Kalpten Gelen Sevgi

Kalbinizden yaydığınız sevginin ne kadar büyük olduğunu tahmin edemezsiniz. Ne kadar Cana dokunduğunu tahmin edemezsiniz. O yüzden bu tür dönemlerde ağlamakla zaman harcamayın. Üzülmekle zaman harcamayın. 

Kolları sıvayın, ışığınız var. Ne yapacağınızı gerçekten tahmin edemezsiniz. “Üzülmekle, kahrolmakla vakit harcamayın!” Beşer olarak bazen duygular oluyor, insanlar sıkışıyor orada. Birçok kişi yakınlarını kaybediyor. Böyle bir durumda da “Rahmet olsun, şimdi ne yapabiliriz?” demek bir mucize yaratıyor. Oradaki Canları tekrar tekrar ayağa kaldırıyor. Şu anda dramaya ihtiyacı yok Dünya’nın, Türkiye’nin. Yeterince drama var zaten. Dramaya girmeyin! “Evet, oldu, ne yapabiliriz şimdi? Üzerimizdeki tozları silkeleyip daha ne güzellikler yaratabiliriz?” üzerine çalışalım. 

Sevgi Her Şeyi Dönüştüren Güç

Dünya’yı var eden, şu gezegenleri boşlukta birarada tutan, atomları birarada tutan, buradaki her şeyi var eden bir şey var; sevgi! Her şeyi var ediyor. Her şeyi dönüştüren bir güç; o atom bombasından daha güçlü. Uç örnek olarak söyledim sadece. Çünkü tüm atomları birarada tutan da o. Atom bombası nedir? Uranyum 256 atomunun bir elektronunu bir yörüngeden başka bir yörüngeye geçirmek için kaç bin elektron volt akım veriliyor ve o elektron başka bir yörüngeye geçiyor sadece. Bakın birarada tutan enerjiyi düşünün; onu ayırmak için, elektronu bir adım uzağa çıkarmak için bile büyük güç gerekiyor. Birarada tutan güç ne? Sevgi. O yüzden diyorum atom bombasından daha güçlü sevgi. Böyle bir aracınız var. 

Karşılaştığınız herkese sevgiden bahsetseniz, “Böyle şeyler oluyor ama Dünya’da güzellikler var” deseniz. Etrafınızda birçok kaygılı insan var, endişeli. “Tamam böyle bir şey oldu ama biz ne yapabiliriz?” Sevgimizi, güzelliğimizi, dualarımızı gönderebiliriz. O taşı kaldırmak kadar -belki daha fazla, karşılaştırma yapmak istemiyorum- bir eylemdir. Sevginiz bir eylemdir. Işığınız bir eylemdir. Taşı kaldırmak kadar kıymetli bir eylem. Bir Canı tedavi etmek kadar kıymetli bir eylem. Çünkü siz ışığınızı, sevginizi gittiğiniz her yerde yaydığınızda, bir müteahhitle karşılaştığınızda da o sevginizi gösterdiğinizde müteahhit binayı yaparken kendisininkiymiş gibi yapacak. Dışardaki benim. Siz sevgiyi yaydığınızda, gördüğünüz herkese sevgiden bahsettiğinizde müteahhitler çürümüş binalar yapmayacaklar. Herkes işini kendisine yapıyormuş gibi yapacak. 

Dua Etmeyi Eylemsizlik Olarak Görmeyin

Sadece müteahhitler değil konu, yerkabuğu vs. Dünya da sert davranmayacak üzerindeki canlılara, bu şekilde sarsılarak. Sizin yaptığınız şey, kalbinizden gönderdiğiniz sevgi, orada çalışan insanların yaptığı kadar değerli. Bunu bir eylemsizlik olarak görmeyin. Dua etmeyi eylemsizlik olarak görmeyin. Eylem, etki yapıyorsunuz siz. Ha eylemsizlik nerede var? Hiçbir şey yapmamakta. Oturup tv açıp her şeye üzülüp “Aman o da olmuş”, bir şeylere sinirlenip “Aman bunlar da görevlerini yapmıyorlar” deyip söylenip kendinizi sinirlendirmek; işte bu eylemsizlik. Hiçbir şey yapmıyorsunuz bir yandan da öfkenizi, kızgınlığınızı yayıyorsunuz etrafa.

Asıl eylem nedir? “Tamam kolları sıvıyoruz. 5 saat dua edeceğim. 5 saat çalışma yapacağım, bugün kalbimi yayıp 1 saat sadece depremdeki Canlarımıza sevgi göndereceğim.” Bu bir eylemdir. Orada işlerini yapan doktorlar kadar önemli. O yüzden suçluluk duymayın. 

Kalbinizden sevgiyi yaymak. Bu bir eylem. Suçlu hissetmeyin kendinizi. Gidebiliyorsanız gidin. Belki de sizin deprem yerinde bulunmanız oradaki çalışmayı engelleyecek. Türkiye’deki herkes oraya gitse n’olur? Kimse işini yapamaz. Birilerinin de evlerinde kalmaları gerekiyor ki uzman olanlar işlerini yapsınlar. Bir konuda uzmansanız gidip orada yardımcı olabilirsiniz. Yapamıyorsanız maddi yardımda bulunabilirsiniz. Ama en büyük yardım sevginizi vermektir. Bunu yapıyorsanız da suçluluk duymayın!

Ben bir şey yapamıyorum düşüncesinden doğan çaresizlik hissini serbest bırakmanızı tavsiye ediyorum. 

“Türkiye’de böyle bir durum oluyor ve ben hiçbir şey yapamıyorum. Ben onlara yardımcı olamıyorum. Kendimi yararsız hissediyorum. Kendimi çaresiz hissediyorum. Kendimi hiçbir şey yapamayan biri olarak hissediyorum. Kendimi duyarsız hissediyorum”. Mutlu olmak duyarsızlık değil.

İki taraf için de bakıyorsunuz, hakikati gördüğünüzde üzüntü kalmıyor. Üzüntü geliyor da siz üzerini kapatıyorsunuz değil. Oradaki insanlara üzülmemek duyarsızlık değil. Üzülmek bir şeyi çözmüyor. Orada güzelliklere sevinmek, sevinçle yardım etmek, bu birlik hissi, aşk hissi ile yardım etmek. Deprem bir şeyi daha tetikledi. Bir araya gelmeyi; farklı farklı ülkelerde.

Mucizeleri, içindeki güzellikleri gördüğünüzde o zaman insanlığa daha faydalı oluyorsunuz.. Elinizden geleni yapın ve suçluluğunuzu kaldırın. O zaman daha fazla çalışabiliyorsunuz. 

Melek Öztürk

Kitaplarıma Ulaşmak İçin TIKLAYINIZ..

Şu yazılarda hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın