Simya’da Ateş Elementi

Simya’da Ateş Elementi

En süptil element, eril, baba gibi.

SEMBOLÜ: yukarı doğru bakan üçgen

YÖNÜ: Güney

ZİRVEDE OLDUĞU ZAMAN: Öğlen

SEZON: Yaz ayları

DOĞASI: sıcak ve kuru

BİTKİLER: Sert, köşeli, kuru toprakta yetişen bitkiler, kırmızı meyveli bitkiler, yazın hasat edilenler

ÇALIŞTIĞI ALEM: Ruhsal alem

DUYUSU: Görme

BURÇLAR: Aslan, koç, yay

ALTARDAKİ TEMSİLCİLERİ: Asa, mum, tütsü

ELEMENTALLER: Semenderler (özellikle turuncu semenderler), reptil türlerinin çoğu; yılan, timsah. Ejderhalar (Özellikle ateş ejderhaları), Anka Kuşu (Simurg)

USTALAR: Cinler

MELEK: Baş melek Mikail

TANRISAL VARLIKLAR: Ares (Mars) Antik Yunan Tanrılarından Apollo, Helios (güneş), Hephaistos (Vulkan). Hestia, Bel, Mabon, Nors, Balder, Loki, Ra, Horus, Ptah, Şamaş, Nusku.

ERK HAYVANLARI: Koç, aslan, at, birçok kedi türü, kırmızı kızıl tilki

ALANLARI: İradenizi güçlendirmek, kendi gücünüzü açığa çıkarmak, Yaradan’dan gelen gücünüzü açığa çıkarmak, başarıyı artırmak, cinselliğin içindeki tutku, sezgileri güçlendirmek, hareket, zenginlik.

SİMYA ÇALIŞMALARI: Saflaşma, değer, kendini onurlandırmak, bolluk çalışmaları, Vehhab esması, Barakiel /kırmızı ışık, solar pleksus çalışmaları; mide, karaciğer, safra kesesi, pankreas, sindirim sistemi şifalandırma.

Sezgiler ateş elementini temsil ediyor. Kafanızda yanan aha anları daha doğrusu. Normalde sezgiler dalakla, kalple çok bağlantılı olmasına rağmen kafanızda birden çarpan şimşekler yine ateş elementini temsil ediyor. Bir an kafanıza şak diye gelen kıvılcımlar.

Hareket ateş elementi. Ruh (bireysel ruh) ateş elementi. Ruh iki element ile kendini gösteriyor. Soul-sülfür kavramını iki şey oluşturuyor: ateş sülfürün ruh kısmı, hava elementi sülfürün zihin bilgiyle bağlantılı kısmı. Bu ikisi birleşince bireysel ruhu oluyor. Beden de zaten su ve topraktan oluşuyor. Kaynağın ışığı da ateş elementidir.

DÜŞÜK ENERJİLİ TARAFI: öfke, kaygı, panik atak, ne yapacağını bilmeyen, sürekli yakan yıkan, manipüle eden, parçalayan taraf, nefret.

Ateş elementi elementler içinde en süptil olanı. Aslında bazı öğretiler hava elementi ile çalışmaya başlar, daha süptil düşünülür.


Elementler ateş elementi ile başlar, daha sonra hava, su, toprak elementi diye gider. En süptil olandan en katı olan elemente doğru gider.

Yaradan’ın aşağı doğru iniş sürecinin maddenin oluşum sürecinin aynı zamanda bir temsilidir. Ateş elementi sembolizma olarak simyada yukarıya doğru bir üçgen olarak sembolize ediliyor. Ortasında çizgi yok. Çizgili olan üçgen hava elementi.

Elementi temsil eden erk hayvanları; Koç, aslan, at, birçok kedi türü, kırmızı kızıl tilki. Bir aslan geldiğinde size ateş elementini temsil ettiğini biliyorsunuz ve ateş elementi ile bağlantıdasınız.

Ateş elementi güney yönüyle temsil ediliyor. Bazı öğretilerde doğu yönü ile ilişkilendirilebiliyor. Fakat doğu yönü havayla bağlantılı. Güneş doğudan doğduğu için ateş elementini o tarafa doğru yönlendiriyorlar. Fakat ateş elementi güneyden çağrılan bir element. Güney yönü; ateş elementinin en yüksek ve çalışmanın en güçlü olduğu yön. Yaz ayları ateş elementinin yoğun olduğu zamanlar, bu aylarda hasat edilen bitkilerin çoğunluğunda ateş elementi yoğundur. Bazı bitkiler kış, bazıları ilkbaharda hasat edilir.

Bir gün içindeki döngüsü; güneşin en tepede olduğu zaman, öğlen saati. Ateş elementinin kendini en yüksek gösterdiği yer; güneşin tepede olduğu öğlen saatleri. Bu saatlerde çalışmak çok daha uygundur. Dişil elementler ile daha fazla gece çalışmanızı tavsiye ederim. Ateş elementini temsil eden çalışmalar yaptığınızda; yaratıcılıkla, sezgiyle alakalı, Kaynak’tan ışığı çapalamakla alakalı, en uygun zaman güneşin tepede olduğu zaman. Ateş öğlen zamanı, öğle sonrası, öğleden sonra değil.

Genellikle yin elementler akşam ve gece daha iyi çalışılır; yang elementler gündüz ışığında daha fazla etki gösterirler.

KIRMIZI VE TURUNCU RENKLİ BİTKİLER: Kırmızı, turuncu ateşin renkleri; bitkide ateş elementini tanımanın unsurları. Hayvanda da ateş elementi unsuru var mı, mesela kızıl tilki, aslanlar; sarı, kahverengi tonları. Doğada kırmızı ve turuncu renkler, ateş elementini temsilen kullanılıyor.

Çalıştığı alem; ruhsal alem.
Her bir elementin temsil ettiği alemler var; su elementi duygu, astral alem.

Solar pleksus görme duyusuyla bağlantılı. Ateş elementiyle alakalı, bu elementin duyusu görmek, bakış. Yani bizde buna nazar deniyor, Türk geleneklerinde. Bir şeye bakmak bedeninizdeki ateş elementini bir yere yönlendirmek anlamına geliyor. Enerji dikkati takip eder; yani siz gözünüzü bir yere çevirdiğinizde oraya enerji akar. Göz bedende ateşin çıktığı yerdir. (Gözlerinden ateş püskürüyordu denir ya da gözleri çakmak çakmak, alev alev tabirleri kullanılır)
Bir yere gözünüzle baktığınızda şifanın etkisi artar. Eğer imajinasyonunuz güçlü ise şifa çalışması yaparken gözünüzü kapatmayın. Gözünüzü kapatmak sizi yin tarafına döndürür. Işığı daha güçlü kullanmak istiyorsanız gözünüz açık imajinize edin, canlandırın. Sadece gözüyle şifalayan şifacılar vardır. Balkan Şifacı Bardzo seminer vermiyor, herkes toplandığında gözlerinin içine bakıyor, yarım saat 45 dakika. Sonra gidiyor, çalışması bu. Orada birçok kişi şifalanıyor. Bu dünya üzerinde insanları sadece gözleriyle şifalayan şifacılar var.

Göz enerjinin en hızlı girdiği ve çıktığı yerdir. O yüzden en hızlı gözlerinizden etkilenirsiniz. Yani mesela dış dünyada biri çok yüksek enerjili biri ile göz göze geldiğiniz zaman enerjiniz artmaya başlar ya da tam tersi olur. Sokakta gidiyorsunuz birinin sıkıntıları var, o gözünüze baktığında enerjiniz düşmeye, ayağınız takılmaya başlar. Buna da nazar değmesi deniyor. Nazar, kötü bir niyet değil, o kişinin öfkesinin, sıkıntısının onun gözünden size geçmesi anlamına geliyor.

Biraz alanınız zayıfsa, halk arasında buna yıldızı düşük deniyor, çok daha hızlı etkileniyorsunuz.

Göz lazer gibidir, baktığınız yerde realite oluşur. Göz bizim en yüksek düzeyde ateş elementinin temsil eden şeylerden biri.

Doğasını sıcak ve kuru olarak ifade ettik. Bedende ısının arttığı zamanlarda ateş elementinin gücünün arttığı, mesela ateşin çıkması bedenin kendisini yenilemesinin yöntemlerinden biri. Bedenin kendisini temizlemesinin yöntemlerinden biri. Beden ateşle beraber simya yapıyor. Bir bakteri ya da virüs girdiğinde hemen ateşi yükselterek, virüsün altında kazan kaynatıyor. Ateşin çıkmasını, normal şartlarda belirli bir düzeyin üstünde olmadığı sürece çok sağlıklı bulur doktorlar. Bedenin immün bağışıklık sisteminin çalıştığı anlamına gelir.

Kurulukla alakalı bir rahatsızlık olduğunda ateş elementinin yüksek olduğunu görürüz. Kuru bir ten mesela. Cildiniz kuru olduğu zaman bu ateş elementinin yüksek olduğu anlamına geliyor. Sürekli yaz, kış nemlendirici kullanmak zorundaysanız ateş elementinin sizde yoğun olduğunu gösterir.

Eril bir element, yukarı doğru bakan elementler eril. Bundan dolayı ateşi kullandığınız zaman; Rahman, yang tarafıyla çalışıyorsunuz.

Astroloji tarafına baktığımızda; aslan, koç, yay bu elementin burçlarından. Bu üç grup ateş elementiyle çalışmanın ustaları. Yaradan’ın ateşini temsil eden burçlar. Üç grup da yaşamda aktif. Hareketi de artıran bir element olduğu için, yaşamları aktif, irade tarafında çok güçlü, aynı zamanda başarı tarafında çok güçlü, hırsa dönmediği sürece. Su ve toprak elementleri gibi yavaş değil. Hızlı hareket eden, hatta panik halinde hızlı hareket eden oluyor, bu ateşten dolayı.

Hizmet aşkınız ateş; nur ve nar. Kendinizi ateşin içinde erittiğinizde o varoluşunuzdaki gerçek hakikat benliğiniz, ölümsüz varlığınız açığa çıkar, yanmaktan korkmayın. Yanmak demek ateşin, aşkın içinde olmak demek. Yanmak demek, acımak demek değil, sizi acıtan bir şey değil. İbrahim’in ateşe atıldığında ateşin İbrahim’i yakmadığı gibi. Sizi güle bahçesine çevirecek, saflaştıracak olan ateş. Cehennem dediğimiz sizin için gül bahçesine dönüştüren ışığın tohumudur, cehennem tohumdur. Cehennem sizi bir ağaca, bir çiçeğe döndürecek tohumdur. Sizin içinizden Yaradan’ı çıkaracak tohumdur cehennem. Cehennem aşığı yakmaz, cehennem âşık olanı yakmaz. Âşık olanı daha aşka getirir.

Ne kadar büyük bir aşk, o kadar Yaradan’a yaklaşmak. O yüzden ateşten korkmayın. Ateşin içine girip kendinizin her yönünü köşelerinizi ve dikenlerinizi görmekten çekinmeyin. Bir simyacı ateşi en ustaca kullanandır. Şimdi yürüyün ve ateşi kullanın.

Buraya ateşin ışığını taşımaya geldik. Bu Dünya üzerinden geçip varlığımızı sonsuzluğa yükselttik. Varlığımızı sonsuzluğa yükseltirken kendi korkularımızla karşılaşırken ateşin içine attık kendimizi, geriye doğru bir adım bile atmamacasına. Sonsuzluğa ve ölümsüzlüğe dönüşüm bunun eseridir. Siz de bunu yapın. Varlığınız Yaradan’ın ateşiyle parlasın. Ateşiniz âlâ nûr olsun, Şimdi derin ve derin bir kalbe nefes alın. Her bir hücrenizden Yaradan’ın ışığının yayıldığını görün. Kalbinizden, beyninizden, bağırsaklarınızdan, her bir hücrenizden yayılsın. Hücrelerinizde binlerce güneşin ışığını taşıyan mum gibi güneşin ışığını taşıyan bir ateş gibi her bir hücrenizden ışık yayılsın. Başınızdan, saçınızdan, ayak parmağınızdaki hücreye kadar. O zaman ateşin kendisi oluyorsunuz. Işığın kendisi oluyorsunuz. Bu ışığı, ateşi artırın. Ateş elementi bu açıdan çok önemli.

Nûrumuzu yükselteceğiz. İrademizi güçlendireceğiz. İrade derken, Yaradan’dan gelen gücümüzü. Manipüle eden değil, başkalarını manipüle etmeye çalışan değil, kendi ışığını yükselten, kendi ışığını varlığı dönüştürecek kadar, dış dünyayı dönüştürecek kadar kendi ışığını parlatan bir hale dönüştüreceğiz. Ateşin içinde varlığımızın en yüksek halini, özünü açığa çıkarmak. Bu naif aynı zamanda güçlü. Bu ikisi aynı anda olabilir. Bu ikisini aynı anda kullanmayı deneyimledikçe hal haline getireceğiz.

Ateşle çakışan, özellikle ateşin düşük enerjili kullanımıyla ilgili öfkeleriniz, kaygılarınız vs. bunları da ateşin içinde eritip saflaştıralım.

Ateş ile bağlantılı Sirius’un temsili olarak Kurt, sembol olarak Sirius’u aynı zamanda Eski Türk Şamanlarını temsil ediyor. Bir yandan da Kadim Mısır’daki yukarıdan aşağıya inen galaktik varlıkları sembolize ediyor o varlık.

Ateş elementi bitkilerine baktığımızda daha sert, köşeli, kuru toprakta yetişen bitkiler. Mesela kaktüs. Kuru topraklarda yetişen bitkiler. Aynı zamanda özellikle kırmızı meyveli bitkiler. Çünkü bitkinin meyve kısmı bitkinin ateşidir. O ağacın ürünüdür. Bitkinin kökleri toprak elementidir. Sapı su elementi, yaprakları hava elementidir. Bir bitkiye baktığımız zaman köklerinden ve sapından daha fazla meyvesi dikkatinizi çekiyorsa o bitki daha çok ateş elementidir. Meyve daha baskındır. Kökü baskınsa, bazı bitkilerin kökleri çok güçlüdür, diğer yerleri daha az görürsünüz. Ateş elementi daha çok bitkilerin kırmızı meyvelerinden oluşan kısmı.

Enerjimizi ateşle alıyoruz. Enerji de ateştir. Enerji bedeni hareket ettiren unsurdur. Bedenin hareketini sağlayan bütün unsur içindeki ateşin yükselmesini sağlıyor. Ateş elementi bedenin hareket eden enerjisini aktarmayı, almayı ve vermeyi sağlıyor.

Ateş elementiyle yapacağımız çalışmalar; solak pleksus, sindirim sistemi, güç, değer sorunları (kendi değerinizi algılamayla ilgili çalışmalar).

Aynı zamanda öfkelerimizin, kibrimizin farkına varıp saflaştırma, egomuzun, ayıran yanımızın farkına varıp onları eritme, kendimizi dönüştürmek bu çalışmalardandır. Yani ateş elementinin hikmetleriyle iştigal olmak ve tefekkür ile hamd edebilmek.

Ateş elementi genel olarak sert görünebilir. Aslına bir baba gibidir. Sizin köşeleriniz ne kadar varsa o kadar serttir. Aşkın içine girdiğinizde ne kadar direnciniz varsa o kadar kanatlarınız yanacak. Ateş sizi ancak köşeleriniz varsa yakar. Siz gerçekten iyice kendi varlığını saflaştırmış pırıl pırılsanız o zaman ateşin içine girseniz sizi saracak ısıtacak. Sizi buharlaştırıp Yaradan’la buluşturacak. Aşk değildir acıtan o sizin kibrinizdir. Aşkın içine girip hala benliğinizi devam ettirme arzunuzdur. Bu durum iki taraflıdır. Siz kendinizi aşkın içinde eritmedikçe o da eritmeyecektir. Aşk dönüştürür, sizi bir yerden alıp bir yere götürür. Köşeleriniz varsa yanacaktır onlar. Yaradan aşkı için o kanatlarınızın yanması problem değil, çünkü siz ışığın içinde yüzüyorsunuz artık.

Simyacılar ateş elementini çalıştığında büyük atılımlar yapıyor.

Kendi değerimizi bilmek için tefekkür ediyoruz çünkü ateş elementinin konusu değer. Mesela hiçbir şey arzulamıyorsunuz. Böylelerine depresyonda deniyor. Ateş elementini güçlendirin. Vehhab çalışın mesela.

Her elementin zirvesi vardır. Ateş öğlen saatinde zirveye çıkıyor gücü, güneş tepeye geldiğinde. 

Bir erk hayvanınız varsa, ismi varsa (ki söylerler genelde size) söylemese de Erk hayvanım kızıl tiki buraya gel.

Soru: Benim erk hayvanım leopar siyah. Yine de ateşi temsil eder mi?

Ateşi ırk olarak temsil ediyor. Kedi türü, felinlerin hepsi ateşi temsil ediyor. Renk itibariyle daha dişil bir renk bu. Ateşi temsilen çağırabilirsin. Felinlerin hepsi kedi de dahil ateş elementini temsilen oradalar.

Anka Kuşu da ateştir. Simurg diye de geçer.

Ateş elementi güçlü olduğu zaman, ruhsal alanda da o kadar güçlüdür. Bu arada ateş simyada baktığımızda saflaşmanın sembolü, arınma daha çok su elementi. Saflaşmada simyada ne kullanılıyor bakalım: bir maddeyi ısıtıyorsunuz. Metali potada ısıtıyorsunuz. Metalin daha süptil tarafı kaynamaya ve uçmaya başlıyor. Daha ağır tarafı kabın dibine çöküyor, diğer kısım uçuyor. Bir madde ne kadar ağırsa o kadar titreşimi düşüktür.

Metalin içinde onu az değerli kılan farklı farklı unsurlar var. Ağırlığı ile ayrıştırıyoruz. Ağırlık ne kadar yüksekse madde o kadar o kadar katı formda; madde ne kadar incelirse o kadar süptil formda. Maddenin ruhsal tarafını alıp katı tarafını ayırmak için önce madde ısıtılır, kaynama sıcaklığı farkından dolayı maddenin özellik süptil tarafı kaynamaya başlar. Diğer daha katı olan tarafı daha geç kaynar. Buharlaşmaya başlar. Sıcaklık farkından dolayı kabın dibine çöken aslında maddenin da az değerli kısmıdır. Altını ısıtınca içindeki civa ayrılır, saf altını madende buluyorsunuz. Satılan altınların büyük bölümü ayarlı. Altın içindeki farklı madenleri kabın içine atıp eritiyoruz. Ondan sonra diğer kısım kabın dibine çökeni ayırıp saf altın elde ediyoruz. İşte buna saflaşma deniyor.

Biz saflaşmada ne yapıyoruz, kendimizi ısıtıyoruz önce. Yüzleşme anlamına geliyor. Bunlar kendinizi bir sıcaklık altında ısıtıp onların kaynayıp yukarı çıkmasını sağlıyorsunuz. Simyada bir çalışma yapıyorsunuz, bütün duygularınız yüzeye çıkıyor. Ne, altına ateş yaktık çünkü. Sonra onlar yüzeye çıkıyor, topluyoruz. Sonra kaynamaya devam ediyor, yüzeye çıkıyor, daha az değerli olanlar dibe çöküyor. Bunu tekrarlıyoruz, en son saf kalıyor. Saf altın gibi benliğiniz, varlığınız kalıyor.

O yüzden simyada saflaşmanın elementi ateştir. Saflaşmada duygular sudur, ama saflaşma işleminin niteliği ateş elementidir. Çünkü duygularınızı kabul edersiniz, ayrıştırır, kabın diğer tarafına damıtırsınız. Kalsinasyon, kalsine etmek; kabın dibine çöken daha az değerli kısmı ayırmak demek.

Ateş maddeyi metamorfoza uğratıyor. Yani dönüştürüyor halini. Ateş maddenin formunu değiştirir. Suyun formu değiştirmesi için çok güçlü akması gerekir, şelale,

sel, tsunami gibi. Suyun formu değiştirmesi için gücünü çok toparlaması gerekir. Normalde suya elinizi soktuğunuzda elinizin formunu değiştirmez. Elinizi toprağa soktuğunuzda da formu çok uzun sürede değişir. Elinizi ateşe soktuğunuzda, çıkardığınızda aynı el olmayacaktır. Ateşe giren şey form değiştiriyor; katı ise sıvı oluyor. Ateş elementi hayatınıza girdiği zaman formunuz değişir. O yüzden aşk da ateş ile sembolize edilmiştir. Yani içinizdeki aşk, o coşkun his ateşle sembolize edilir ve siz bir aşkın içine girince dönüşmezseniz aşk sizi dışarı fırlatır. Aşkın içine girip de aynı kalmaya çalışıyorsanız, ateş yok içine girdiğimde sen dönüşmüyorsan benim bir anlamım yok diyor. Sen dışarıda eğlen diyor. Aşkın içine girdiğimizde kendimizi aşkın içinde eritmeyi bilmemiz gerekiyor. Aynı bilincimizi aşkın içine sokmaya çalıştığımızda, aşk bizi dışarı atıyor. Burası benliğimizi eritmemiz gerekiyor. Özellikle solar pleksusla ifade etmiştim; ateş benliğin eriyip saf ruhun açığa çıktığı yerdir. Aşkın içine girdiğinizde aynı kalmanız mümkün değildir. Aynı kalıyorsanız o aşk değildir. Siz aynı insansanız aşk içinde bu tam bir aşk değildir. Aşk dönüştürür.

Ateşe teslim olmak çok önemli. Tasavvufta da ateş çok kullanılır. Nâr, nur, aynı kökten sözcükler. Işık ve ateş, nâr, nûr. İkisi de ışığın temsili olarak kullanılır. Tasavvufta Hamdım, piştim, yandım ateşin temsilidir. Kişinin dönüşme sürecini anlatır. Hamdım, piştim, yandım tam bir simya sözcüğüdür. Ben kendimi beden zannediyordum. Bedeni pişirdim, saflaştırdım, yandım. Kalsinasyon sürecinin bir ifadesidir. Tasavvufta söylenen şeyler, metaforik şekilde söylenir, simyada da böyledir. Bir sözcükle (retorik) birçok şeyi anlatma. Simyada kullanılan sembolik dilin sebebi budur. Yani Hermes’i okursunuz bir şey anlarsınız, 10 yıl sonra okuyun, öncesinden Hermes’i anlamadığınızı görüyorsunuz.

Kuran da öyledir. Kuran ateş elementiyle çok çalışıyor, direkt kalsine ediyor, cehenneme sokuyor. Kuran’ın içine bir girmeye başladığınızda Kuran sizi hamur gibi eritiyor, pişiriyor kabul ettiğinizde. Kuran bir aşk kitabı. Kutsal kitapların çoğu için söylüyorum. Bagavat Gida da öyle, orada da insanı azarlıyor gibi görünen yanları var, ateşi çok kullanıyor.

Cehennem Ateşi

Cehennem ateşi zannedilir ki insanın yakıldığı, ceza verilen alan olarak görülür. Ant olsun, hepinizi cehenneme göndereceğim diyen ayet var Kuran’da. Aslında söylemek istediği hepiniz er ya da geç saflaşacaksınız. Mutlaka O’na dönüşeceksiniz. Siz buna cehennemde yanacağım, ceza göreceğim diye baktığınızda bu şekilde göremiyorsunuz. Teslim olduğunuzda o ateş sizi alıyor, başka bir şeye dönüştürüyor. Tevrat da Eski Ahit de öyledir. İsa’nın kitabı biraz daha su temelli, daha sarıyor, içine alıyor. Musa’ya ise kavmine söyle Öldürmeyeceksin diyor. Baktığınız zaman ateşi kullanarak kendi içimizdekileri dönüştürüyoruz.

Ateşin düşük enerji tarafı öfke olarak ifade ediliyor. Ateş enerjisinin manipülasyonla kullanımı öfkeye dönüşüyor. Öfke de ateştir. Hatta kaygı, daha doğrusu panik hali de ateştir. Panik atağın yaptığı, sempatik sinir sistemine geçiriyor. Kontrol edemediğiniz anksiyete bozukluğudur panik atak. Bir yandan panik olursunuz, içinizde bir şey kaynamaya başlar, kalbiniz çarpmaya başlar, endişelenirsiniz. Daha fazla kalbiniz atmaya başlar. Kendinizi kalp krizi geçiriyor zannedersiniz. Kalp krizinin bütün belirtileri ateş elementi. Sempatik sinir sitemine geçiriyor, kortizol hormonu artıyor bedeninizde.

Ateşi olumsuz tarafına geçtiğimizde öfke, panik atak, ne yapacağını bilmeyen, sürekli yakan yıkan, manipüle eden, parçalayan taraf olarak görüyoruz. Nefret. Bunların hepsi ateşle alakalı. Ateş elementinin düşük enerjili tarafı.

Öfke varsa ateş elementinin bedende düştüğünü görüyoruz. Öfkelendiğinizde beden ısınız yükselir. Kan beynime sıçradı, tepemden kaynar sular indi denir hatta. Omurganızdan yukarı doğru, tepenize vuran şeydir öfke, tepem attı, tepemin tasını attırma dersiniz. Ateş elementi bedende yukarı doğru hareket ediyor. Omurgadan yukarı doğru. Hatta ateş elementinin bir yerden çıkması gerekiyor. Tepeden çıkar; eğer kollardan çıkarsa kişiye vurmak istersiniz ya da ayaklardan çıkar tekmelemek istersiniz. Öyle rahatlıyor bazı insanlar, o enerjiyi döndüremedikleri için şiddet oluyor bu sefer. Kavga ve şiddet. Ateş elementini bedende kontrol edemeyen insanlardır onlar. Çünkü Onu ifade edemezler, konuşamayan insanlar genellikle kavga ederler. Fiziki olarak aktarıp dönüştüremeyen, içsel olarak dönüştüremeyenler, dışarıya doğru vurarak, kırarak yaparlar. Ateş negatif tarafa geçtiğinde; yakan yıkan, parçalayan taraftır. Aynı zamanda ateş yakıyor, dönüştürdüğü gibi.

Ateş Elementini Anlamak

Ateş böyle olduğunda önce sakinleştirip daha sonra ateş elementini daha güçlü bir şekilde kullanma üzerine çalışıyoruz. Yani şöyle bir şey ateş elementini suyla dengelemeyi başlangıçta önermiyorum. Tersini kullanmak, suyla söndürmek, hayır! Aslanın bir gücü, iradesi var, Yaradan’ın gücünü, iradesini burada temsil etmek için gelmiş. Aslanı söndürmeye gerek yok, önce yatıştırıp ateşi Yaradan’ın iradesinin temsili olurken bir yandan bir yandan da manipüle etmeden kullanmanın gücünü. Ateş elementi onun ustalık alanı. Bir kişinin ateşini söndürmekten ziyade, önce sakinleştirip suya/duygularına doğru çekip yoğunlaştırıp daha sonra ateşi nasıl ustaca kullanacağına yönlendirelim. Yakmasın bu ateş seni, öfke yakıyor, dış dünyayı da parçalıyor. Bunu nasıl kullanabiliriz? Böyle baktığınızda, ateşi yine kullanıyor kişi ama bu kez Yaradan’ın ifadesini temsilen kullanıyor.

Solar pleksustaki Yaradan’ın iradesi bir dağı ile yerinden oynatabilir, bir çiçeği incitmeyecek kadar naiftir. Ateşin öyle bir gücü vardır ki, baba gibidir. Her şeyi yakıp yıkabilir ama naiftir sizi ısıtır. Soğuktan sıcağa bir yere girdiğinizde ne hissedersiniz? Huzur. Babanın göğsünde dinleniyormuş gibi hissettirir. Ateş yakmanın yanında rahmanın ışığı, enerjisiyle sarıyor. Bir yandan dönüştürürken bir yandan şefkatli olmasını kullanıyoruz ateşin.

Ateş ile bu alanlarda çalışırken bağlantı kurabiliriz. Zenginliğe çalışırken çağırabiliriz. Bolluk değil zenginlik. Çünkü ateşin ışığın sınırı yok. Ateş sınırlarla değil de sadece bu yaşamın içinde sadece temel ihtiyaçlarını karşılayarak yaşamayı değil. Minimal yaşayabilirsiniz, daha az şey kullanarak bu dünya üzerinde yaşayabilirsiniz. Bu güzel. Dünya yaşamının içinde konforu ifade etmek, madde ile alakalı tutku. Siz maddeye hizmet ediyorsunuz, maddenin de size hizmet etmesine izin vermek. Zenginlik dediğimiz maddenin güzelliğini onurlandırmak. Kendinizin değerini onurlandırmak. Yaradan’ın ilahi zenginliğini ateş elementi ile çalışabilirsiniz. Toprak elementi daha çok bolluğunuz, bereketiniz üzerine çalışırken kullanılır. Ateş elementini çağırıp vehhab çalışması yapabilirsiniz.

Sezgilerinizi güçlendirmek için ateşle bağlantı kurabilirsiniz. İradenizi güçlendirmek, gücünüzü artırmak, başarıyı artırmak için ateşle çalışabilirsiniz. Eksiklik algısını çözmek için, mesela Kendi değerinizin farkına varma algınızı çözmek istiyorsunuz; çemberi kurun ateş elementini çağırın, oturun orada kendi değerinizin farkına varmak üzerine çalışın. Değersizlik değil de kendi değerimi yeterince algılayamadım diyebilirsiniz. Değersizlik var deyince kendiniz yargılayıp suçlamış oluyorsunuz. Kendi değerimi yeterince algılayamadım daha güzel bir anlatım. Kendi değerinizi algılamanın seviyeleri olduğunu anlayacaksınız. Bunu belki 100 seviyesi vardır. Kendi değerini algılamak yaşam boyu sürecek bir çalışmadır. Kendimin değerini daha yüksek seviyede algılama yolundayım. 

Değerle ilgili konuları serbest bırakabilirsiniz. Solar pleksus çalışmaları yapabilirsiniz. Gücünüzü algılamak üzerine çalışabilirsiniz. Arkadaşınızın özellikle solar pleksusu üzerinde problemi var, ateşi çağırabilirsiniz: mide, karaciğer, safra kesesi, pankreas ateş. Karın bölgesi ve sindirim sistemi ateş elementiyle ilgili. Besinleri, ateşle beraber sindiriyor.

Büyücülerin piramidinin 4 ayağı vardır. Bunlar içinde ateş, iradeyi temsil ediyor. İrade, gücü, arzuları sembolize ediyor. İrade dediğimiz şey gerçekleştirme gücü, ateş elementinin temsili olan büyücülerin piramidindeki ayak.

Ateş Elementinin Simgesi Nedir?

Asa, ateş elementini temsil eder. Tütsü aynı zamanda hava elementini temsilen kullanılıyor. Tütsüler, buhurdanlıklar hava elementini temsil eder. Fiziki bir ateş kullanıyoruz mum ile.

Sezon olarak yaz ayları. Şimdi baktığımız zaman Şaman çalışmalarımızda sezonların ve döngülerin tamamını takip etmemiz gerekecek. Çünkü bir şaman, tüm alemlerin ritmiyle uyum halinde çalışan kişidir. Ayı, güneşi, mevsimsel dönüşleri takip ediyor. Şaman doğayla birlikte hareket eden demek. Şaman doğayı ilahi olarak görüyor. Şamanlar doğaya tapmıyorlar. Yaradan burada kendisini alemler şeklinde görüntülüyor. Nasıl ki Dünyada insan formuyla kendisini gösteriyor, yine aynı zamanda doğa da kendini gösterdiği alanlardan biri. Bir şaman sadece hayvanlarla değil bitkilerle de çok yüksek iletişim sahibi. Çünkü bitkileri; yaşamı oluşturan ışığın formları olarak görüyor. Çünkü; bitki ışığı işleyip madde formuna döndüren bir varlık. Bitki fotosentez yapıyor, ışığı alıp bir forma, yapraklara dönüştürüyor. Şamanlar bitkileri Yaradan’ın ışığının forma dönmüş hali olarak görüyor. Katılaşmış formu. Şamanlar doğanın her bir formunu onurlandıran yapıdalar.

Şamanlar doğaya güzellikler sunuyorlar. Bir varlığı onurlandırabilirsiniz, bunun yollarından biri fiziksel yolla yapmak. Doğaya şamanlar en güzel tütünlerini sunuyorlar, bu bir sunu şekli. Doğaya bir şey vermek, yedikleri yemeğin bir kısmını vermek. Bu bir tapınma şekli değil. Yaradan’la ilişki, onurlandırma yöntemlerinden biri. Seremonilerde sunak işlemleri yapıyorlar. Bunun teklikle, vahdet bilinciyle çakışan durumu yok. Doğa verdiğinizi aynı Yaradan gibi kat kat size geri veriyor.

Bir şaman şifacı bitkilerle vakit geçiriyor, sohbet ediyor. Rüyalarında ilişki kuruyorlar bitkilerle. Hatta şaman şifacı genellikle bitkinin alanı ile alakalı çalışırken bedende etki ettiği alana çalışırken rüyaya yatıyor. Bitki anlatıyor.

Son zamanlarda bitkilerle çalışmayla alakalı özellikle insanlar genellikle indirgemeci çalışıyorlar. Bitkinin içindeki etkenleri, kimyasalları biliyoruz. Sonuç olarak bir bitkiyi doğasından ayırdığınız zaman laboratuvara getirdiğinizde bitkinin ruhunu bedeninden ayırmış oluyorsunuz. Bu kadavrayı kesip insanı anlamaya çalışmak gibi. İndirgemeci yöntem şamanların kullandığı yöntem değil, onlar kalple bağlantı kurarak yapıyorlar, oturup hiçbir bitkinin kimyasal yapısını incelediklerini zannetmiyorum. Tamamen kalpten bağlantı kurarak bilgiyi direkt bitkinin kendisinden alıyor.

Aslında eğer gerçekten doğa sistemini çok iyi anladıysanız hangi bitkinin size yararlı olup olmadığını kalp size söylüyor. Bitkinin imzasına baktığınızda, elemental, gezegensel imzası, bunlara baktığımızda bitkinin hangi bölgeye etkili olduğu bilgisi içinde var zaten. Böyle baktığımızda; bitkilerle ya da hayvanlarla ilgili herhangi bir bilgiye sahip değilim kavramı, artık kalbin bilgisine inmeye dönüyor. Şamanlar direkt bağlantı kurarak yaşamlarını ifade ediyorlar.

Dünya’nın güney yarıküresine baktığımızda kuzey yarıküresinden daha sıcak. Doğuya baktığımızda güneş doğuyor fakat; sıcaklık olarak baktığımızda Dünya’nın güneyi ateş. Ateş elementi güneyde daha fazla; çöller var Arabistan’da, Afrika’da, daha kuru topraklar. İmzasına baktığınızda Dünya’nın güneyi ateş elementi, imzaya bakın. Her zaman doğu sıcak değildir. Dünya’nın ne tarafı kuru, sıcak diye bakıyorsunuz. Çünkü ateş elementinin temel imza özelliği; kuru ve sıcak olması.

Elementaller Nedir?

Elementaller ne? Ateş elementini temsil eden varlık gruplarına elemental varlıklar deniyor. Bazıları bu dünyada var olan elementaller, bazıları bu dünyada sadece enerjetik olarak var olandır. Ateş elementini temsil eden varlık grupları; semenderler, özellikle turuncu semenderler. Kertenkeleye benzeyen tür. Reptil türü aynı zamanda, sürüngen anlamına geliyor; yılan, timsah. Reptil türlerinin çoğu ateş elementini temsil ediyor.

Reptil deyince insanlar korkuyorlar. Çünkü son zamanlarda negatif insanlar ve varlıklar için de söyleniyor reptil. Evrende herhangi bir şeyi pozitif ya da negatif olarak değil de Yaradan’a uzak ya da yakın olarak nitelersek, o zaman her bir alemin içerisinde “yüksek enerjili” ya da “düşük enerjili” olan olduğunu görüyorsunuz. Yani siz tüm yılanların negatif olduğunu düşünürseniz, aynı zamanda yılanın da şifacı olduğunu unutuyorsunuz. Yılan bir yandan şeytanın simgesidir, Adem’e elmayı vermesini sağlayan Havva aracılığıyla. Bir yandan tıpta kullanılan, Hermes’in asası üstündeki yılandır, aynı zamanda kundalinidir. Reptiller için de aynı şey geçerli. Yaradan’a yakın olanlar var, uzak olanlar var. Dünya’da savaş var diye Dünya’daki bütün insanlara kötü diyemezsiniz. Orada insanların düşük ve yüksek enerjili olanları var. Buna benziyor. Bazen öyle genelleme yapıyor ki; bütün reptiller bizi kandırmaya çalışıyor, yönetmeye çalışıyor gibi. Son zamanlardaki algı var. Reptil dediğimiz ırk, Dünya üzerinde yaşayan sürüngenlerdir.

Enerjetik olarak çalışan Dünya’da şu anda var olmayan, geçmişte yaşamış ırklardan biri ejderhalar, özellikle ateş ejderhaları elementallerdir. Ejderhalar sizinle beraber çalışmak ister ya da siz onlarla çalışmak isteyebilirsiniz. Ateş elementini temsil eden varlık gruplarıdır ve çok güçlülerdir enerjetik olarak, ateşi çok iyi kullanırlar. Hatta özellikle Mısır’da kullanılan bir sistem var. Ra sheeba’da onların ejderleri vardır. Çin’de de kullanılır yine ejder sembolü.

Bu alemin ustalarından biri cinler. Cinler ateşten yaratılan varlıklar. Ateş aleminin temsilcilerinden biri olduğunu görüyoruz. Hz.Süleyman’ın da birebir çalıştığı varlık gruplarından biri. Cinler beden almak istememiş, ateşten yaratılmış, yani sadece ruhu var, beden yok. Sülfür ve Merkür var, tuz yok. Cin aleminin içinde ustaları, üstatları var. Onların da manipüle edenleri, insanları kullanmaya çalışanları var. Aynı insanlar gibi düşünelim. Onların da Yaradan’a yüksek çalışanları var. Hatta dinde de rahmani ve şeytani ayırımı var.

Ateş Elementi ve Melek

Ateş elementi ile çalışan melek, Baş melek Mikail arındırıcı ışığı vardır, ateş elementiyle arındırır. Bir kılıcı var, ateş elementini temsil edenlerden birinin kılıç olmasının sebebi budur. Kılıç adaleti sembolize ederken bir yandan da arınmayı temsil ediyor. Bizim en yüksek düzeyde arınmamızı temsil eden enstrümanlardan biri kılıç. Seremonilerde kullandığımız şeylerden biri.

Ateş elementiyle çalışacağınız varlıkları Yaradan’ın isimleri, esmaları, bilinç boyutları olarak görüyoruz. Çünkü bu Dünya üzerinden en yüksek düzeyde yaşamış, geçmiş ruhlar çoğu. Burada çalışacağımız varlık; Ares (Mars), gezegen olarak da Mars’ı temsil ediyor. Savaş tanrısı olarak ifade edilir ama içimizdeki barışı oluşturan güçlerden biridir Ares.

Antik Yunan Tanrıları

Antik Yunan Tanrılarından Apollo ateşim temsili. Helios vardır, Antik Yunan’da güneş anlamına geliyor. Hephaistos (Vulkan), volkan belki oradan geliyor. Hestia, Bel, Mabon (yaz zamanına genellikle mabon derler), Nors (Norveç, İskandinav tarafı), Balder, Loki. Mısır’a baktığımız zaman Ra geliyor buraya, AmonRa. Horus, Ptah, Şamaş (İran tarafından adı geçen, aynı zamanda Sümer Tanrılarından biri), Nusku.

Ateş elementiyle çalışan, zaten bu dünya üzerinde var olmuş tanrı karakterleri ile çalışmamız, aynı zamanda onlarla iş birliği kurmamıza, onların bilincini bu dünyaya ifade etmemizi sağlıyor. Bunu şuna benzetebiliriz: Muhammed’i Bilinç, bir bilinç sonuç olarak. Fiziki olarak varlığından öte Mesih bir bilinç ortamı. Mesih dediğiniz anda o bilinç ortamına dahil oluyorsunuz. Burada aslında bu Tanrısal karakterleri arketip çağırma gibi, bir gücü, bir esmayı çağırma gibi görürseniz, o zaman teklik bilincinden uzaklaşmayız.

Soru: Hangi alanlarda çalışırken ateş elementini kullanıyoruz?

İradeyi temsil ediyor, kendi gücünüzü açığa çıkarmak, içsel Yaradan’dan gelen gücünüzü açığa çıkarmak için kullanıyoruz. Eğer kendinizi güçsüz hissediyorsanız, yapamaz gibi hissediyorsanız, bu konuda iradem yok diyorsanız ateş elementi ile bağlantıda olmanızda yarar var.

İrade konusuna baktığımız zaman, rutin bir şeyi tekrarlayamıyorum, bu konuda bir türlü başaramıyorum diyorsanız, ateş elementi sizi bu irade içine alıp zorlandığınız konuyu çok kolay yapmanızı sağlıyor. İrade ve stabiliteyi çok iyi sağlıyor. Yaradan’ın gücünü bu Dünya üzerinde ifade etmek.

Arzu ateştir. Arzu ateşini yakmadığımız sürece, herhangi bir şekilde yaratımı gerçekleştiremeyiz. Özellikle arzu yoksa içinizde herhangi bir şeyi oldurma gücünüz de yoktur. Yaradan bir şeyi gerçekleştirmenizi arzu ediyorsa, bunu içinize bir arzu olarak yerleştirir.

Arzularınızdan kaçmayın, yok etmeyin, bastırmayın. Hatta arzularınızı dünyasal ve ruhsal olarak ayırmayın. Ruhsal çalışma içinde olanlar, arzularını; maddesel ve ruhsal arzular diye ikiye ayırırlar. Dünya ile bağlantılı arzularınız yine kaynakla bağlantılı arzularınız. Parayı, bolluğu arzuluyor olabilirsiniz, bunda bir sakınca yok. Arzunuz yeni bir gerçeklik oluşturmanızı sağlayacak. Bolluk içinde olmanız daha fazla insana ulaşabilmenizi sağlayacak. Daha fazla insana ışığınızı yaymanızı sağlayacak. Para arzusunda da herhangi bir şey yok. Arzu yoksa içinizde siz ölüsünüzdür. Arzu bedeninizdeki hareket ateşini yakar, yani bir şey yapma.

Tasavvuf Aşamaları

Tasavvuftaki aşamalara baktığımızda insan aydınlanma haline girdiği anda pasif yani yin bir forma bürünür. Daha çok iç aleminde kendisi tam olarak varoluş ile birleşir. Yaradan’ın içinde erir fakat pasiftir. Aslında aydınlanma yin bir durumdur. Siz hiçbir şey yapmak istemezsiniz. Artık her şey sizin için muhteşemdir. İşte tasavvufta buna fena hali deniyor ya da enel hak formu. Enel hakka geldiğimizde iş bitti, çalışmayı tamamladık, artık bundan sonra yeni bir şeyimiz yok zannediyoruz. Özellikle ifade etmiştim; insan hayatınız başlıyor aydınlandıktan sonra. O zamana kadar beşer hayatınız içindeydiniz. İnsanın hikayesi başlıyor. Aynı Emil, Musa, İsa, Muhammed gibi, dış dünyaya çıkıp insanlara dokunmak istiyorsunuz. Bu ateş elementidir işte, o arzu geliyor. Aydınlanma içindeyken arzunuz olmadığı için herhangi bir şeyi de gerçekleştirmeyi arzulamıyorsunuz. Hatta hiçbir arzunuz da kalmıyor. Fakat ondan sonra oldurma arzusu geliyor. Yaradan’ı fiziki olarak dış dünyaya gösterme arzusu.

Arzunun ateşi Yaradan’ın ateşidir. Evren hareketi alkışlar, arzularınızı, bir konuda adım atmanızı.

Güç dedik aynı zamanda. Bunun yanında ışığın her formu ateştir. Mesela nefes çalışması yaptığınızda bedeninizde dolaştırdığınız şey ateştir; Yaradan’ın ışığı, ateşi. Güneş ateştir, Yaradan’ın ışığı da ateştir. Onun temsili formlarından biri. Işığınızı artırmak için ateş elementinizi artırıyorsunuz. Işık yani nefes çalışması da ateş elementinin çalışmalarındandır.

Cinsellik ateş elementiyle bağlantılı ancak cinselliğin daha çok enerjisel yanı su elementi ile bağlantılı. Cinsellik içindeki ateş durumu, cinsel enerji yükseldiğinde bedeninizdeki ateş de yükselir. Kundalini yükseldiğinde bedeninizdeki ateş de artar. Cinsel eylem enerjisel olarak su elementini temsil ettiği halde cinsel eylemdeki ışığın yükselmesi, cinselliğin içindeki tutku ateş. Cinsellik eylem olarak baktığınızda bir varlığın diğer varlığa akması, birleşme hali, bunu su elementiyle birleştirdiğinizde o kadar kaynaşma birbirini teslim etme oluyor. Su aynı zamanda teslim etme. Enerjisel olarak baktığınızda ateşi de yükseltiyor.

Cinler dediğimiz varlıklar, bu iki elementi alıyorlar fakat bedeni; su ve toprağı almayı arzu etmiyorlar. Çünkü bedene girmeyi arzu etmiyorlar. Onların farkı bu.

Dolunayda Ateşin Gücünden Nasıl Faydalanılır?    

Ateşin içinde çözmek istediğiniz bir şeyi ateşin içine atıp yakmak serbest bırakmayı kolaylaştırıyor. Birden bakıyorsunuz ateş onu dönüştürmüş. Kolaylaştırıcı yollardan biri duygularınızı ateşe atabilirsiniz. Dolunay da bunun için güzel bir gün.

Kâğıdın üzerine çözmek istediğiniz, örneğin saflaştırmak istediğiniz duygunuzu; ya dışarıya çıktığımda hastalanırsam düşüncesinden doğan KORKU (duygu) gibi. Dolunay zamanında, özellikle 24:00 civarı bir ateş yakıp içine atmak kağıdı. Yakma kadim zamanlardan beri kullanılan bir yöntem. Yaşamınızda çözmek istediğiniz bir haliniz var, duygunuz, düşünceniz var. Ateşle dönüşümü kolaylaşır. Saflaşma yaptıklarınız yakabilirsiniz mesela. Saflaşma yapmadığınız şeyi de yapabilirsiniz, saflaşma yapmanızı kolaylaştırır. Öncesinde bir iki kez saflaştırmanız gereken konular var, farklı zamanlarda gelen. Bir kez çalışırsınız belki ortadan tamamen kalkar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir