Kök çakranın bağlantısını biliyoruz. Adım atmakla, Dünyayı sevmekle bağlantılı. Sakralın bağlantısını biliyoruz, cinsellikle, yaratıcılığımızla, kabul etmekle bağlantılı.

Solar pleksusun hikmetlerinden birincisi irade. En büyük hikmeti bu. İkincisi güç. Üçüncüsü değer. Dördüncüsü güven.

Güven:
Dörtten başlayayım. Güvenin 3 kademesi var bedende. Dış dünyaya güven kök çakra.
Dış dünyadaki insanlara güvensizlik duyuyorsanız o zaman kök çakrada sorununuz var.
Solar pleksus kendine güvenmekle ilgili. “Yapabilirim.”
Her şeyi yapabileceğinize ve başarabileceğinize inancınız. Kendinize olan inancınız ve güveniniz. Kendinize ne kadar inanıyorsunuz, kendinize ne kadar güveniyorsunuz?

Solar pleksusun ışığı ne zaman güçleniyor?
Kendimize tam anlamıyla güvendiğimizde. Kök çakradaki seviyeyi aşmış olabilir insanlar. Mesela dış dünyaya güveniyor olabilir ama dış dünyaya çıktığında kendini güvensiz olarak görüyordur. Bunu duruşunda da görürsünüz. Biraz içe kapanık duruşu vardır. Kendine güvenen insanların genellikle karınları açıktır, böyle otururlar. İlla böyle oturmaya gerek yok ama, kendine güven bunu getirir. Konuşmada netlik, ifade de netlik getirir.

Kendine güven bizim en büyük çalışmalarımızdan biri. Kendimize güveniyorsak başkalarına güvenebilir ya da başkalarına güveniyorsak kendimize güvenebiliriz. Bu ikisi birbirine bağlı. Güvenin ikinci kademesi solar pleksusta, kendine güven. Üçüncü kademesini de tepe çakrada göreceğiz; Yaradan’a güven.

Bu üç güven merkezi tam oturduğunda siz güvendesiniz. Tam olarak idrak edildiğinde cennette yaşarsınız. Güven çok önemli ve kendinize duyduğunuz inanç.

Bunun en yüksek mertebesi ne? Kendimize duyduğumuz güveni Yaradan’a güvene kadar çıkaracağız. Yaradan’a güveniyor musunuz? İnanıyorsanız güvenirsiniz. O’nun yapabileceğine, her şeyi gerçekleştirebileceğine inanıyor musunuz? Eğer Yaradan’ın varlığını biliyor ve inanıyorsanız o zaman bilirsiniz; O her şeye kadirdir. O zaman ben de yapabilirim.

Yaradan’ın ışığını taşıyorsunuz. Yaradan’a duyduğunuz güvene çıkarırsanız o zaman güven mertebesi tam olarak sizde ortaya çıktığından solar pleksusunuz ışığını vermeye başlar. Kendinize güvendiğinizde. Kendimize duyduğumuz güveni Yaradan’a duyduğumuz güvene kadar çıkaracağız. Tamamen yapabilir miyiz?

Özdeğer:
İkinci hikmeti; özdeğer. Her bir CANımızın, Dünya’daki birçok insanın farklı farklı çalışmaları var. Ortak bir çalışmamız var; az ya da çok, değersizlik konusu. Hepinize sorsam mutlaka bir değer ve değersizlik konusunu mutlaka çalışmalarınız içinde görebilirim. Bazılarında daha fazla vardır özdeğer, bazıları değersizliği daha az hisseder. Ama hepimizde ortak bir şey var; gerçek değerimizin tam farkında olmamak. Gerçek, hakikatteki değerimizin tam farkında olmamak.

Ne zaman farkında olacağız bunun? Yaradan’la birleşince. O zaman biz ve O ayrı olmadığından dolayı bizim değerimiz Yaradan’ın değerine dönüşecek. İşte o zaman siz değerinizi Yaradan’ın değerine çıkarıyorsunuz. Sizin değerinizi Yaradan’ın değeri ile birleştirirseniz, o zaman sizin değeriniz O’nun değeri olur.

Öyle değil mi zaten? Her şey O’nun içinde değil mi? Varlığının içinde olup bitmiyor mu? Evet. O yüzden sizin değeriniz O’nun değeridir aynı zamanda. Bu varlığı yaratan O ise sizin değeri O’nun değeri aynı zamanda. O yüzden özdeğerinizi en yüksek seviyeye çıkarmak yani Yaradan’ın değeri ile birleştirmek.

N’oldu? Şimdi solar pleksus ışığınız daha da güçlenmeye başladı.

Güç:
Üçüncü hikmet; güç. Güçle irade birbirine benzer. Önce güçten bahsedeceğim. Kendinizi güçsüz hissediyorsanız o zaman solar pleksusla ilgili. Kendinizi değersiz hissediyorsanız bu da solar pleksusla ilgili. Kendinizi güvensiz hissediyorsanız ya da kendinize güvenmiyorsanız o zaman bu da yine solar pleksusla bağlantılı.

Güçsüz olduğunuz düşüncesi; bunun ötesine geçip fiziki güçten bahsetmiyorum. Yaradan’dan gelen güçten bahsediyorum. İçinizde ilahi bir güç var. Özellikle zor zamanlarınızda açığa çıkar o. Öyle bir çıkarsınız ki yukarı “Evet ben çıkacağım bunun içinden” dersiniz. O yüzden gücünüzün farkına varmak. Ama başkalarının üzerinde bir güç değil bu. Başkalarının üzerinde kullanacağınız bir güç değil. Başkalarını manipüle etmek için kullanacağınız bir güç değil çünkü bu solar pleksusu harap eder. Başkalarının üzerinde kullandığınız güç solar pleksusu yakar. O zaman dikta olur. Başkalarının hayatlarını kontrol etmeye çalışırsınız. Bu güç sizi de harap eder bir süre sonra.

Güç derken kastettiğim başkalarının üzerinde bir güç değil kendi içimizde, varlığımızda bulunan ilahi gücümüz. Kendi gücümüzü Yaradan’ın gücüyle birleştirmek. O zaman da bir korku geliyor; kendi gücümüzden korkmak.

Ana yaşam amacımıza giden yolda ilerlerken bazen kendimizden korkuyoruz. Neden? Yaşamda ilerledikçe şunun farkına varıyoruz. “Aa düşündüm gerçekleşti.” “Aaa geçende kafamda bir şey vardı, gerçek oldu, eyvah!” “Ya şimdi olumsuz düşünürsem nasıl olacak?” yaratıcılığınızdan korkuyorsunuz. Ya öfkelenirsek bu sefer o öfke de yaratırsa? Kendi gücümüzden korkuyoruz. O yüzden gerçekten naiflikle ilerlediğimiz de ki simyadaki arzumuz bu daima. Kendi gücünüzden fiziki olarak korkabilirsiniz ama Yaradan’dan gelen gücünüzden korkmanıza gerek yok. O yakıcı, yıkıcı değil. O daima güzellikler yaratıcı bir güç.

Fiziki olarak, egosal gücünüzden korkabilirsiniz onda sakınca yok. Onu kullanmayın. Ama ilahi gücünüzü kabul edin. Yaradan’dan gelen gücünüzü kabul edin, öyle bir gücünüz var. Buradan da iradeye geçiyoruz.

İrade;
Dördüncü konu ve buranın en büyük başlığı. Yaradan’ın iradesi. 2 tür irade var, İslamiyet’te ve tasavvufta da ifade edilen. Birincisi cüzi irade. İkincisi de külli irade. Cüzi irade nedir? Kendi iradenizle, gücünüzle yaptıklarınız. Bir yerden bir yere bir şey hareket ettiriyorsunuz ya da ev yapıyorsunuz. Tarlada güç kullanıyorsunuz, iradenizle yaşamınızı dönüştürüyorsunuz.

Bir de küllü irade var, ne? Her Şeyi Kapsayan Yaradan’ın iradesi. Külli irade her şeyi gerçekleştirebilir. Yoktan bile var edebilir, ölüyü bile ayağa kaldırabilir. Peki bu güç, bu irade sizde var mı? Var. Hatta okuyan CANlarım hatırlarlar, Ölümsüz üstatların yaşam ve öğretisi kitabında Hz İsa ölüyü diriltirken şunu söyledi “Yaradan’ım benim iradem senin iraden olsun. Benim iradem değil senin iraden gerçekleşsin Yaradan’ım. Şimdi İsa mı ayağa kaldırdı, İsa’nın bedenindeki Yaradan’ın iradesi mi? İsa’nın fiziki iradesi değil. İsa’nın varlığında bedenlenen Yaradan.

İşte insan Yaradan’ın iradesini bedenleyebilir mi? Gördük Yaradan’ın iradesini bedenleyen Peygamberleri izledik. O yüzden insanın amacı da cüzi irade ile külli iradeyi birleştirmek.

Yazının Devamı: Solar Pleksus’ u En Güçlü Kılan Nedir?yazısı için burayı TIKLAYIN.

Melek Öztürk

Simya Numerolojisi e-kitaplarına ulaşmak için TIKLAYINIZ…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir