Torus Kafesi

Bu dünyada var olan her şey etrafında bir manyetik alan formu taşıyor. Bir mıknatısın etrafına demir tozları attığınızda torus şeklini oluşturur. Bizim de etrafımızda manyetik çizgiler var, dünyanın etrafında da ley hatları yani manyetik çizgiler var.

Her bir organın da torus alanı var;
her bir çakranın da torus alanı var ve bedenin etrafında genel bir torus alanı var. Muon denen bir parçacığı var atomun, elektron, protondan çok daha küçük. Bir görünüyor bir kayboluyor mikroskobun altında baktığınızda. Çünkü bir bedeninizde bir evrenin öteki ucunda, ışık hızından çok daha hızlı hareket ediyor ve yörüngesi çok geniş. 

Bizim bedenimiz trilyonlarca atomdan oluşur ve bizim atomlarımızın muon ve nötrinoları evrenin her yanında hareket halinde ve dolayısıyla biz de aslında her yerdeyiz.  Torus alanının görevi, 

Dünyanın manyetik hatlarını çizilmesini ve değişimleri takip dünyanın manyetik hattı güneşi ışınlarının dünyaya ne kadar ineceğini belirler. İnsan bilinci düştüğünde manyetik hatlar kalınlaşır ki insanlar fazla kaynak ışığına maruz kalmasın. İnsan bilinci yükseldiğinde manyetik hatlar incelir ki kaynağın ışığı daha çok gelsin.

Universal Calibration Lattice- Evrensel Kalibrasyon Kafesi – Peggy Phoenix Dubro ve Kryon’un kanallığı ile ortaya çıkıyor etrafımızdaki bu kafesin varlığı.  

Bu kafes altın ipliklerden oluşuyor. Kafes pranik tüp boyutlarında. Aşağıdaki birleşme yerine aşağı merkez, yukarıdaki birleşme yerine de yukarı merkez diyoruz. Bir de omurganın ortasından geçen, baş parmak kalınlığında pranik tüpün dışında bir Hay kanalı var. Kafesin üç önde, üç arkada, üç sağda, üç solda olmak üzere toplam 12 ipliği var. Ve her bir çakra merkezimizden bu ipliklere bağlanan 3 tane iplikçiğimiz var ve bu sonsuzluk işareti şeklinde. 

Tepeden bağlantı tek, ayak altından üç tane. Sicim teorisiyle de bağlantılı bu kafes.  Her bir bölgemizin ayrı bir sesi var. 

Kurs Önizlemeleri

Şu yazılarda hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın