Hep ân’ı yakalamaya çalışıyoruz.

Hep ân’ı yakalamaya çalışıyoruz.

Zihin, beden ile bağlantısını koparıp, geçmişin hatıraları ya da geleceğin hayalleri ile oyalanmaya ve her biri ayrı telden çalıp, sesler karışıp, rahatsız etmeye başladığında, sessizleşmek ve an’da kalabilmek için pek çok yöntem deneriz.

Sesin, duygu ve düşüncelerimiz üzerindeki işlevi, içgüdüsel ve sezgiseldir. Ancak, sesli seslerimizi içerden ve net bir şekilde duyabilmek yerine engellemeyi öğrenmişiz. Çocukluğumuzda sessiz oturmamız, sessiz olmamız ve dinlememiz söylenmiş, ifade edemediğimiz sesler, içsel duygulara dönüşerek, ilerleyen yaşlarda, duyguların sözünden çıkmayan, duygusal yaşamlar içinde git geller yaşayarak, an’ı yakalamaya çalışan bireyler olmuşuz.

Eğer, Nefesin gücünü, sesine yansıtırsan, duygularını değil, sesi dinlemeye başlar ve evrenin armonisine uyum sağlarsın;
Sesindeki titreşimin, kalbi ve gücü, sesli harflerin özünde. Her bir harfin titreşiminde, şifa için kullanılabilecek bir güç var. Bu gücü ortaya çıkaran tek kaynakta NEFES. Nefes ile çıkan güçlü temel sesler, duygusal, zihinsel ve fiziksel bedenimizi aynı anda, aynı tonda titreştirerek dengeler. Çünkü, Nefesimiz ile çıkan sesimiz, enerji dönüşümünü sağlayabilecek en güçlü enerji kaynağımızdır.

Nefesi, sesli bir harf (vokal) eşliğinde uzatmaya(tonlamaya) başladığında, ilk önce nefesindeki vokallerin akışını hisset. Sesini yüksek volümde değil, küçük sesle, kendini dinleyerek, yolculuğa başla. Nefesinin vokalleri, a– e –i – o – u  harfleri olsun. Önce (a) ile başlayalım. Çıkan tonu, sadece dinle, bağırmadan, küçük küçük.

Derin bir nefes al ve (a) vokalini, nefes verirken tonla, aaaa;
Tonlamayı uzat uzatabildiğin kadar ve tekrar nefesi al ve aaaaa sesi ile tekrar nefesini ver ve bu ritimde devam et ki, sesinin akımı, titreşimsel  gel-git dalgasını başlatsın. Evrenin titreşimli ağına ulaşan sesinin gücü, aynı tonda titreşen kozmik senfoni ile bağlantısını kurabilsin. işte o andan sonra kendini, evrenin melodisini yayan bir enstrüman gibi hissedeceksin.

İçimizdeki seslerin cızırtılarından kurtulmak için, An ’da kalmaya mı çalışıyorduk?

Bir Nefesle anladım kiiii

Ses olmadan sessizlik olmazmış, ikisinin dengede olması da kainatın senfonisini duymamı sağlarmış.

Aslıhan Aktaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir