Sosyal medyada paylaş

Hepimizin hatta bizden önce dünyada yaşamış olanların da ruhsal olarak birbiriyle bağlantıda olduğu kanıtlanmış bir gerçektir. Bizim amacımız belirli bir ruhsal ata ile bağlantıya geçmektir. Kendi doğup büyüdüğünüz topraklar dışında başka bir yere başka bir kültüre karşı güçlü bir çekim hissedersiniz. Bazen bu duygularınız o kadar baskın olur ki içgüdülerinizi takip etmek istersiniz ve nedenini bilmeksizin sadece içgüdülerinize güvenerek farklı kültürlerle ve bu kültürden kişilerle olan ilişkilerinizi geliştirirsiniz. Ruhsal gelişiminiz ilerledikçe, farklı toprakların ruhsal rehberlerinden rehberlik aldığınızı görürsünüz. Böylece, bu ruhsal ata ile aranızda güçlü ve yararlı bir bağlantı oluşur.

Ruhsal Atalarınızı Keşfetmek

Başka bir ülkeye ya da başka bir insan ırkına hissettiğiniz bağlantı ve yakınlık hakkındaki düşüncelerinizi günlüğünüze yazın. Bu coğrafi bölgeye hiç gitmemiş olsanız bile sizde nasıl hisler uyandırdığını, bu bölgeye nasıl bir bağlılık hissettiğinizi detaylı bir şekilde tarif edin. Rüyanızda hiç kendinizi farklı kıyafetler içinde gördünüz mü? Bu görüntünüzü dünyanın hangi bölümüyle ilişkilendiriyorsunuz? Belirli bir ülkeyi ziyaret etmek için içinizde inanılmaz bir istek var mı? Bu ülkeyi ve bu ülkenin insanlarını olabildiğince derinlemesine araştırın ve ülkeye dair toplayabildiğiniz kadar bilgi toplayın. Edindiğiniz bilgiler ışığında ülkeye bakış açınız nasıl oldu?

Not: Biyolojik, bölgesel ve ruhsal atalarımız arasında bazen bir çakışma olur. Örneğin, yetişmiş olduğunuz topraklarda yaşamış ve ölmüş olan akrabalarınız varsa bu akrabalar sizin hem bölgesel hem de biyolojik atalarınız olurlar. Atalarınızın bu üç kategorinin herhangi bir tanesine dahil olması diğer bir kategoriyede giremeyeceği anlamına gelmez.

Dünyaya Bağlı Kalan Ruhlar

Bazı atalarımız farklı sebeplerden ötürü öldükten sonra dünyada kalmayı seçerler. Yarım kalmış işlerini öldükten sonra tamamlamak isterler. Bazen öldükten sonra birkaç gün, bazende daha uzun bir süre dünyada kalmayı seçerler.

Bu ruhlar, dünyada kaldıkları için ruhsal gelişimlerini ertelerler ancak sonunda birçoğu Işığa gider. Bu ruhların varlığından ötürü korkmaya ya da alarm halinde olmaya gerek yoktur. Onlar, yukarıda belirtmiş olduğum nedenlerden ötürü sadece bir süre daha burada kalmayı seçerler, amaçları birilerini incitmek ya da zarar vermek değildir.

Profesyonel bir medyum olan Karen Hollis, kendi deneyimlerini ve gözlemlerini web sayfasında paylaşıyor. Ruhların neden dünyada bir süre daha kalmak istediklerine dair şimdiye kadar on farklı neden keşfetmiş ve bu nedenlerin tamamına ben de katılıyorum. Hollis’e göre ruhların dünyaya bağlı kalmalarının on nedeni:

Nasıl ki bizler hayatta bazen bir ilişkide, bazen bir işte, ya da bir hastalıkla savaşırken sıkışıp kalıyoruz, ölmüş olan ruhlar da aynı şekilde sıkışıp kalabiliyorlar. Korku, kızgınlık, açgözlülük, suçluluk duygusu, yanlış ümitler, kendi gücünün ve kutsallığının farkında olmamak, sevilmeye ihtiyaç duymak, anlamaya ve anlaşılmaya ihtiyaç duymak gibi insan doğasına ait olgular bizi bir sonraki hayatta takip etmeye devam edebilir. Görmüş olduğum vakaların hiçbirisinde ruhlar kendi özgür iradeleri dışında, kendi duygusal durumları ya da algılarının dışında bir sebepten dünya boyutunda kalmamışlardır.

Ruhların dünyaya bağlı kalmalarının on nedeni:

  • Öldüklerinin farkında olmayanlar;
    Ani ve travmatik ölümlerde bu durum çok görülür. Kişinin ölüm için hazırlanmaya zamanı olmamıştır ve bu sebepten kafası karışmış, korkmuş ya da şokta olabilir. Ölümlerine neden olan kazanın olduğu yerde sıkışıp kalabilirler.
  • Yarım kalmış işler;
    Hepimizin yarım kalan işleri vardır ancak bu işlerimizi ölümden sonraki hayatımıza taşırsak bu yarım kalan işler Işığa ulaşmamıza engel olabilirler. Hepimiz bir noktada bırakmayı öğrenmek zorundayız.
  • Sevdikleri birisini korumak için;
    Bazı ruhların geride bıraktıkları kişilere karşı büyük bir sadakat duygusu vardır. Verici ve koruyucu olarak insan rollerini devam ettirmeye kendilerini zorunlu hissederler. Küçük kardeşlerine bakmak zorunda olanlar ya da benzer bir arkadaşlık ilişkisi içerisinde olanlar bu tipteki ruhlara örnektir.
  • Suçluluk hissi;
    Genellikle intihar vakalarında görülür. Ölümlerinin sevdikleri üzerindeki etkilerini gören ruhlar seçimlerinden dolayı pişmanlık duyarlar.
  • Yaşayan birine karşı takıntılı hisler beslemek;
    Hala hayatta olan bir kişinin gitmesine izin verememek ya da bir kişiye karşı öfke duymak, ruhun yolculuğuna devam etmesine engel olan durumlardır. Bir kişiye karşı duyulan büyük bir sevgi bile bazen ölmüş birinin yoluna devam etmesine engel olabilir, aynı Aşkın Gücü (What Dreams May Come) filminde Robin Williams’a olduğu gibi. Çok başarılı kurgulanmış bir karakter olan Chris, araba kazasında trajik bir şekilde ölür. Karısına olan sevgisinden ötürü cennete onsuz gitmek istemez ve Chris’in ruhu karısına musallat olur.
  • Başka bir ruh tarafından zorlanmak;
    Bu olası bir senaryo değildir zira her ruhun özgür iradesi vardır. Ancak olası olan durum, bir ruhun üzerinde gücü olan bir başka ruhun ölüm sonrasında hala böyle bir güce sahip olduğunu düşünmesidir. Örneğin, hayattayken karısına kötü davranan bir adam karısından önce ölürse ve karısı, kocasının enerjik bağının hala kendisi üzerinde bir kontrolü olduğuna inanıyorsa, bu algısı onu Işığa gitmekten alıkoyacaktır.
  • Daha önceden ölmüş birisiyle karşılaşmak istememek;
    Yaşarken olduğu gibi öldüğümüz zamanda kırdığımız, hayal kırıklığına uğrattığımız, utandırdığımız ya da üzdüğümüz birisiyle karşılaşmaktan korkabiliriz. Bu korku ruh için güçlü bir tuzak olabilir.
  • Ölümden sonraki hayata inanmamak;
    Eğer kişi ölüm den sonra gidilecek bir yer olduğuna inanmıyorsa ölüm sonrasında dünya boyutunda dolaşmaya devam edebilir.
  • Varlığın ölümle sonlanmadığını kabul etmemek;
    Bazı ruhlar öldüklerini ve ruh formuna geçtiklerini algılasalar da, dünya boyutundan ayrılmanın varoluşlarının sonu olduğunu düşünürler [What Dreams May Come (Aşkın Gücü) filminde işlenen bir başka konu]. Bu durumda yapılması gereken şey, egonun baskın çıkmasına izin vermemektir.
  • Yargılanma Korkusu;
    Eğer Işık olan bir yer varsa o zaman Karanlık olan bir yer de vardır. Ruhun, Karanlığa gideceğine inanması onu dünya boyutunda tutmak için güçlü bir etkendir.

Atalarınızla iletişime geçmek istediğinizde dünyada sıkışıp kalmış olan tüm atalarınızı çekeceğinize inanıyorsanız sadece iyi ruhları çağırın. Atalarınızla ve diğer ruhsal yardımcılarınızla ne kadar bilinçli bir ilişki kurarsanız, filtrelemeye o kadar az ihtiyacınız olacaktır. Eğer böyle bir deneyimi yaşayacağınıza inanır ve korkarsanız bu tarz durumlardan etkilenme riskinizi arttırırsınız. Eğer olumsuz olarak etkilendiğinize yüzde yüz inanıyorsanız bir medyumdan ya da şamandan yardım isteyebilirsiniz.

Kurs Resmi

İlgili Diğer Yazılar

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: