Spiritüal Mesajları Almamızı Engelleyen 4 Neden

Sosyal medyada paylaş

Mesajları Algılamayı ve Almayı Engelleyen Blokajlar

Spiritüal mesajları bloke ederek ya da gelen mesajı çarpıtarak, mesajın ruhsal boyuttan mı geldiğini yoksa egolarımız tarafından mı yaratıldığını anlamamızı engelleyen dört neden vardır. Bunlar keder, acı, kendine acıma ve sebepsiz öfkedir.

Keder

İnsanlar kendileri için değerli birini ya da bir şeyi kaybettiklerin de son derece insani bir duygu olan keder hissi tetiklenir. Keder, kayıp karşısında verilen en doğal tepkidir. Belirli bir sırayı takip etmese de kederin beş evresi vardır:

  • İnkar: “Hayır, ben bunu yaşamıyorum!” ya da “Hayır bu gerçek olamaz!”
  • Öfke: hüsran, incinmişlik, ani ve sert tepkiler vermek.
  • Pazarlık etmek: kaybın pazarlığını yapmak yani şöyle olsaydı, böyle olsaydı şeklindeki düşünceler: “Sadece şöyle olmuş olsaydı…”
  • Üzüntü : Gözyaşları, kendini bırakma hali. Bu durum
    Kabul etmek: kaybın gerçekliği karşısında teslim olma. Kişinin zihninde ve kalbinde kayıpla barışması.

Kişinin kaybettiği şeye ya da kimseye olan bağlılık derecesi ve kaybı algılama şekli hissedilen kederin derecesini ve yoğunluğunu belirler. Kederinizi derin bir boyutta yaşarken içinde bulunduğunuz terk edilmişlik ve incinme hissi sebebiyle ruhsal boyutla ve Yaradan ile olan ilişkinizi unutur, hatta inkar edersiniz.

Yaradan ile ilişkinizi devam ettirerek ve çevrenizdeki insanların desteğiyle omuzlarınızda büyük bir yük gibi hissettiğiniz kederle baş edebilirsiniz. Böyle zamanlarda rehber ruhlara özellikle de atalarınızdan gelecek olan desteğe karşı açık olmak bu süreci daha rahat atlatmanıza yardımcı olacaktır. Bu gibi durumlarda, kederin ilk dört evresinde inkar, öfke, pazarlık etmek ya da üzüntü takılıp kalmak rehberlerinizden gelecek olan mesajları algılamanızı zorlaştıracaktır.

Acı

Bir yeriniz acıdığında gerçekten canınız yanar. Acı ne kadar yoğunsa canınız da o kadar yanar. Acının fiziksel, duygusal ya da zihinsel olması fark etmez, zira sonunda hepsi birbiriyle harmanlanır. Nerede hissedildiği önemli değildir, acı hep acıdır. Burada anlatmak istediğim, yaşayan varlıklar olmamız sebebiyle günlük hayatımızda tecrübe ettiğimiz rahatsızlıklar değildir ancak bazen bu rahatsızlıkları büyüterek acı haline getirmek kolaydır.

Bu gibi deneyimleri yaşarken doğal olarak Tanrı’yı ya da ruh­ sal rehberlerinizi yüceltmeyi ve onlara şükretmeyi düşünmezsiniz çünkü yoğun bir rahatsızlığa karşı içgüdüsel olarak tepki vermektesinizdir. Sinir uçlarımız işte burada devreye girerek acı hissini hatta zevk hissini beynimize iletir. Eğer söz konusu olan acı kolunuzu bir yere çarpmak gibi kısa süreli bir acıysa hemen geçecektir. Fakat acının kaynağı daha kronik bir durumsa ilaçlara başvurmadan önce akapunktur, hipnoz ya da yoga gibi alternatif yolları denemelisiniz. Hiçbirisi işe yaramıyorsa, doğal ilaçlar üre- ten uzmanlara başvurabilirsiniz. Dua etmek, rehber ruhlarınızla olan bağlantınızı korurken aynı zamanda sizi rahatlatır ve teselli eder. Son olarak ailenizden ve arkadaşlarınızdan destek almayı da unutmamalısınız.

Kendine Acımak

Kendine acımak, üzgün olma halinden daha ileri bir durum olup depresyonun gölgede kalan yanıdır. Kendiniz için üzülürken ki içsel diyaloglarınız sizi ele verir. Eğer kendine acıma evresinden geçtiğinizi düşünüyorsanız dikkatinizi düşüncelerinize verin. Eminim ki kendinizi değersiz hissettiren ve “zavallı ben!” tipinde düşünceler kafanızdan geçiyor olacaktır. Hepimiz insanız, ara­ da sırada kendinizi kendinize acırken bulmanız normaldir ancak önemli olan kendinizi “kurban” olarak görmemektir.

Sebepsiz Öfke

Beklenmedik bir olay ya da hayal kırıklığı karşısında sinirlenmek son derece insani bir duygudur. Öfkeyle nasıl başa çıktığınız ise sizin genetik yapınıza ve atalarınızdan gelen karmanıza bağlıdır. Öfkeli kalmak ve öfkenizi kendinizden ya da çevrenizdekilerden çıkartmaya çalışmak rehber ruhunuzu hissetmenizi ve dolayısıyla onunla ve atalarınızla olan iletişiminizi tamamen bloke edebi­ lir.

Evet, öfkeli olmak ve öfkenizi kendinizden ya da başkalarından çıkartmadan bu durumla baş edebilmek mümkündür. Agresif olmak yerine savunmacı olabilirsiniz. Kendinizi, başkalarını incitmeden savunabilirsiniz. Bazı durumlarda kendinizi ve sevdiklerinizi korumak isteyebilirsiniz ve zorlayıcı bir durumla karşılaştığınızda agresiflik boyutunda savunmacı olmak “haklı sebep” olarak gözükebilir. Bu ayrımı siz kendiniz yapmak zorundasınız ancak umarım ki haklı sebepleriniz birilerine zarar vermenize neden olmaz. Yavaş ve derin nefes almak, öfkenizi yatıştırmanıza ve alıcı konuma gelmenize yardımcı olacaktır ve asla unutmayın ki, Yaradan hiç bir zaman size zarar vermenizi söylemez.

Kaynak: Atalarımızdan gelen karmayı şifalandırma

Şu yazılarda hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın