedir?” diye davet geliyor. Projektörlerin stratejisi bu olmalı; bırakın size davet gelecek. Sabra ihtiyacı var onların da. Beklediklerinde kimse onları davet etmeyecek zannediyorlar. Bir masada oturuyorsunuz, konuşmak istiyorsunuz, davet gelmeden konuşmayın bile. Birinin dönüp size bu konudaki fikrinizi sorması. Çünkü davet geldiğinde sizin konuşmanızı herkes dinliyor, sahnedeymişsiniz gibi oluyor. Bilgeliğinizin farkına varıyorlar.

Projektörlere şunu söylüyorum: o daveti bekleyin. O zaman enerjinizi en yüksek düzeyde kullanıyorsunuz, kanala giriyorsunuz. Davet gelmediğinde konuşuyorsunuz 5 saat, yarım saatini dinlemişler. Davet geldiğinde bütün kulaklar size açık oluyor. Projektörlerin sezgileri ve bilişleri güçlü olduğu için bir çok konuda size yardımcı olabilirler. Projektör auranız varsa insanlar sizi davet edecek zaten, merak etmeyin. Özellikle evlilik, aşk, kariyer, bu konuda mutlaka davet gelmeli.

  1. MANİFESTÖRLER (GERÇEKLEŞTİRİCİ): Simyaya en az giren arkadaşlar manifestörler. Dünya’nın %8’i. Sakralları aktif değil yani tanımsız. Onların da sürdürülebilir enerjileri yok. Boğazları tanımlı. Bu tür çalışmalarda çok az görüyorsunuz manifestörleri. Çünkü gerçekleştirmekle ilgileniyorlar sürekli. Boğazdan aşağıdaki bir merkeze kanal yapmış.

Hiç kimseye sormadan, davet beklemeden başlatan tek tür manifestör. Direkt içine geldiği anda gerçekleştiren, evrenden gelen fırsatı takip etmesine gerek olmayan, aklına geleni gerçekleştiren türler. O yüzden içsel itilimliler.  O yüzden ruhsak çalışmalarda manifestörleri daha az görüyoruz.

Manifestörler ruhsal olamaz diye bir şey yok. Human Design’ı açığa çıkaran kişi Ra Uru Hu, manifestör bu arada, kanallıkla ortaya çıkarmış. Rehber de olabilirler, kendi çalışmalarını da açanilirler. Talep gelmeden çalışma açabilirler.

Enerjikler, çok hızlı hareket ediyorlar ama sürdürülebilir enerjileri yok. Güçlü ve etkili genellikle, başarı tarafında güçlüler. Spontaneler, temel özelliği bu. Anlık hareket ediyor, aklına bir şey geliyor gidip yapıyor. O yüzden etraflarındaki insanlara genellikle gizemli gelirler. O kadar hızlı hareket ederler ki ne yapmaya çalıştıklarını bilemezsiniz.

5 dakika önce sizinle oturuyordu, rakı içiyordunuz beraber. Aklına bir şey geldi, hiçbir şey söylemeden kalktı. Siz sonradan anlıyorsunuz ne yaptıklarını. Ne yapmaya çalıştıkları tahmin edilemez.

Muazzam bir başlatıcı enerjileri var. Fakat sürdürülebilir enerjileri olmadığı için devam ettiremiyorlar bir işi. Bir manifestör gider başlatır ama işi devam ettirmek için etrafında jeneratörlere ihtiyacı var. Haftada 5 gün çalışmak bir manifestör için de zor. Sürekli 09:00-17:00. O başlatmak için var. Ondan sonra başka projeler başlatsın.

Gerçekleştiricilerin aura tipi şöyle: insanları dışarı iten, halka halka bir auraları var. O yüzden gerçekleştiriciler itici gelebilirler size. Çünkü sürekli yapmaya odaklılar. Motivasyon seminerlerinde konuşmacılar vardır “Yes you cannn!” derler ya. İşte bu gerçekleştiricinin yağısı. Sürekli sizi bir şey yapmaya iterler. Hadi şunu yapalım, bunu yapalım. Sürekli bir şey yapma enerjisi ile üzerinizde baskı hissedebilirsiniz onların yanında olarak. Bir baskı hissedersiniz, sanki sizi bir şey yapmaya iterler.

O yüzden Dünya insanlığına bakarsak, genellikle nasıl koşullanmış? Bir şey yap, mutlaka bir şey yap! Sürekli insanları harekete geçirmeye çalışan kişisel gelişim seminerleri var. Onlar manifestörler için. Jeneratörler için değil, o tür seminerlerden yoruluyorlar. Yapabilirsin, aylık kotamızı artıralım falan. Manfestörler bunları çok iyi yaparlar.

İnsanları huzursuz eden enerjileri olabiliyor sürekli bir şey başlatmaya odaklı olduğu için. Gerçekleştiriciler bir yandan da tembel olabiliyorlar. Sürdürülebilir enerjileri olmadığı için aklına bir fikir geliyor. Normalde gidip yapması lazım. “Aman ben mi kurtaracağım Dünya’yı!” diyerek erteleyenler de olabiliyorlar. Çok manifetör gördüm, çoğu tembel. Çok büyük fikirleri var, manifestör size konuşsun, bu adam Dünya’yı kurtaracak dersiniz. Eylem yok. Bilinci yüksek, çok şey yapabilir, ama başlatma konusunda tembel. Onları iten bir projektör lazım yanlarına. İçinden geliyor, hadi gerçekleştir. Jeneratörler de onların başlattıklarını sürdürmek için varlar.

Gerçekleştiricilerin etraflarındakileri bilgilendirmeye ihtiyaçları var. Manifestör görürseniz “Ne yapacaksan bana bilgi ver!” deyin. Manifestör çocuğunuz varsa “Eyvah!” Siz şurada oturuyorsunuz, içeride ders çalışıyor sanıyorsunuz. Ders çalışırken aklına bir şey geliyor. Size hiçbir şey söylemeden kapıyı açıp çıkıyor. Sonra babasına gitmiş oradan arkadaşına geçmiş, telefon ediyor. Siz odasında sanıyorsunuz. Manifestör çocuğunuz varsa ona bilgilendirmeyi öğretin. Bilgilendirmeyeyim düşüncesinde değil aklına bir şey geldiğinde başlıyor.

Manifestörlerin öfkeler tarafında çok güçlüdür. Önüne çıktığınızda engellenmişlik duygusuna kapılıyorlar. Sizi ezebilirler. Hani mermiyi yivine girer ya, kafalarında bir şey oluştuğunda onu yapmak için hareket ederler, önlerinde kimseyi görmüyorlar. Bir süre sonra manifestörlerin çevresinde kimse kalmıyor dolayısıyla.

O yüzden manifestörlere şunu deyin: “Bana hesap vermek için değil bilgilendirmek için haber ver, böylece sana yardım edebileyim.” Çünkü bilgilendir deyince de kızıyorlar; “Sana hesap mı vereceğim?” tavrı var. İşime geldi yaptım.

Hayat stratejisi; etrafındaki bilgilendirmek olmalı, özellikle etkilenecek kişileri. İçsel itilimler, öfke fazla olabiliyor, bencil olabiliyorlar. Takım oyuncusu değiller. Takımın başına koymayın dağıtır. Birarada çalışmak konusunda iyi değiller.

Bir jeneratör çok iyi takım yönetir, projektör takımı kurar. Manifestörü takımın başına koymayın, ikinci takımı bulamazsınız. Sabırsız bir de, illa hemen yapayım diyor. Gizli kapaklı olabiliyor bilgi vermediği için.

  1. REFLEKTÖRLER (YANSITICI): Dünya’nın %2’si. Simyada şu anda en az 2 reflektörümüz var. Tablosunda bütün merkezleri tanımsız, sütbeyazı grafiğe sahip.

Sütbeyaz yapıya sahipler, içine ne koyarsanız o renk oluyor. Reflektörler girdiği yerin şeklini alıyorlar. Girdiği yerde insanların düşüncelerini, ilhamlarını alıp büyütüyor. Zihin faaliyetlerini, yaratıcılıklarını alıyor. Boğazındaki yeteneklerini alıyor, ifadelerini alıyor büyütüyor. Onların kimliklerini alıp büyütüyor. İradelerini, duygularını alıp büyütüyor. Onların sezgilerini, enerjilerini alıp büyütüyor. Kendi enerjisi sandığı için tükeniyor sonra. Onların hareket enerjilerini alıp büyütüyor. Onların yanında gaza gelip haydin diyor.

Sürdürülebilir bir enerjisi yok. Özellikle rutin, haftada 5 gün mesai yapayım, bir süre sonra tükenebiliyorlar. Etraflarındaki jeneratörlerden dolayı kendilerini jeneratör sanıp çok çalışıp tükenebiliyorlar.  Reflektörler de çok uzun saatler çalışmaya uyun değil. Projektörlere dinlenmeye zaman ayırın diyorum. Manifestörlere de projektörlere de, dinlenmeye zaman ayırın lütfen. İlerleyin ama dinlenin.

Reflektörler dışarıdan aldıklarını büyüttükleri için; bir reflektöre bakarak etrafındaki insanların sağlığını algılayabilirsiniz. Reflektör, neredeyse onların şeklini aldığı için, çevresindeki insanların ne kadar sağlıklı düşündüğünü gösteriyor ailesi vs.

Bir reflektöre şunu söylüyorum: huzurlu, neşeli, mutluluk dolu olduğun yer “doğru” yerdir. Karar alma biçimi bu. Nerde huzurlu hissediyorsan orası senin için uygundur.

Bir Simyacının herkesle diyalog içinde olmasını, her ortama girmesini tavsiye ediyorum. Ama reflektöre şunu söylüyorum, eğer dağılıyorsanız, çünkü her ortama girdiğinde o ortamın enerjisini alıyor. Reflektörse bir kişi, başlangıçta etkileniyorsa, etrafındaki insanları bir süre seçsin. Yüksek enerjili insanların yanında ol, sen de yüksek olacaksın.  Çünkü sen nereye gidiyorsan onun şeklini alacaksın.

Mesela bir reflektör, siz konuşuyorsunuz, ondaki şeyleri bile alır, sizin gibi konuşur, şiveniz varsa alır. Reflektör sizi çok iyi yansıtır, ayna gibidir. Bence bir reflektör arkadaşınız varsa çok şanslısınız, en iyi ondan görürsünüz. Siz öfkeli iseniz, kendi öfkenizi onda görürsünüz. Endişeli iseniz muhtemelen kendi endişesi değildir, dışarıdaki birilerinindir.

Reflektör, kim olduğunuzu bilmeniz için var. Eğer usta olurlarsa Dünya’nın büyük ustaları, kanalları oluyorlar. Neden? Kendi fikirleri yok. Süt gibi her kanalı açık. Alın bölgesi tanımlı olsaydı, kendi fikirlerini de katabilirdi. Dış dünyadaki bütün her şeyi yansıttıkları için çok iyi ayna, rehber, usta oluyorlar. Ustalık dönemleri şiir gibi.

Reflektörler normal yaşamlarında hayatlarını çok zorlukla geçirirler reflektör olduğunu anlayana kadar. Diğer insanlara benzemezler. Jeneratörlerin yanında kendilerini jeneratör hissederler. Manifestörler yanında manifestör hissedip başlatabilirler. Projektörlerin yanında projektör hissedip davet beklerler. Etrafında ona benzer çok fazla insan olmadığı için kendilerini çok yabancılaşmış hissedebilirler. O yüzden bir reflektörü depresyonda, kendini bilmeyen halde görebilirsiniz. Kimseye benzemiyorum, birilerine benzemeye çalışan, normalleşmeye çalışan reflektörler görebilirsiniz.

Herkesin enerjiyi kullanma biçimini bilmesini çok iyi olur Dünya’da ama özellikle reflektörlerin kendini bilmek için seans almasını öneriyorum. Human design okuması yapılması gerekiyor. Yoksa hayatları boyunca başka birinin profilinde yaşayabilirler. Jeneratörler gibi yaşayabilirler.

Stratejisi; özellikle büyük kararları için 27 gün beklemesi gerekiyor. Bir ay döngüsü beklemesi gerekiyor. Çünkü içsel bir cevap mekanizması yok. Ayın hareketlerini takip etsin. Bir reflektörün evine mutlaka bir ay takvimi almasını öneriyorum.

Reflektörlerin ortak olarak çoğu zaman yüzlerinin de ay yüzlü olduğunu görüyorum, hani derler ya soluk benizli. Beyaz, açık tenli. Ayla çok bağlantılılar. Ayın hareketlerinden de çok etkileniyorlar, her tarafları açık tablolarında çünkü. Yin tarafı çok güçlü. Her şeyi dışarıdan alıp büyütüyor. O yüzden Dünya’nın çok kıymetli insanlarıdır reflektörler. Yanınızda bir reflektör varsa öpüp başınıza koyun. En iyi rehberlik yapacak olan odur.

Sürdürülebilir enerjileri yok. Sadece kendilerinin reflektör olduğunu bilmeleri yeterli. Ona reflektör nedir anlatırsanız şifalanıyor.” Her ortama girdiğimde yorgun hissediyordum, nedenini anladım artık.” Bunu bilmeleri bile şifa.

Human Design sizin enerji kullanma biçiminizi bilmenizi sağlayarak şifalandırır.

Melek Shekinah Öztürk

Ankara 6.Grup

Simya Eğitmeni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir