Bedendeki En Büyük Osilatör Kalp

Bedendeki En Büyük Osilatör Kalp

Bedendeki en büyük güçlü titreşim kalbin titreşimi. Çünkü bedendeki bütün organların sesleri var tabii ki. Karaciğerin de, kalbin akışının da bir sesi var. Duyulabilir en büyük güçlü titreşim, kalbin titreşimi. Şöyle bir şey vardır; bir varlık organizma içinde hangi titreşim daha yüksek bir oranda güçlü ve kararlı bir şekilde atıyorsa diğer bütün sistemler onun titreşiminin yayılımıyla hareket ederler. Yani buna dalga fiziğinde bindirme deniyor. Hatta bindirme ile ilgili daha önce de konuşmuş olabiliriz.

Bindirme şöyle bir şey; siz bir frekansı sabit ve güçlü bir şekilde devam ettiriyorsanız diğer frekanslar o frekansa doğru sürüklenirler. Buna sürüklenme denir. Siz diyelim ki kararlı bir şekilde 528 Hertzde titreşiyorsanız sizin yanınıza gelen 200 hertzdeki biri bir süre sonra sizin kararlı titreşiminize doğru sürüklenir. Tersi de olabilir; diyelim ki 200 hertz ama çok kararlı şekilde duran biri sizin titreşiminiz sallantıda ise siz ona sürüklenmeye başlarsınız. Buna sürüklenme, bindirme deniyor. Bu bütün varoluş için geçerli. Kalbin titreşimi bedenin bütün organlarına titreşimi veren ya da bütün o çakralara titreşimi veren kalbin titreşimi. Kalp bütün bedenin ana osilatörü. Hem bilinç olarak hem de titreşim olarak ana osilatörü.

Yani bütün organlar, kalbin uyum alanı güçlü ise düzgün bir şekilde çalışıyorlar. Kalp burada bir nokta ve bu noktadan yayılan titreşim aşağıdaki ve yukarıdaki tekamül merkezlerini aynı zamanda organize ediyor. Bu ne kadar düzenli ise düzgün ise diğer organlar da tam düzenli ve düzgün çalışıyor. O yüzden bence bu senenin en önemli çalışması ve bundan sonra belki insanlığın en önemli çalışmalarından biri; kalp odaklı nefes.

Dikkatimizi kalbe indirmek ve kalpte yaşamak anlamına geliyor. O zaman aşağısı da güçleniyor yukarısı da güçleniyor. Aynı zamanda bunun da ölümsüzlüğü getirdiğinin mesajı o az önce çizilen şey. Bu sistemin içerisinde alttaki ve yukarıdaki çakraların toplamı, rakamsal ve numerolojik toplamı, çünkü 3. çakra ile 5. çakra bir daire şeklinde birleşiyor. Birbiriyle ilişki açısından söylüyorum. 1. çakra da 7. çakra ile birleşiyor. Bir daire oluşturuyorlar. Bu dairelerin her biri 8 rakamını oluşturuyor. Burada şu mesaj geliyor; kalbe net bir şekilde en yüksek düzeyde kalpte yaşamaya ya da kalbin uyum alanını, titreşimi yükselttiğimizde sonsuzluk işaretini ifade eden ve sonsuzluğu getiren 8 rakamına denk geliyor.

Duygular madde aleminde daha çok, çünkü duygular su elementi. Su elementi madde elementlerinden fakat hava elementi öyle değil. Hava elementi çalışmasına  girdiğiniz anda yukarı aleme girmiş oluyorsunuz. Mesela nefesin içine girdiğiniz anda yukarı alemlere geçersiniz. Nefes hava elementidir. Hava elementiyle ilgili çalışmalar yaptığınızda o yüzden fantastik bir aleme giriyorsunuz. Çünkü su alemi bu dünya ile alakalı. Bu dünyanın sizi dürtmeleri sonucu oluşan duygular. Bu dünyada olayların hakikatlerini görememenizin nedeni ve sonucu olan duygular. O yüzden düşünceler alemini saflaştırmaya başladığınızda bu sefer İlahi Kaynak’ın fantastik alemine genellikle giriyorsunuz. Birazcık duygularda saflaşmada ilerledikten sonra düşüncelerde saflaşmaya tekrar dönmenizi tavsiye ederim.

Düşüncelerde saflaşmada olan şey; bu sefer kerametler açığa çıkıyor. Emile’in Ölümsüz Üstatlar’da söylediği gibi. Orada yaptığı çalışmaların büyük bölümü için şöyle diyor: “Ben dikkatimi tek bir yerde topladım.” Bir çok çalışma için aynı şeyi söylüyor. Dikkatimi evrenselde tuttum diyor. Bu düşüncelerde saflaşmanın ürünü.

Kabul ve teslim zaten bütün olayların içinde yerleştireceğimiz ana şey. Böyle bir durumda yapacağın şey öncelikle; bu durumun keyfini çıkar, çünkü ektiğini biçtin.

Bu durumun içinde neşe, keyif halinde, her ne yapıyorsan yapamıyorsan, evet şu an bu durumun içindeyim, tam anlamıyla kabul ediyorum, onurlandırıyorum.

Bu duruma olan direncimizi ortadan kaldırıyor. Biz hem kendimiz bir şeyler yaratıp hem de yarattığımız şeylerle kavga ediyoruz. Oturup yaratımımızı onurlandırmamız gerekiyor her şekilde. Bu bir rahatsızlık da olsa, böyle bir durumda kısıtlanmış da olsak o durumu önce kutlamak; yapamıyorsanız, yapamamanın içinde neşeli, huzurlu hali yaratmak. Bunu yaparken aynı zamanda kendimizi ufak ufak genişletmek. Bundan daha güzel nasıl bir şeyi yaratabilirimin bilincine geçmek. Daha önceki düşüncelerimiz ve duygularımızla yarattık, kendimizi sınırlamamız, kendimize alan yaratmamamızla, kendimizi yeterince merkezimizde değil de dış dünyaya daha fazla odaklı olmamızla; normal işimizi yaparken  kendinize odaklanmaya başlayın.

Bahçeyi sularken kalp nefesi yapıp genişlemeye çalışın. Orada birkaç dakika zaman bulduğunda zamanı büküp genişletmeye çalışın. Bu alan dikkat verdikçe yavaş yavaş genişlemeye başlıyor. Çünkü siz alan açma niyetinizi koydunuz.

Kalbe doğru inmenin, kalbe odaklı yaşamanın, kalbinle bağlantıyı daha fazla artırdığını ifade edeyim. Kalbinizle bağlantı arttığında da varoluşla bağlantınız artıyor. Bu sefer düşüncelerin kaosundan kalbin fantastik alemine giriyorsunuz. Bu perdelerin açılmasını sağlıyor. Düşüncelerde saflaşma, düşüncelerin aşağı doğru kayıp artık kalp bölgesinde yayılması düşünce aleminin ve aynı zamanda kalp çünkü düşünceden daha ziyade hissetme alemidir. Dış dünyaya varlığında, torus alanında hissetme, algılama alemidir. Kalp düşünmez algılar. Kalp düşünmez idrak eder. Kalp sadece dış dünyadaki sinyalleri alır idrak eder. İdrakini beyne gönderir, beyin de yorumlar kendi bilincine göre. Normal şartlarda kalp hisseder. Dışarıya gider oradaki bitkiye gider, hisseder, algılar. Onun alanından bilgiyi alır, beyne iletir. Beyin onu bir yere koyabilirse koyar. Kalbin perdeleri yok, duyuları önünde engelleri yok.

Şu anda anlattığın pek çok şey insanların titreşimlerini algılamadan, bir şey yaparken birden başka halin içine geçmen, gözünü kapattığında bir alfa haline geçtiğinde görüntülerin açılması; bunların hepsi düşünce aleminden kalbe inmenin sonuçları. Düşünce alemindeyken de deneyimler yaşıyordun. Arkasında düşünce aleminin karmaşıklığının devam ettiği görülüyordu. Kalbe indiğindeyse ne kadar rahatlıkla o duyuların farklı bir şekilde çalıştığı, gözünün, kulağının başka bir şekilde, oradaki perdelerin kalktığını görüyoruz. Bu da hava elementinin kalbe indirmenin fantastik dünyası.

Bir yandan kalbe indirmenin getirdiği şunu yaşaman güzel. Koherenz halinde olduğunuzda sempatik ve parasempatik sisteminizi, ikisini de güçlü bir şekilde kullanıyorsunuz. Otonom sinir sisteminin iki kolu var: sempatik sinir sistemi, erildir, yangdır. Bedeniniz sempatik sinir sistemine geçtiği zaman aktif olur, nabız yüksektir, hareketlisiniz. Bazen stres ve baskı halinde de sempatik sinir sistemine geçiyor. Parasempatik sinir sisteminde de gevşemiş, uyku halindesiniz. Parasempatikte biraz daha yin haldesiniz.

Bu ikisini aynı anda, güçte kullandığınızda işte buna koherenz deniyor. Yani sempatik sinir sistemi sizin dış dünyayla bağlantınız; parasempatik iç dünyayla. Koherenz ile meditatif hal arasındaki fark bu. Meditatif hal, belki uyku gibi bir hal. Ama koherenz dediğimiz uyum hali, uyanıklık hali. Meditasyonun da amacı; uyumak değil uyanmak. Hem burada tamamen köklenerek hem aynı zamanda ilahi mekanizmanın içinde olmak. Hem yukarıda hem aşağıda olmak. Hem aşağı köklenmek hem aynı zamanda aşağıdaki her şeyin yukarıyla bağlantısını görebilmek. Koherenz bu demek. Koherenz içinde olduğunuzda tam tersine uyanık halde oluyorsunuz. Şöyle bir dalgalanması sürekli. O kalp atış hızı değişkenliğinin şu şekilde böyle dalgalar halinde yukarı çıkıp aşağı inmesi ve bunun bir sinüs dalgası gibi oluyor. Sempatik ve parasempatik sisteminin ikisini de kullanmanız hem kalpte hem de aynı zamanda beyne en yüksek düzeyde sinyali veren uyanıklık halinde. Samadi hali de böyledir, uyanış halidir.

Kalp yukarının ve aşağının olduğu için kalpte kalmaya başladığınızda dış dünyada da köklenmeye başlıyorsunuz. Sadece yukarıya çıkmanızı sağlamıyor. Sadece boğazınızın üzerini çalışabilirsiniz. Yaradan’la iletişim açmaya çalışın, Kaynak ile bağlantıyı güçlendirmeye çalışın. Bunları yapabilirsiniz ama bu zaman bağlantınız kopacak aşağıyla beraber. Fakat kalp şunu sağlıyor. İki tarafı da güçlü bir şekilde kullanıp ruhsal bir bilinçte yaşarken bu dünyaya tam köklenmiş bir şekilde yaşıyorsunuz. Bu ikisini beraber yaptırıyor kalp. Biraz fazla meditasyon yaptım bugün biraz fiziksel işlerle uğraşayım gibi bir durum olmuyor. Çok madde dünyasında uğraştım biraz da meditasyon yapayım ruhsal aleme geçeyim olmuyor. Bu ikisi ile beraber aynı anda çalışabilmeyi getiriyor kalp. Aşağıda mimariye çalışırken bu sefer Yaradan’ın bilinci de orada oluyor. İkisi ayrı yerlerde olmuyor. O gözle bakıyorsunuz.

Kalbin içinde yaşamanın getirdiği uyanıklık ve tam köklenmiş, ilahi alemle tam bağlantıda olan bir hal oluyor. Tasavvufta buna dünyada olup dünyada olmamak deniyor. Dünyadan değiliz ama dünyada tam köklendiğimizde aynı anda dünyadan olmayan halimizle burada bulunabiliriz. Bu da yine hava elementinin ve kalbin içinde kalmanın etkileri olduğunun görüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir