Simya’da dönüşümün hikmetleri

Simya’da dönüşümün hikmetleri

Nerede enerji kaçağımız var, elektrik kaçakları, nerede kaybediyoruz enerjimizi? Dünyadaki herkesi sevmek size hiç bir yorgunluk vermez, yükü olmaz. Gün içinde enerjiniz o kadar yükselir ki. Ama bir kişiye kızın, bütün günün enerjisi biter, kolunuzu kaldıramazsınız. Nerede enerji kaybediyorsunuz, öfkeleniyorsunuz; üzülerek mi, korkuyorsunuz, telaşlanıyorsunuz, enerji kaçağınız nerede? Oraya bakın simyacı olarak. Kolektif bilinçte bunu dönüştürme arzusundasınız. O zaman kaçakları bulun, gün içinde bulduklarınızı ya değiştirin ya oradan çıkın ya kasınızı düzeltin stabil kalın. Dış dünyadaki manzarayı, içinizi dönüştürerek değiştirmek istiyorsunuz madem; mesajı görün. İnsanlar enerjilerini, öfkeye, korkuya, nefrete çok fazla harcıyor diyor sistem.

Simyada Sınırlar

Kaldırın duvarlarınızı, savunmaya ihtiyacınız yok. Tam tersine kalbinizin ışığı güvende olmanızı sağlayan en büyük şey. Duvarınız yoksa güvendesiniz. Ne kadar duvar, o kadar güvensizlik. Ne kadar duvar koyarsanız etrafınızdan o kadar saldırıya uğrarsınız. Dış dünya o kadar üzerinize gelir. Yaradan diyor ki; seni sevmek istiyorum, şu duvarı kaldır!. Duvarlar kalktıkça sevgiyi hissediyorsun. Acı çekmek insanları olgunlaştırıyor olabilir, doğrudur, onurlandırıyorum. Düşerek öğrenmeyi onurlandırıyorum. Bir yerlerini kanatarak, bedeni yok sayarak öğrenmeyi, maddeyi yok sayarak öğrenmeyi onurlandırıyorum. Maddenin ötesine geçerek maddeyi elinin tersi ile iterek yürümeyi onurlandırıyorum. Ancak yeni yol bu değil! Yeni yol, sizin düşerek acı çekerek öğreneceğiniz yol değil. O zaman bilmediğimiz zamanlardı. Bilmediğimiz zamanlarda bir şeyi öğrenmek için acı çekmemiz gerekiyordu ki oradan olgunlaşalım. Bütün acıları çekti insanlık. Bir şeyin bir kere yaşanması yeterlidir. Geçmiş yaşamdan bu yana en büyük acıları da gördünüz. Öğrenmek için bir daha aynı şeyleri yaşamaya gerek yok. Bütün acı ve korku türleri insanlık üzerinde yaşandı, kayıtlandı. Tekrar tekrar yaşamak ve görmek için ısrar etmeye gerek yok.

Simya Tarihi

1989’daki Büyük Uyumlu Kavuşum’dan sonra gelişen süreçte bu sistem değişti. Daha doğrusu gelen bütün rehberlerin, meleklerin bütün üstatların ustaların söylediği; acı çekme dönemi bitti artık. Olgunlaştığınızı gösteren şey, sevincinizin büyüklüğü. Yaşamdan ne kadar mutluluk duyduğunuzla bağlantılı olgunlaşmanız. Ne kadar mutluluk, neşe, o kadar tekamül. Yaşamınızda ne kadar sevinç yaratıyorsanız o kadar hızlı tekamül ediyorsunuz artık. Çünkü öbür yolların hepsini denedik ve onlar bitti. Onları denedik kayıtlılar, hatta onların kodları var; İçine girdiğiniz çıktığınız duyguların kodları var ilahi sistemde. Binlerce, milyonlarca duygunun içinden geçtik. Onları tekrarlamaya gerek yok. O kodlar denendi, fizik bedene inildi, iniş vazifesi tamamlandı.

Merkezde olduğumuzu nereden anlıyoruz; ne kadar mutlu olduğumuzdan, ne kadar andan keyif aldığımızdan, sevinç duyduğumuzdan. Sistem diyor ki, yara bereye ihtiyaç yok. Aşağı iniş sürecinde kendinizi yoğunlaştırmak için yaptınız bunları.

Bir çok yöntem var duyguları halledebileceğiniz. Regresyon, hipnoz, geçmiş yaşama gidip orada çözme var, duyguların iyice derinlerine girmek var, kendini hırpalamak var. Ancak bir duyguyu kendine sorduğunuz sorular ile halledebiliyorsunuz. Şu an hangi haldeyim? Bu bana faydalı mı? İçinde bulunduğum bu halimden razı mıyım? Şu andaki duygumu kabul ediyor muyum? Gibi kendinle bağlantı sağlayan sorular. Sorunu çözen kabul.

Simya ve Korku

Kendine senin korku içindeki varlığını kabul ediyorum. Ben korku içinde korku duyan varlığımı kabul ediyorum, diyebilmek. En kolay yol, kabul ve koşulsuz sevgi.

Bir aynaya bakıp gözlerinizin içine Seni seviyorum demek kolay yol. Son zamanlarda ilahi mekanizmadan gelen bütün yöntemlerin kolay olduğunu görüyoruz. İnsanlar kolay olduğu için basit zannediyor. Kolay ama altında milyon hikmet var o kolaylığın.

Kendinizi iyi hissetmeyebilirsiniz, cehenneme girebilirsiniz. Ama öyle değil gülmek, oyundayım demek. Rol arkadaşlarınızla o oyunun ilahiliğini anlamak. Sistemin bize önerdiği, simyanın önerdiği yol bu, bir yerlerinizi kanatmanız gerekmiyor. Siz isteyebilirsiniz, bunu da onurlandırın. Mutluluğu yayan simyacıların insanlara daha fazla dokunduğunu görüyorum. Merkezde kalmayı her zaman, bazen kendinizi zorlayarak merkeze dönmenizi öneriyorum. En karanlık yanınızla karşılaşırken bile daima Yaradan ile olmak. Öfke dolu, sevgisiz, en karanlık yönünüzle karşılaşırken bile o tarafınızla buluşurken bile, canavarken bile vay be sen de güzelsin deyip merkezde kalmak, çünkü onu da siz oluşturdunuz, onu onurlandırın. Bakmaktan henüz korktuğumuz; sevgiyi daha az alan ve veren bir tarafımız var. Ona bakarken de yine merkezde kalmayı öneriyorum. En fazla şifalandırdığımız yer orası.

Simyacı her an eylem halinde, hiç bir zaman durmuyor. Teslimiyet durmak değil, sonsuz hızla yürümek demek, önündeki tüm engelleri kaldırmak demek. Tüm varoluşla önünüzde hiçbir engelin kalmaması demek. Teslimiyet sadece gözlerini açmak, uyanmak demek. Doğaya gerçek hakikatiyle bakmak demek.

Bedenimiz bağışıklık mekanizmasıyla bize mesaj veriyor. Hemen buraya bi bak diyor. Simyacı tavrı; gördüklerine duygu, kaygı, endişe yok, eylem var. Simyacı daima eylem halindedir. 3. boyut bilincinde olan insanların tavrı; duyguların içinde savrulmak oluyor, adım atacağı zaman düşünüyor. Simyacı mesaj alıp ilerliyor. Daima merkezde olmak bu aynı zamanda; bütün mesajları almak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir